TOKİ ve toplu konut politikalarımız
Pazartesi, 05 Ekim 2009 11:34


Barınma konusu, insanoğlunun her çağda çözüm aradığı önemli sosyal problemlerden birisi olmuştur. Konut açığının temelinde göç, kentleşme, hane halklarının küçülmesi, gelir dağılımı, arsa stoku ve alt yapı gibi nedenler yatmaktadır.
Ülkemizde düzenli konut üretimi Cumhuriyet öncesinden gelen Eytam Sandıkları (Emniyet Sandığı) eliyle ipoteğe dayalı kredi verme şeklinde başlamıştır. 1926 yılında Emlak Bankası AŞ.’nin kurulması ve müteakiben bu konuda belediyelere de yetki verilmesi ile sistemli bir konut üretim ortamının oluşması sağlanmıştır.
1950’li yıllardan sonra şehirlerimize olan hızlı göç ve hızlı nüfus artışı sonucu ülkemiz yoğun bir kentleşme süreci yaşadı. Bu süreç arsa ve konuta olan talebi hızla artırdı ve kentlerimizin plansız ve altyapısız gelişmesine neden oldu.
1966 yılında çıkartılan Gecekondu Yasası ile gecekondulaşmanın önlenmesi amaçlandı. Kooperatifçilik ve toplu konut uygulamalarımızı destekleyen çeşitli yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak bu dönemlerde modern toplu konut uygulamaları radikal sonuçlar üretemedi.
O yıllarda devletin konut üretimine katkısı, afetzedelerin iskanı ve devlet memurlarına lojman yapılması ile sınırlı kaldı. Emlak Bankası, konut kredisi vererek sınırlı olarak süreci destekledi.

KONUTTA İLK ÖNEMLİ HAMLE ÖZAL DÖNEMİNDE
Önemli bir toplu konut hamlesi 1981 yılında çıkartılan Toplu Konut Kanunu ve Toplu Konut Fonu ile gündeme gelmiştir.
Konut politikalarının yürütülmesinde önemli bir rol oynayan Toplu Konut İdaresi (TOKİ), yaklaşık bir milyon konuta finansman desteği sağlamış, aynı zamanda kendi arsaları üzerinde 1984-2003 döneminde toplam 43.145 konutun inşaatını da tamamlamıştır.
Model olarak benimsenen toplu konut uygulamaları konut teknolojisinin ve konut finansmanının gelişmesinde etkili olmuştur.

2002 SONRASI TOKİ
2002 yılı sonrası iki önemli ilkenin öne çıktığını görüyoruz.
- Yerel yönetimlerle işbirliği içinde kentlerdeki gecekondulaşmayı önlemek ve mevcut plan dışı yapı stokunun dönüştürülmesi,
- Dar gelirlilerin kira öder gibi ev sahibi olmalarının sağlanması.
Oluşturulan bu yaklaşım ile modern hayatın gerektirdiği çevre düzeni ile birlikte ticaret, eğitim, sağlık, kültür vb. sosyal ve teknik altyapısı tamamlanmış, doğal ve kültürel değerlerimizin korunduğu örnek yaşam alanları elde edilmesi amaçlandığını görüyoruz.
2002 sonrası TOKİ uygulamalarında kentsel dönüşüm projelerinin yanı sıra küçük sanayi siteleri ve kamunun ihtiyaç duyduğu konut ve tesislerin inşası da ağırlıklı olarak hayata geçiriliyor.
TOKİ’nin 2003-2009 yılları arasında ürettiği konutların 323 bin 404’ü sosyal konut statüsünde olup, 53 bin 8’i ise kaynak geliştirme projeleridir.
Kentsel dönüşüm kapsamında belediyelerle işbirliği halinde yürütülen 162 bin 886 konutluk proje ile gecekondu bölgelerinin dönüşümü amaçlanmaktadır. Bu projeler kapsamında sosyal donatı alanı olarak ise; 545 lise, 16 bin 250 derslikli ilköğretim ve anaokulu, 559 spor salonu, 36 kütüphane, 347 ticaret merkezi, 50 hastane, 78 sağlık ocağı, 279 cami, 38 yurt, 18 sevgi evi (276 bina), 11 Engelsiz Yaşam Merkezi’nin (164 bina) tamamlanarak hizmete alındığı görülüyor. TOKİ’nin süreç içinde yatırım maliyeti 30 milyar TL olan 2 bin 500 ihale gerçekleştirdiği ve bu uygulamalardan doğrudan ve dolaylı olarak 800 bin kişilik istihdam sağlandığı da bir vaka.
Ayrıca tarihi dokunun yenilenmesi ve korunmasına yönelik tescilli taşınmaz kültür varlıkları için toplam 235 projeye 18 milyon TL kredi açılması ve  98 projenin tamamlanmış olması ayrıca özel önem taşıyor.
TOKİ, aşağıdaki hedefler çerçevesinde toplamda 500 bin konut üretimi planladığını açıkladı.
- Belediyelerle işbirliği halinde kentsel yenilenme ve gecekondu dönüşümü,
- Sosyal konut projeleri,
- Büyükşehirlerimizde uydukentler kurulması,
- Orta ölçekli il ve ilçelerde örnek yerleşim birimleri oluşturulması,
- Tarihi mimariye sahip çıkılması ve tarımköy uygulamaları,
- Eğitim tesisleri, sosyal donatılar ve çevre düzenlemeleri,
- Altyapılı arsa üretimi,
Belirtilen veriler ışığında TOKİ’nin hem kentsel dönüşüm projeleri, hem de fakir vatandaşların ev sahibi yapılmasında önemli bir sosyal politika argümanı olduğunu ifade etmek gerekiyor.
   
İNŞAAT SEKTÖRÜ SİSTEMİN NERESİNDE?
Ülkemizde inşaat sektörünün son derece gelişmiş olduğunu göz önüne aldığımızda bir haksız rekabet sorunu var mı anlamında değerlendirmeler de gündeme gelmekte.
Devletin konut sektörünü düzenleyici mahiyette bazı hedefler oluşturmasının doğal olduğu, konut üretiminde alternatif, yenilikçi modeller üreterek, konut piyasasını disipline etmek ve düzenli kentleşmeye katkı vermenin devletin temel görevleri arasında olduğunu belirtelim.
Ayrıca TOKİ’nin acil konut ihtiyacının yüzde 5 ile 10’u kadarını ürettiğini de ifade etmek gerekmektedir.
TOKİ’nin bu projeleri gerçekleştirirken, finansman amaçlı lüks konut projeleri yaptığı da bir gerçek. Bu projelerin toplam içindeki payının az olması inşaat sektörünü ürkütücü bir boyut olmadığını gösteriyor. Ancak şu gerçek ki hiçbir zaman ev sahibi olamayacak gelir düzeyindeki insanlar bu sistemle kira öder gibi ev sahibi olabilmektedirler. Ayrıca TOKİ’nin proje uygulamasını inşaat sektöründen firmalar eliyle gerçekleştirmesi ve özel sektörle ortaklaşa yaptığı  hasılat paylaşımı esaslı projeler, aslında TOKİ’nin özel sektörle rakip değil, proje paydaşı olduğunu da göstermektedir.
Diğer taraftan TOKİ sisteminin ülkenin son yıllardaki ekonomik büyüme ve istihdam sorunlarının çözümüne de olumlu katkılar ürettiğini söylemeliyiz.
TOKİ’nin projelerini yürüttüğü şehirlerin yerel işgücü ve ticaret ortamlarını dikkate alan bir yaklaşım oluşturması sisteme olan itirazları azaltacaktır.
200’ün üzerinde sektöre katkı sağlayan konut inşaat yatırımlarının istihdam ve üretimi tetiklediği, bu nedenle inşaatlarında niteliksiz işçi de çalıştırabilen TOKİ faaliyetlerinin desteklenerek sürdürülmesi önem taşımaktadır.
Ülkemizin deprem kuşağında olması ve aşırı göçten kaynaklanan kaçak yapılaşmanın kentlerimizi büyük afetlerde çaresiz durumlarda bırakabildiği bir ortamda TOKİ, devletin sektörü düzenleyici rolünü üstlenmektedir. TOKİ’nin, gerek kentlerin modern ve güvenli konut ihtiyacının karşılaması, gerekse düşük gelirli vatandaşların ev sahibi olmalarını temin bakımından önemli bir üretim ve finans modeli olduğunu, inşaat sektörü ile birlikte sistemi geliştirerek şehirlerimizi acilen dönüştürmek durumunda olduğumuzu unutmayalım.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız