| Türkiye’nin 2023 ulaştırma vizyonu (10. Ulaştırma Şurası) |
| Pazartesi, 12 Ekim 2009 13:16 | |||
![]() Ulaştırma Bakanlığı’nın kuruluş yasası gereği olarak politika tespiti, strateji ve vizyon önerilerinin ele alındığı Ulaştırma Şuralarının 10.’su 27 Eylül-1 Ekim 2009 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Son olarak 1998 yılında düzenlenmiş olan Ulaştırma Şurası, ulaştırma ana planına ve AB katılım vizyonumuza önemli katkılar sağlayan bir platform özelliği taşıyor. Dünyanın yaşamakta olduğu değişim dinamikleri içinde şeffaf, katılımcı, paylaşımcı, demokratik, verimli, hızlı, güvenli, yüksek teknolojiye dayanan ekonomik ve rekabetçi bir ulaşım ve haberleşme sisteminin topluca tasarlanmasına yönelik hedef, önlem ve önceliklerin belirlenmesi bu şuranın konusunu oluşturdu. Ayrıca stratejik ulaştırma projeleri için şuralarda proje öneri bankası oluşturulması imkanı da oluşabilmektedir. SINIR ÖTESİ PROJELER Türkiye, ilk defa bu şura münasebetiyle komşuları ile ulaştırma ve haberleşme platformu oluşturup ortak projeleri konuşma imkanı buldu. İlk gün yapılan Ulaştırma Bakanları Panelinde Türkiye’den başka İtalya, Bulgaristan, Makedonya, Ukrayna, Azerbeycan, Irak, İran, Suriye, Bosna-Hersek gibi ülkeler temsil edildi. “Chindia” gerçeği ve Uzakdoğu odaklı ekonomik gelişmeler Türkiye’nin tarihi doğu-batı ulaşım misyonunu daha da önemli kılmaktadır. Bu bağlamda Türkiye karayolları ve demiryolları ağlarını geliştirmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda Bakü-Türkiye-Trans Anadolu-Trans Kafkasya ve Trans Sibirya hatları gündemde. Nüfusu AB boyutuna varan Karadeniz Havzası’nın önemli bir ticaret denizi haline gelmesi bu bölgenin yeni ulaşım koridorlarını da gündeme getirmiştir. Kiev’den İzmir’e, Batum’dan İskenderun’a, Samsun’dan Mersin’e, Türkiye’den Hicaz’a, İstanbul’dan Bağdat ve Basra’ya yeni ulaşım hatları (otoyol, demiryolu vb.) açılması şuranın önemli başlıkları oldular. Diğer taraftan Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de büyük liman kentler oluşturarak dış ticaretimizin geliştirilmesinin amaçlandığı görülmektedir. Limanlar, lojistik köyler ve havaalanlarının demir ve karayolları ile entegre edilmesi, kuruvaziye turizminin gereği olan kıyı yapıları oluşturulması düşüncelerine vurgu yapılmıştır. REKABETÇİ EKONOMİNİN ALTYAPISI 2008’de 75 milyar dolar olan hava kargo pazarının 2030’larda 200 milyar dolar seviyelerine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizin bu alanda söz sahibi olabilmesi için en az 10 milyar dolarlıklık bir hacme ulaşması gerekmektedir. 2020’lere kadar havayolu şirketlerinin 29 bin 300 adet yeni uçak talebi olacaktır. 3,2 trilyon dolarlık bu pazarın önemli bir bölümü 70 koltuğa kadar kapasiteye sahip uçaklar olup, bu uçakları her ülke kendi kaynakları ile üretmek durumundadır. Ulaştırma Şurası’nın ana omurgasını oluşturan ve dünyanın çeşitli ülkelerinden yetkin isimlerin buluştuğu panellerde Kara, Deniz, Hava ve Demiryollarında Altyapı, Ar-Ge, Operasyon ve Regülasyon başlıkları altında önemli değerlendirmeler yapıldı. Ayrıca ulaştırma sistemlerinin geneli ile ilgili çevre, lojistik ve finansman başlıkları ayrı ayrı panel konuları oldular. Boru hattı, engelliler ve posta idaresi de ayrıntılı olarak masaya yatırılan konulardı. İletişim ve telekomünikasyon alanındaki yenilikler şurada özel önem verilen bir alandı. TARİHİ KAZANIMLAR GÜNDEMDE Bilindiği üzere Türkiye’nin son yıllarda atılım yaptığı alanlardan birisi ulaştırma sektörü. Ekonomide temel iki altyapı unsuru olan ulaştırma ve haberleşme konularında gerçekten önemli değişimler yaşanıyor. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra unutulan demiryollarına yeniden yatırım yapılması, demiryolu yük taşımacılığı, hızlı tiren ve Marmaray projeleri ile bu alana yeni bir vizyon kazandırılması mümkün oldu. Denizcilikte yeni limanlar, gemi inşa sanayisinde dünya sıralamalarına girilmesi, katma değeri ve teknolojisi yüksek gemiler inşa edilmesi, deniz taşımacılığı ve balıkçılıkta ciddi kapasite artışları bu dönemde gerçekleşti. Karayollarında Cumhuriyet tarihi ile mukayese edilen bölünmüş yol yatırımları, çok sayıda otoyol projeleri, tüneller tamamlandı. Havayollarında özellikle THY’nin büyük hamleleri ile dünya çapında uçuş emniyeti ve kalitesi elde edildi. Verimlilik artışları fiyatları daha rekabetçi hale getirdi. Son yıllarda uçağa binen vatandaşlarımızın yaklaşık yüzde 80’i uçağa ilk kez binenlerden oluştu. Haberleşme alanında geniş bant internet, internet sınıfları, ülke genelinde fiber optik ağı kurulması, kablosuz iletişimler, Türkiye’nin Avrupa’nın çağrı merkezi üssü olması ve iletişim alanındaki çok sayıda yenilikler bu dönemde hayata geçti. Başta Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri olmak üzere bu alanda siyasi ve bürokratik düzeylerde sorumluluk alanları kutlamak gerekiyor. 10. Ulaştırma Şurası, Türkiye’nin enerji alanında olduğu gibi ulaştırma alanında da bölgesinde lider ülke konumunu oluşturduğunu net bir şekilde gösterdi. Çünkü bütün yollar Türkiye’ye çıkıyor. Önümüzdeki hafta IMF-Dünya Bankası toplantıları ışığında Türkiye-IMF ilişkilerini inceleyeceğiz. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

