| Tarımda mikro reform ihtiyacı-II |
| Pazartesi, 18 Ocak 2010 14:00 | |||
![]() Küresel ölçekte tarımın önemli denge problemleri ile karşı karşıya olduğunu ve yapısal sorunlar içerdiğini geçen haftaki yazımızda belirtmiştik. Bugün itibariyle üzerinde durulan önemli tarımsal hedeflerin en önemlisi, tarım nüfusunun azaltılması; bu alanda azaltılan işgücünün ise sanayi veya hizmet sektöründe istihdamının sağlanması. Yüzde 7-8 puanlık bir azalma sağlanmakla birlikte daha önemli bir tarımsal işgücü stokuna sahip olduğumuzu söylemeliyiz. Kaldı ki herhangi bir mesleki teknik eğitim altyapısı bulunmayan bu tür işgücünün kentlerde oluşturdukları sosyal problemler ise ayrı bir konu başlığı. Bu noktada oluşan beklentilerden birisi, kırsal kesimde azaltılmaya çalışılan niteliksiz işgücünü bir ara kademede tutmak ve meslek sahibi olmalarını sağlamak gibi birden çok avantajı içerisinde bulunduran bir mikro projenin hayata geçirilmesi. REFORMUN HEDEFİ YENİDEN YAPILANDIRMA Konunun istihdam ve kentlere göç boyutuna tekrar dönmek üzere burada ara verirsek, esas üzerinde durulması gereken yeniden yapılandırma çalışmasının ölçek ekonomisi ve verimlilik alanında oluştuğu görülmektedir. Yani reform faaliyetinin mikro, yeni işletme bazında gerçekleşmesi önem arz etmektedir. Bu konuda önemli aktörler olarak düzenleyici anlamda Tarım Bakanlığı Teşkilatı, tarım ve hayvancılık alanında üretim faaliyeti yapan şirketler, tarımsal ürün dış ticareti yapan kuruluşlar, üretici birlikleri, ziraat odaları ve üniversiteler sayılabilir. Projenin amacı tarım ve hayvancılıkta ölçek ekonomisi ve iyi tarım uygulamalarını sağlamak, tarım havzaları üretim modelinin işletme bazında ayaklarını oluşturmak ve konunun sosyal, ticari ve verimlilik boyutlarını gözeterek toplam rekabet gücü artışının sağlanması olacaktır. Miras hukuku uygulamaları nedeniyle aşırı küçük işletmeler halinde işlenen tarım topraklarımızın ölçek ekonomisi sağlanması amacıyla öncelikle mülkiyetleri kendi üzerlerinde kalmak kaydıyla daha büyük ölçekte tarım yapan kuruluşlara kiralanmasının avantajlı hale getirilmesi gerekmektedir. Bu noktada yeni bir tarım işletmesi (şirketi) modelinin geliştirilmesi ve bu organizasyonun tarımsal verimliliğin ve katma değerin oluştuğu merkez haline getirilmesi önem taşımaktadır. TEŞVİKLER, İSTİHDAM VE İYİ TARIM UYGULAMALARI İÇİN Hangi tarımsal ürün ya da hayvancılık üzerinde çalışılacak ise bu alanda Türkiye’nin ihtiyacı olan ve uluslararası rekabet şartlarını dikkate alan ölçek büyüklükleri, ilgili otoritelerce ilan edilmelidir. Bu büyüklüklerde arazi kiralayan işletmelerde, kira Gelir Vergisi Stopajı sembolik (örneğin yüzde 1) halde uygulanması ve stopajın nihai vergileme sayılması önem taşımaktadır. İkinci aşama arazisini kiraya veren kişilerin yıllardır o topraklarda geliştirdikleri tecrübelerini araziyi işleyecek yeni tarım işletmesinde (şirketi) istihdamının teşvik edilerek kullandırılması. Bu noktada ücret gelirinden sembolik yüzde 1 vergi alınması ve sigorta işveren payının devletin tarımsal destekleme bütçesinden karşılanması gündeme getirilebilir. Bu işlemden sonra üçüncü aşama ilgili tarım işletmelerinin iyi tarım uygulamaları yapmaları (toprak analizleri, yeni sulama teknikleri, sertifikalı tohum ve fidan kullanımı, organik tarım, çevre hassasiyeti, enerji bitki üretimi, lisanslı depo kullanımı, yeni dış pazar oluşturma, zirai mücadele, çiftlik muhasebesi, tarım sigortası, teknoloji kullanımı, ar-ge ve eğitim) kaydıyla Gelir ya da Kurumlar vergilerinde özel istisnalar oluşturulmalıdır. İyi tarım uygulamalarının denetimi ve değerlendirilmesi Tarım Bakanlığı’nın vereceği karne ile uygulanmalıdır. MODEL REKABET GÜCÜMÜZÜ ARTIRACAK Bu üç aşamalı mikro reform planının detayları üzerinde her türlü tartışma ve değişiklik gerçekleştirilebilir. Sonuçta şu başlıklarda ilerleme sağlanacağı düşünülmektedir. - Küçük ve verimsiz tarım işletmeciliği yerini ölçek ekonomisi uygulayan daha profesyonel tarım işletmelerine bırakacaktır. - Kırsaldan kentlere gelen vasıfsız işgücü toprağından kopmadan kendi coğrafyasında kira geliri ve ücret elde eden kayıtlı üretimin önemli parametrelerinden birisi olacaklardır. - Uygulanacak vergi istisnaları nedeniyle katlanılacak vergi harcama tutarı ağırlıklı olarak tarım destekleme bütçesinden karşılanacak ve oluşacak kayıtlı yapı nedeniyle toplamda vergi kaybı yaşanmayacaktır. - Kentlerin altyapı ve işsizlik yükü azalacaktır. - Tarımsal üretim ve verimlilik artacak, bilimsel çalışan ve dünyayı izleyen profesyonel ellerle sistem yönetilecek ve ülkemizin tarımda rekabet gücü hızla yükselecektir. - Şirketlerin ürün çeşidi bazında oluşturdukları ölçeklerin aşırı tekelci yapı oluşturmaması açısından teşvik planlamalarının yapılması da mümkün bulunmaktadır. Ülkemizin küresel ekonomik ortamda güçlü kalabilmesi ve genç nüfusuna istihdam oluşturabilmesi, tarımda olduğu gibi verimsiz olanları hızla terk etmesi ve de tarımsal faaliyetin ideal ölçülerde profesyonel organizasyonlarla yapılmasını gerektirmektedir. Tarımsal şirketlerin bu çerçevede yeniden yapılandırılmaları Maliye, Tarım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarının ortak çalışmaları ile rahatlıkla gerçekleştirilebilir. Her türlü katkıya açık olan bu düşünce zinciri ülkemizin rekabet gücü adına mutlaka tartışılmalı diye düşünüyorum. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

