Aidiyet ve değer
Pazartesi, 06 Temmuz 2009 13:57

alt

Tüm işverenler ve yöneticiler çalışanlarında performanslarından önce aidiyet duygusunu aramaktadırlar. Bunu itiraf etmek güç olsa da çoğunluğunun önceliği olduğunu tahmin etmek hiç de zor değildir.
Çalışanların kurum hedeflerine, vizyon ve misyonu ile bütünleşmesinin yolunun aidiyet duygusundan geçtiğine inanılır. Kısmen doğrudur da. Aynı zamanda kurum kültürü oluşturulmasının yolunun da aidiyet duygusundan geçtiğine inanılır. Bu ulvi duygunun geliştirilebilmesinin birçok yöntemi vardır. Kurum ve çalışanlar arasındaki iletişimin artırılması, özellikle hiyerarşinin azaltılarak üst yöneticilerle tüm çalışanların doğrudan iletişim kurması oldukça etkileyici olacaktır. Çalışanlar arasında sosyal ilişkilerin artırılmasına yönelik faaliyetlerin yapılması, başarılarının bizzat kutlanması, çalışanlarının aileleri ve özel günleri ile ilgilenilmesi aidiyet duygusunun artırılmasını doğrudan etkileyen yaklaşımlardır.
Çalışanları ile empati kurabilen işletmeler insan kaynağını yönetmekte daha başarılı olacaklardır.
Ya tüm bunları yapmadan çalışanlarından aidiyet bekleyen işletmelere ne demeli? Çalışanına hiçbir manevi yatırım yapmadığı halde sadakat beklemek veya işletmenin ortak çıkarları için çaba sarf etmesini beklemek ne kadar da trajikomik bir durum değil mi?
İşlerin iyi olduğu dönemlerde birçok ultra modern yöntemlerle ve kılı kırk yararak işe alım yapan işletmeler aidiyet duygusunun olmadığına inandıkları veya hissettikleri adayları işe almamakta hiç tereddüt etmemişlerdi.
İşletmenin geleceği ve başarısı için elinden geleninin en iyisini yapan, işletme tehdit altında iken sorumluluk alan ve var gücüyle çalışan, işletmeninin çalışanı olmaktan gururlanan, işletmeyi eleştiren ama bunun kurum içerisinde kalmasını sağlayan, problemlerin çözümü için gönüllü olan, kendisini geliştiren ve bunu firmasının çıkarları için kullanan, diğer çalışanların kendilerini geliştirebilmeleri için teşvik eden, işletmenin kurallarını çok iyi bilen ve kuralların uygulanması için de diğer çalışanlara örnek olan bir profil aranmakta veya tüm bunları aynı insanda bulunmasını sağlamak adına da inanılmaz yatırımlar yapılmakta.
Peki, bir süpermen yetiştirmeye çalışan bu ultra modern İnsan Kaynakları yaklaşımları sergileyen kurumlar, kriz dönemlerinde çalışanlarından beklediği aidiyet duygusunu çalışanlarına gösterebilmişler midir?
Kaç firma üstün performans sergilemiş bu süpermenlerin kuruma kattığı katma değeri düşünmüştür. Eminim yöneticiler tarafından süpermenleri gözden çıkartmak hiç de kolay olmamıştır ama kaçı üst yönetime gerektiği kadar direnebilmiştir sizce?


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız