İstihdam edilebilirlik
Salı, 02 Aralık 2008 15:26

alt

Krizin teğet geçtiği yok. En küçüğünden en büyüğüne tüm işletmelerde etkilerini görmeye başladık.
İşverenin uykusuz geceleri, iş görenin kaygıları her geçen gün artmakta. Ortak kaygı gelir ve gelecek kaygısı.
Ve kaçınılmaz son kapımızda.
Ülke ekonomisine en fazla katkı sağlayan dördüncü şehir olan ve istihdamını en fazla sanayide gerçekleştiren tek il Bursa’da tekstil sektöründe başlayan toplu işten çıkartmalar, otomotiv ve metal sektörüne de sıçramış durumda.
Bugün itibari ile 10 ayın bilançosunun 38 bin kişiden oluşan işsizler ordusu olduğunu söylemek bile, son derece endişe verici.
Var olan iş gücünün haklarını sonuna kadar desteklemeye çalışırken, istihdam alanları ve istihdam edilebilirlik ile ilgili stratejiler geliştiremeyen sosyal devletimizin; en büyük sorunu olan istihdam sorununu çözebilmesi de pek mümkün görünmemekte.
Aşırı ve katı iş güvencesi hükümlerinin istihdamı korumadığına, aksine azalttığına dikkat çekmek isterim.
Bugünkü yazımda; tam günlü standart istihdam şekli konusunda işverenin hatta iş görenin ısrarcı olduğu ülkemizde, kanunlarımıza yeni girmeyi başarabilmiş ama birçok açık kapı bırakmış esnek çalışma biçiminden söz etmek istiyorum.
Esnek çalışma biçimi, ekonomik büyüme hızının yükseltilmesi ve istihdamın artırılarak sosyal refahın yaygınlaştırılması için Avrupa’da 1980’li yıllarda reform niteliğinde ortaya çıkmış ve günümüz  dünya çalışma hayatının odaklandığı başlıca konu haline gelmiştir.
Esnek çalışma literatürde, “Değişen şartlara uyum sağlamak için tarafların üzerinde anlaştığı normlarla çalışma saatlerini, yerlerini, şartlarını değişik ihtiyaçlara göre belirleyebilme serbestisidir” diye yer almaktadır.
Günümüzde teknolojik değişiklikler süratli bir biçimde yaşanmakta, arz-talep değişiklikleri ve beklenmedik ekonomik dalgalanmalar olağan hale gelmektedir.
Bu nedenle rekabet gücünün artırılabilmesi için çalışma yaşamındaki esnekliğe ve esnek çalışma biçimlerine olan gereksinim her geçen gün artmaktadır.
Günümüz global iş dünyasında, katı kurallarla yazılmış çalışma biçimleri ile dünya çapında rekabet etme şansımız yoktur.
Ülke istihdam politikaları içerisinde başrol oyuncusu olması gerektiğine inandığım esnek çalışma yöntemi, düşük oranda işsizlik ve yüksek verimlilik sağlayacak ve refah seviyesini yükseltecektir.
Refah seviyesi gelişmiş ülkelerin gerçekleştirdiği de budur.
Bu ilke ile hareket edebilecek bir istihdam politikası Avrupa Birliği üyeliğine aday ülkemiz için de eşit şartlarda yaşamayı hayalden çıkartmış olacaktır.
İngiltere’de öğrencilik yıllarımda şahsen deneyimlediğim bu yöntemi sonuna kadar destekliyorum. 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız