|
Pazartesi, 16 Şubat 2009 15:49 |
|

Geçtiğimiz haftaki yazımda outplacement, yani yeniden yerleştirmeye değinmiştim ve bu haftaki yazımda da değinmeye devam edeceğim. Evet, her şeyin bir adabı var. İşten çıkartmanın bile. Kriz söyleminden bu yana Bursa’da işten çıkartılan işgücü sayısı 60 bini geçti maalesef. Birçok firma çalışanına hiçbir açıklama yapmadan işine son verirken, parmakla sayılacak kadar az sayıda firma işten çıkartılma nedenlerini ve işletmenin bulunduğu ekonomik durumu içtenlikle çalışanlarına aktararak, bunu yapmak zorunda olduklarını açıklayabilmişlerdir. Bir çok testten, mülakattan ve bir çok departman müdüründen son olarak da Genel Müdür’den geçip ‘bizimle çalışabilir yetkinliktedir’ olurunu verip, işe alımlar yapan bu firmalar aynı hassasiyeti işten çıkartırken maalesef çalışanına gösterememektedir. İşine son verme kararı alınan çalışanla kurulacak iletişim, şirketin imajı ve prestiji açısından son derece önemlidir. Bu nedenle bu kararı aktarması gereken kişinin veya yöneticinin bu konuda eğitimli olması ve iletişim sürecini doğru yürütmesi gerekmektedir. Samimi, net ve dürüst olmalı, karşısındakinin öncelikle bir insan olduğunu unutmadan hümanist duygularla yaklaşması gerekmektedir. Dünya ve ülke ekonomisinden bahsederek son olarak işletmenin içerisinde bulunduğu darboğazdan ve işletmenin ayakta kalabilmesi için bunu yapmak zorunda oldukları tüm samimi duygularla aktarılmalıdır. Bu karar açıklanırken çalışandan gelen tepkiler farklı . Kızabilir, itiraz edebilir, ağlayabilir, ne kadar zor durumda kalacağını anlatarak yöneticiyi veya kararı ibraz eden kişiyi işten çıkartılmaması konusunda ikna etmeye çalışabilir. Bunların tamamına hazırlıklı olunmalı ve çalışanı anladığınız hissettirilmelidir. Fakat tüm bunlara rağmen alınan şirket kararının arkasında durmak ve net olduğunuzu zor da olsa göstermeniz gereklidir. Özellikle bu süreçte, gerek geleneksel gerekse modern yaklaşımla yeniden iş bulabilmeleri konusunda destek verileceği vurgulanmalıdır. İşten çıkartılan çalışanlar itilmiş, yalnız ve çaresiz hissettirilmemelidir. Her fırsatta dile getirmeye çalıştığım ve asla unutulmaması gereken bu sosyal sorumluluğa tüm şirketler sahip çıkmalıdır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|