Rekabette vergi aracı (İrlanda Vergi Reformu)
Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00


Küresel ekonomik ortam, ülkelerarası ekonomik rekabetin boyutlarını gün geçtikçe artırıyor ve çeşitlendiriyor. Birçok ülke kendi ekonomisini koruma amacıyla ekonomik entegrasyonlara dahil olmaya çalışıyor. Bu yolla ülkeler avantajlı ve korunaklı ticaret alanlarında bulunma imkanı elde ediyorlar.
Serbest bölgeler ve Tercihli Ticaret Rejimleri, rekabet avantajı sağlanması için oluşturulan özel korunma alanları. E-ticaret, kümelenme ve ölçek ekonomisi sağlanması da benzer avantajları oluşturabiliyor.
Makro ekonomik politikalar ve ekonomik istikrar ortamı bu çalışmaların temelini oluşturuyor. Ancak hiçbir tedbir tek başına yeterli olamıyor. Özellikle Asya bölgesi, Çin ve Hindistan kaynaklı yeni üretim yöntemleri tüm dünyada üretim ve ticaret yapılarının değişimlerini zorunlu kılmaktadır. Çok düşük istihdam maliyetleri ile oluşturulan üretim yapısına bağlı rekabet gücü diğer ülkelerin vergi sistemlerinin araç olarak kullanımını da gündeme taşımaktadır. Özellikle şirketlerin kurumlar vergisi uygulamalarında KOBİ’lere özel tarife uygulanması ve işçilik üzerindeki vergi yüklerine dönük indirimler ve de Ar-Ge ve teknoloji kullanımını teşvik eden vergi sistemlerinin o ülkeye rekabet avantajı sağladığı tartışmasız kabul görüyor.

İRLANDA ÖZEL BİR ÖRNEK
Bu konuda İrlanda Vergi Reformu önemli bir örnek olarak takdim edilmektedir.
İrlanda’nın yapmış olduğu vergi reformu ülkenin ekonomik iyileşmesiyle eş zamanlı olduğu için büyük ilgi çekmiştir. 1980-85 yılları arasında İrlanda’nın reel GSYİH büyümesi ortalama yüzde 2,4’tü. Fakat bu oran 1995-2000 yılları arasında yzüde 10’a yükseldi. Bugünkü büyüme oranı kaba olarak yzüde 5’tir ve endüstrileşmiş ülkeler arasında hala en yüksek olanıdır. İşsizlik oranı 1993’teki yüzde 16 ile karşılaştırıldığında 2005’te yüzde 4,3’tür ve 1990’larda dışarıya doğru olan göç kendiliğinden tersine dönmüştür. Bugün İrlanda 58 bin dolar olarak tahmin edilen kişi başına GSYİH miktarı ile AB’deki ikinci en yüksek gelirli (birinci Lüksemburg) ülkedir.
İrlanda mucizesi, belki de vergi rekabetinin iyi bir vergi politikasına neden olduğunu gösteren en etkileyici örnektir. 20 yıldan çok daha az bir süre önce İrlanda, ağır vergi yükü tarafından desteklenen çift haneli işsizlik oranı ve zayıf büyüme hızıyla  Avrupa’nın hasta adamı konumundaydı.En üst kişisel gelir vergisi oranı yüzde 65, sermaye kazanç vergisi yüzde 60’a ulaşmış ve kurumlar vergisi oranı yüzde 50 idi. Bugün kişisel gelir vergisi yüzde 42, sermaye kazanç vergisi yaklaşık yüzde 20 ve kurumlar vergisi yüzde 12,5’tir. Bu arz yönlü vergi indirimleri ülkeye çok önemli kazanç getiren faydalar sağlamıştır.
İrlanda’nın 1973’te AB’ye girişi aynı zamanda Roma Anlaşması altında çeşitli yükümlülüklerini de gündeme getirmiştir. Bu bağlamda ihracat yapan şirketlerin elde ettiği karlara uyguladığı indirimler gibi çeşitli politikaların anlaşmaya uygunluğu tartışılmaya başlanmıştır. Yüzde 10’luk tercihli kurumlar vergisi oranları üretim ve uluslararası ticaret hizmetlerinden elde edilen kazançlara uygulanmaktaydı. 1980’lerin sonunda bu tercihli vergi oranı, Dublin’deki Uluslararası Finansal Hizmetler Merkezi’nde (UFHM) yerleşik olan aktivitelere de uygulanmaya başlandı.

VERGİ TAMAMLAYICI ETKEN

İrlanda’nın yaşamış olduğu ekonomik iyileşmenin arkasındaki etkenler olarak; mali istikrar, sıkı maliye politikası, yabancı doğrudan sermaye için uygun ortamın yaratılması, endüstriyel üretimde artan başarı, düşük maliyetli işgücü arzı, kurumlaşma, AB yardımları, döviz kuru politikası ve vergi politikası sayılabilir. Şüphesiz İrlanda’nın uygulamış olduğu düşük oranlı kurumlar vergisi politikası ve kişisel gelir vergisindeki indirim, ekonomik iyileşmesinin arkasındaki tek faktör değildir, ama önemli bir faktördür.
Genel olarak İrlanda vergi sisteminde uygulanan kurumlar vergisi teşvikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
- Borsa kazancı için uygulanan yüzde 12,5’lik genel kurumlar vergisi oranı.
- İrlanda’da geliştirilen patentlerden (Royalti) elde edilen gelire kurumlar vergisi muafiyeti uygulanmaktadır.
- Pasif gelir (faiz, kira, belli yabancı gelir) yüzde 25 oranıyla vergilendirilir.
- Dünya genelinde elde edilen sermaye kazancı yzüde 20 oranında vergilendirilir.
Bugün İrlanda’nın iyi bir kurumlar vergisine sahip olduğu bilinmektedir. 2003 yılında kurumlar vergisi oranı yüzde 16’dan yüzde 12,5’e indirildi. İrlanda, özellikle ABD’den olmak üzere, yabacı sermaye çekme açısından AB içerisinde en popüler ülke konumundadır.

ZARARLI VERGİ REKABETİ İDDİASI
AB üyesi olarak İrlanda’nın uygulamış olduğu sistem, Roma Anlaşması’na uygunluk açısından eksik olduğundan dolayı eleştiri almıştır. Rejim ihracatı hedeflendiğinden beri, bozucu olarak görülmüş ve 1981’den 1990’a kadar olan dönemde bitirilmesi planlanmıştır. Rejim imalat sanayi ve uluslararası ticaret hizmetlerinden elde edilen gelirlerde yüzde 10’luk bir tercihli kurumlar vergisi oranını getirmekteydi. 1980 yılında bu yüzde 10’luk vergi oranı Dublin’deki UFHM’de yerleşmiş olan aktiviteler için de uygulanmak üzere genişletilmiştir. Fakat 1990’lı yıllarda İrlanda’nın gerek finansal sektör gerekse ileri teknoloji ürünleri alanında yabancı doğrudan sermaye çekme başarısı Almanya ve Belçika gibi İrlanda’nın bu başarısını hoş karşılamayan ülkeler tarafından zararlı vergi rekabeti olarak adlandırılmaya başlandı. İrlanda hükümeti ile Avrupa Komisyonu arasında yapılan müzakerelerde aşağıdaki başlıklar üzerinde uzlaşılmıştır:
- İmalat Sanayinde uygulanan tercihli vergi oranları 2010 yılına kadar devam edecektir.
- Yüzde 12,5’lik kurumlar vergisinin en geç 2010 yılı sonuna kadar bütün firmalara uygulanması.
İrlanda’nın mevcut durumu ve yaptığı uygulamalar değerlendirildiğinde, gerçekten de Avrupa Birliği içerisinde adil olmayacak bir vergi rekabeti yaratan uygulamaları göz ardı edilemeyecek seviyededir. Bu nedenle Birlik’le yapılan müzakereler sonucunda, yukarıdaki tedbirlerde anlaşılmıştır. İrlanda’nın bugün geldiği noktada şüphesiz uygulamış olduğu reform niteliğindeki politikalar önemli yer tutmaktadır. Bu reform temelde düşük vergi oranı politikasına dayanmaktaydı ve İrlanda’nın önemli derecede yabancı yatırım çekmesine de yardımcı olmuştur. Bu nedenle İrlanda örneği, ülkenin kendisini global dünyaya ayak uydurma çabası olarak yorumlanmış ve bir reform uygulaması olarak ele alınmıştır.
Vergi aracı kullanarak rekabet gücü oluşturma çabalarının Avrupa Birliği kurumlarınca nasıl karşılandığı ve bu konuda Türkiye’nin ne tür çıkarımlar yapabileceğini önümüzdeki hafta tartışalım.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız