| Spor ve ekonomi |
| Pazartesi, 02 Kasım 2009 13:59 | |||
![]() Bu hafta farklı bir konu seçtim. Ekonomik kriz, açılımlar, dış politika gelişmeleri, iş stresi vb. gündemlerden zihni yorulanlar için iyi karşılanacağını düşündüğüm “spor” konusunu değerlendirmek istedim. Konunun uzmanları için önceden belirtelim. Bu yıl kim şampiyon olur, hangi futbolcunun performansı daha iyi, yabancı futbolcu sayısı kaç olmalı ya da 2010 dünya kupasına neden gidemedik, gibi sorulara cevap aramayacağım. O konuları otoritelerinden okuyor ve dinliyoruz. Ben üzerinde çok da konuşulmayan sporun ekonomisi konusunda bazı tespitler yapmak istiyorum. Öncelikle sporun sağlık ve kültür başlıkları ile yoğun ilgisi bulunan bir alan olduğunu belirtelim. Gelişmiş ülke insanlarının sağlıklı yaşam adına düzenli spor kültürü oluşturduklarını biliyoruz. Ülkemizde halkımızın bu bilinçle düzenli spor yaptıklarını söylemek zor. Spor bu anlamda gelişmişliğin bir ölçüsü olarak da sayılabilir. BOŞ ZAMANIN EKONOMİYE DÖNÜŞÜMÜ “Boş zamanların değerlendirilmesi” konusu ise ticari dehalar tarafından keşfedilince sporun ekonomisi kavramı da konuşulmaya başlandı. Bu ilgi alanı henüz genel ekonominin alt başlıklarından biri olarak algılanmakla beraber, boyutları, tarafları, etkilediği sektörler, sosyal yönü dikkate alındığında milyar dolarlarla ifade edilen bir sektörle karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Olimpiyatlar, Dünya Futbol Şampiyonası, Avrupa Şampiyonaları gibi büyük spor organizasyonlarının, gerçekleştirildikleri ülkelerin ekonomilerinde ne tür etkiler oluşturdukları çok net şekilde görülüyor. İnsanların boş zamanlarını değerlendirmek adına özellikle “seyirci” statüsünde paydaş olduğu ekonomik ilişkilerin çok sayıda dolaylı ekonomik etki oluşturduğunu ve oluşan bu potansiyelin finansal karşılığının anlamlı olduğu da biliniyor. Spor malzemesi üretenler, spor medya ve basını, reklam sektörü, müşterek bahisle ilgilenenler, konaklama ve ulaşım sistemi sahipleri, sportif mekan sahipleri, sponsorlar, işletmeciler, finans sektörü, marka ve lisans sahibi kişiler doğrudan ya da dolaylı olarak spor ekonomisinin paydaşı durumundalar. STADLAR ARTIK YAŞAM ALANI Tabii ki bu yapıya en büyük mali destek devlet kanadından geliyor. Özellikle devletin yaptığı altyapı üzerinde süreç yürütülüyor. Ancak sponsorluk sistemi ile artık birçok organizasyon, hatta statlar dahi yapılabiliyor. Sporla tanıtımın ve işletmeciliğin iç içe geçtiği bu yapı, aslında bir çıkar birlikteliği projesi. İngiltere’de Arsenal takımının kullandığı sponsor eliyle gerçekleştirilen “Emirates Stadı” kulübün maç günü gelirlerinin 120 milyon avroya ulaşmasını sağlamış. Yine Almanya’da Bayern Münih’e bir sponsor katkısı olan “Allianz Arena Stadı”, kulübü 5 yıl içinde Avrupa’nın en zengin kulüpleri arasına sokmuş bulunuyor. Bu veriler stadyumların artık haftada 2-3 saat kullanılan alanlar değil, 7/24 sistemi ile çalışan birer yaşam alanları olarak dizayn edilmeleri gerektiğini bizlere ifade ediyor. Ve bu mekanların inşasında kamu kaynaklarından çok sponsor isim hakları karşılığı inşa edilmelerinin artık Türkiye’de de imkan dahilinde olduğu Türk Telekom-Galatasaray ilişkisinde görülmüş oldu. Sporun ekonomik boyutunun geniş bir yelpazeye yayılması kulüplerin kurumsal yapılarını da daha profesyonel yönetim ilişkileri ile buluşturuyor. Spor kulüplerimiz bu kapsamda AŞ. şeklinde, hatta halka açılma boyutlarını da içerecek şekilde yeniden yapılanıyor. Bu gelişme hem kamuoyuna verilecek güven hem de uluslararası futbol otoritelerinin koydukları kriterlere uyum bakımından da bir bakıma zorunluluk. Büyük paraların söz konusu olduğu ABD spor kulüpleri anti-trust yasalarından muaf oldukları için yüksek kar marjları ile faaliyet gösterebilmektedir. FUTBOLDA KRİTERLERE UYUM DÖNEMİ Ülkemizde de büyük ilgi gösterilen futbol sektörünün kurumsal yapısının ve tüm paydaşlarının dikkate alınacağı “UEFA Kulüp Lisans Sistemi”nin bir an önce hayata geçirilme mecburiyeti söz konusudur. Futbol kulüplerimizin uluslararası arenada kabul görebilmesi, futbolumuzun gelişmesi, kulüplerimizin korunması, sporcu-kulüp ilişkilerinde standardizasyona gidilmesi, kulüplerimizin idari, mali ve sportif açıdan güçlenebilmeleri için UEFA’nın koymuş olduğu kriterleri gerçekleştirmeliyiz. Bu sayede sağlam ve gurur duyacağımız bir futbol kurumsal yapısı oluştururken, futbolun en önemli değeri olan taraftarımızı da mutlu etmiş oluruz. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

