|
Söylenecek çok söz olduğu için esnek çalışma modeline devam edelim istiyorum bu yazımızda da. Öğleye kadar okul, öğleden sonra 5 saatlik çalışma temposu ile geçirilmiş yıllarım oldu İngiltere’de. Saati 5 sterlinden haftada 125 sterlin, ayda 500 sterlin hiç de fena değildi bir öğrenci için. Evet, ben bir öğrenciydim ve aynı zamanda para kazanabiliyordum. Birçok Avrupa ülkesinde ve Amerika’da öğrenciler eğitimleri sırasında çalışma imkanına da sahip olabiliyor. Hatta çalışmak durumda bırakılabiliyorlar, gelir durumları ne olursa olsun… Ülkemizde ise 22-23 yaşına kadar para kazanmanın ne demek olduğunu bilmeyen bir gençlik yetiştiriyor, sonrasında da ‘buyur çalış’ veya ‘yönet ve para kazan’ diyoruz damdan düşercesine. Ve bu da yetmiyor, bu gençlikten güzel bir gelecek bekliyoruz. Toplumumuzdaki bu sosyal yarayı deşmek değil amacım ama konuyu refah seviyesi gelişmiş, hazır işgücü ile ilgili sorunları minimize edebilmiş, onunla da yetinmeyip öğrencilere de iş olanakları sağlamış ülkelerin düşük oranda işsizlik, yüksek verimlilik sağlayan esnek çalışma yöntemlerine getirmek istiyorum. Ekonomik durgunluğun en önemli göstergeleri yeni yatırımların gerçekleştirilememesi, küçülen veya kapanan işletmelerdir. Ve dolayısı ile işgücünün işini kaybetmesidir. Ülkemizin kronik sorunu olan işsizlik, iş yaşamına yeni katılmayı bekleyen genç kuşağa iş olanakları sağlayamayan pasif istihdam politikaları nedeni ile durumun vahameti artmaktadır. Ekonomik durgunluğun giderek arttığı bu dönemlerde, işsizliğin azaltılmasında ve çalışma mecraları oluşturulmasında uygulanabilecek en iyi yöntem esnek çalışma biçimidir. Genç nüfusumuz ve tercih edilir maliyetlerimiz nedeni ile hala yatırıma uygun olan ülkemize yabancı yatırımcıların teşvik edilebilmesi ve genç kuşağa yeni iş alanları sağlanabilmesi istihdam edilebilirlik temel ilkesi ile mümkün olacaktır. Bu politika her şeyin iyi olduğu dönemlerde, hem ekonomik büyümede hem de istihdam artışında da dikkate alınmalıdır. Öngörülemeyen ekonomik dalgalanmalar ve sonucunda yaşanan ekonomik durgunluk dönemlerinde işletmeleri krize karşı az da olsa koruması ve işgücü kaybını minimize edebilmesi, esnek çalışma modellerinin faydalarından yalnızca birisidir. Tam zamanlı çalışmanın aksine çalışma zamanını ve süresini önceliklerine göre kendi belirleyen esnek çalışma modellerinde işgörenin motivasyonu ve işgücü verimliliği artmaktadır. Böylece hem personelin performansı hem de işletme verimlilik performansı yükselmekte ve işe devamsızlıklar, sık izin almalar ve personel sirkülasyonu sorunları da aşağıya çekilmektedir. Katı çalışma saatleri ve kuralları çerçevesinde kendisine, ailesine ve sosyal yaşantısına zamansızlıktan dolayı önem veremeyen işgören, esnek çalışma modelinde çalışma saatlerini yaşam tarzına göre ayarlayabildiği için daha sağlıklı bir çalışan ve birey olmaktadır. Tüm bunların çerçevesinde istihdamda esnekliği seçmiş işletmelerin dünya standartlarında rekabet edebilme yetkinliği, performansı ve işgücüne sahip olduklarını görmekteyiz. İstihdamı yüksek ülkelerin istihdam politikasının da kısmi süreli yani esnek çalışmaya dayandığını görebilmek hiçte zor değildir.
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|