| Vergi teşvik planımız ve zararlı vergi rekabeti |
| Pazartesi, 01 Mart 2010 22:00 | |||
![]() Dünyamızda global sermaye hareketliliğinin artması, ulusal ekonomiler için birçok yeni gelişmeyi gündeme taşımıştır. Bu gelişmeler devletlerin maliye politikalarını da doğrudan etkilemeye başlamıştır. Sermaye ve emek gibi üretim faktörleri hızla yüksek vergili ülkelerden düşük vergili ülkelere hareket etmeye başlamış, bu da ülkelerin vergi oranlarını, vergisel şartlarını kendi başlarına belirleyebilme imkanını sınırlamıştır. Ülkeler hareketli üretim faktörlerini ülkelerine çekmek için çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerin en etkililerinden biri üretim faktörleri lehine bir vergi yapısı düzenlemektir. Bir bölge veya ülkedeki bireyler ve işletmelere teşvik sağlamak üzere vergisel ayrıcalıklar kullanarak farklı vergilendirme yetkisine sahip birimler (ülkeler) arasındaki rekabet türüne “vergi rekabeti” denildiğini önceki yazılarımızda belirtmiştik. Bir ülke tarafından belirlenen vergi rekabeti ortaya çıkardığı sonuçlara göre, yararlı ya da zararlı vergi rekabeti olarak değerlendirilebilmektedir. VERGİ CENNETLERİ OECD’nin (Organization for Economic Cooperation and Development-Ekonomik İşbirliği ve KalkınmaTeşkilatı) üzerinde çalıştığı zararlı vergi rekabeti örneklerinin en başında “vergi cennetleri” gelmektedir. Küresel şirketlerin vergi planlamaları içerisinde önemli yer tutan vergi cennetlerinin tanımını da ortaya çıkaracak aşağıda belirtilen kriterler aynı zamanda zararlı vergi rekabetinin de şartlarının oluştuğu parametreler olmaktadırlar. - Vergilendirmenin bulunmadığı veya sadece nominal vergilerin olduğu bir ortam, - Efektif bilgi değişiminin olmaması, - Şeffaflıktan yoksunluk, - Esaslı bir reel iktisadi faaliyetin olmaması, Yukarıda belirtilen şartlar oluşmuş ise “vergi cenneti” statüsünün oluştuğu bazı ilave incelemelerle kabul edilmektedir. OECD raporlarına vergi cenneti olarak giren ülkelerin bazıları aşağıdaki gibidir. Bahama, Bahreyn, Virgin Adaları, Dominik Cumhuriyeti, Cebelitarık, Jersey, Liberia, Liechtenstein, Maldivler, Monaco, Hollanda Antilleri, Panama ve ismi kamuoyunca bilinmeyen bazı küçük ülke ve ada devletleri bu kategori içerisine alınmışlardır. Bu ülkelerin bazıları bu tür uygulamalara son vereceklerine dair taahhütlerde bulunmuşlardır. TERCİHLİ TİCARET REJİMLERİ Zararlı vergi rekabeti olarak tanımlanan bir diğer uygulama ise ‘Tercihli Ticaret Rejimleri’dir. Bu rejimi uygulayan ülkeler nedeniyle diğer ülkelerin vergi sistemleri üzerinde tahrip edici etkilerin oluştuğu belirlenmiştir. Tercihli Ticaret Rejimi teşhisi konulabilmesi için bir ülkenin aşağıda belirtilen uygulamalardan biri veya birkaçını gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. - Efektif vergi oranının sıfır veya oldukça düşük olması, - Ülkedeki mukimlerin yararlanamadığı ve sadece yabancılar için ayrıcalık oluşturan vergi rejimlerinin bulunması, - Uygulanmakta olan rejimlerin şeffaf olmaması, - Rejimin uygulandığı ülkenin diğer ülkelerle bilgi paylaşımına yönelmemesi. 2000’li yıllarda OECD’nin çeşitli ülkelerde tespit ettiği özel vergi uygulamalarından 47 tanesinin “zararlı” olduğunu tespit etmiştir. Bu özel rejimlerin 2 tanesi de Türkiye’deki uygulamalardır. Bunların birincisi Serbest Bölge uygulamaları, diğeri ise İstanbul Off Shore Bankacılık Rejimi’dir. Yapılan itirazlar ile serbest bölgelerin zararlı olmadığı sonucuna varıldı. Diğer uygulama olan Off Shore Bankacılık Rejimi ise kaldırıldı. İLGİNÇ ÖRNEKLER VE TEDBİRLER Zararlı bulunan diğer ülke uygulamalarına örnek olarak Lüksemburg’un 1929 Holding Şirket uygulaması, Yunanistan’ın yabancı şirket şube rejimi, Fransa’nın Lojistik Merkezler için uyguladığı vergi sistemi ve Belçika’nın Hizmet Merkezleri için uyguladığı rejim sayılabilir. Türkiye, OECD ve AB nezdinde bu tür itirazlarla karşılaşmamak için mevzuatında 2 önemli değişiklik yapmıştır. Kurumlar Vergisi’nde “Kontrol Edilen Yabancı Kurum Kazançları” düzenlemesi ile sermayenin zararlı vergi rekabeti yapan ülkelere gitmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Diğer düzenleme ise “Dar Mükellefiyetle Vergi Kesintisi” başlığı altında vergi cennetlerine yapılan ödemelerden yüzde 30 oranında vergi kesintisi öngörülerek bu tür uygulamalardan mükelleflerin caydırılması amaçlanmıştır. Ayrıca G-20 ülkelerinin bu konuyu küresel krizle ilişkilendiren kararları dikkat çekicidir. Zararlı vergi rekabetinin şeffaflığın ve bilgi değişiminin olabildiği vergi rejimlerinde gündeme getirilmediği görülmektedir. Bu kapsamda ülkelerin özellikle KOBİ düzeyindeki işletmelerine belirli performans kriterleri öngörerek vergi avantajları sağlamaları toplam verimliliği ve ticareti artırıcı etki yaratacağı için zararlı bulunmamaktadır. Bu gerekçelerle rekabet gücümüz için ülkemizin acilen ihtiyaç duyduğu KOBİ’lerin yeniden yapılandırılmaları amaçlı ayrımcı olmayan özel bir vergi rejimini tartışmanın tam zamanı olduğu kanaatindeyim. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

