Sınai mülkiyet hakları ve koruma yeterliliğimiz
Pazartesi, 16 Kasım 2009 14:23


Dünya rekabet yarışı hızla devam ediyor. Her ülke kendi ekonomisini daha verimli yönetmek ve milli gelirini artırmak için yoğun bir çaba içerisinde. Bu amacı gerçekleştirmek kolay değil. Çünkü ekonomik büyüme ağırlıklı olarak katma değer oluşturma özelliğinden kaynaklanıyorsa tartışmalı bir büyümeden söz edilebiliyor ya da borçlanma yaratan bir milli gelir büyümesi üzerinde durulabiliyor.
Ekonomilerde iç tasarrufların yetersiz olduğu durumlarda yabancı sermaye yatırımları için ülkelerin cazip ortamlar oluşturmaları önem arz eder. Özellikle gelişmekte olan ülkeler iş ortamlarını, hukuki altyapılarını, pazar özelliklerini, yatırım yapılabilirlik durumlarını,  vergi sistemlerini ve rekabet mevzuatlarını uluslararası sistemle uyumlu hale getirmeye çalışırlar. Bu özellikler o ülkeyi küresel sermaye açısından ilginç kılabilir. Gelen sermaye doğrudan yatırım şeklinde ise gittiği ülkede işsizliği azaltıcı, ihracatı artırıcı, teknoloji ve Ar-Ge anlamında önemli gelişmeler oluşturması mümkündür.

HUKUKİ ALTYAPI ÖNEMLİ
Yukarıda saydığımız hususların yanında bir ülkenin yabancı sermaye açısından değerlendirmesi yapılırken, üzerinde durulan en önemli hususlardan birisi de “Sınai Mülkiyet Hakları ve Korunması” konusundaki hukuki altyapı ve uygulamalarıdır.
Teknolojik yenilikler, verimliliğin ve büyümenin en önemli faktörlerindendir. Bu itibarla birçok ülkenin bu hakların fiilen korunması üzerinde titizlikle durduğu bilinmektedir.
Sanayide uygulanabilir nitelikte ve bilinen tekniği aşan teknik gelişmeye buluş adı verilmektedir. Sanayi ile ilgili her çeşit yeni buluş patent korumasının kapsamına girmektedir.
Patentler buluş sahibine tekel hakkı sağlarlar. Başkalarının o buluşu kullanmasını, yapmasını, taklit etmesini de yasal olarak önlerler. Patent sahibi isterse buluş üzerindeki hakim hakkını belirli bir bedel karşılığı başkalarına devreder veya kiralayabilir. Bunların devredilmesi patent satışı, kiralanması ise lisans antlaşması olarak kabul edilir. Patent satışında alıcı bir defalık bir ödemede bulunur ve o yenilik üzerindeki bütün haklar kendisine geçer. Lisans antlaşmasında ise kiralayanın buluş sahibine sürekli ödemede bulunması söz konusudur.

AR-GE VE İNOVASYON HAMLEMİZİ ETKİLİYOR
Bir ülkede tescil edilen patent sayısı o ülkenin araştırma-geliştirmeye ayrılan kaynakların büyüklüğü ile çok yakından ilgilidir. Patent sistemi bir mülkiyet aracıdır, araştırmacıyı korur ve teşvik eder. Bu hakkın korunmaması bilimsel gelişimi engelleyen en önemli husustur.
İlk patent kanununun 1474 yılında Venedik’te uygulamaya konulduğu düşünülürse bizim Türkiye olarak ilk mevzuatımızı 1995 yılında 551 sayılı “patent haklarının korunması hakkındaki KHK” ile oluşturabilmemiz bu alanda gerçek bir gecikmenin varlığını ifade ediyor.
Tüm dünya ülkelerinin sınai hakları oluşturan hak türlerinin koruma şartları, hak ve yetkilerin kapsamı, haklara tecavüz, koruma süresi gibi konularda paralel düzenlemeler yaptıkları görülmektedir. Ülkemizde de bugün itibariyle sınai mülkiyette hukuki altyapı olarak koruma dışı kalan sektör kalmamıştır. Ancak Dünya Ekonomik Forumunun 2009-2010 “Global Rekabetçilik Raporu”nda fikri ve sınai mülkiyet hakları ile ilgili değerlendirmelerde Türkiye’nin bu alanda halen hukuki ve kurumsal anlamda eksiklikleri bulunduğu ve bu durumun ülkenin rekabet avantajını olumsuz etkilediği vurgulanmıştır.

ÜLKE SAYGINLIĞINI OLUMLU ETKİLİYOR
Sınai mülkiyet hakları yeniliklerin ortaya çıkışını teşvik ettiği gibi bu hakların varlığı ekonomilerin rekabet gücünü de artırmaktadır.
Dünya Ticaret Örgütü, AB ve Gümrük Birliği ilişkisi olan bir ülke olarak Türkiye’nin hem sanayi ve ticaretinin gelişimi, hem de uluslararası rekabette iyi bir yer edinebilmesi için sınai mülkiyet haklarının uluslararası standartlarda ve etkin biçimde korunmasına çok daha önem vermesi gerekmektedir. Bunun yolu da taklit ürün üretim ve ithalatından kaçınmak, yeni ve özgün üretim ve pazarlama yöntemleri geliştirmek, elde edilecek tüm sınai haklara yut içi ve yurt dışında sahip olmaktan geçmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız