Orman sertifikasyon sistemi ve dünyadaki yerimiz
Pazartesi, 03 Mayıs 2010 13:29


Dünya ormanlarının toplamı 3 milyar 869 milyon 455 bin hektar olup, kara parçasının yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır. Küresel ölçekteki araştırmalar, dünya orman envanterinin, yılda binde 2 oranında azaldığını gösteriyor. Ancak ülkemiz, orman varlığı artan ülkeler arasında bulunuyor. Ülke orman alanlarımızın son 30 yılda 20,2 milyon hektardan yaklaşık 21,2 milyon hektara çıktığı görülüyor. Ancak, Türkiye ormanlarında birim alandaki verimin düşüklüğüne vurgu yapılıyor.
Yeni Zelanda’da Radia çamı ağaçlandırmalarında hektarda 15,25 metreküp, Portekiz ve Brezilya okaliptus ağaçlandırmalarında hektarda 20-30 metreküp artım alınırken, ülkemiz ormanlarında hektarda ortalama artım 2 metreküpü geçmemektedir.

ORMANCILIKTA YÖNETİM KALİTESİ GÜNDEMDE
AB ülkelerinde yılda 100 milyon tondan fazla kağıt tüketilmektedir. Dünya ormanlarının ise sadece yüzde 5’i Avrupa’dadır. Orman endüstrisi AB’de 3 milyon kişi ve çoğunluğu KOBİ olan 330 binin üzerinde işletmeye iş ortamı sağlamakta. Bu yapı AB ekonomisine yılda 123 milyar avro katma değer kazandırmaktadır. Bu da toplam üretilen katma değerin yüzde 8’ini oluşturuyor. Her yıl artan Avrupa orman kapasitesi, o yıl kesilen kerestenin miktarından daha fazladır. Avrupalı birçok orman işletmecisi gönüllü sertifikasyon programları ile çalışmaktadır. Orman işletmelerinin faaliyetleri bağımsız sertifikasyon programları tarafından tetkik edilmektedir. Halen Avrupa ormanlarının yüzde 50’si sertifikalandırılmıştır. Benzeri programlar ABD ve Kanada’da  da bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler, 1992 Rio zirvesinin ana konularından bir tanesi “Sürdürülebilir Orman Yönetimi”ydi.
Orman alanlarının ve kaynaklarının yerel, ulusal ve küresel düzeylerde biyolojik çeşitliliğini, verimliliğini, kendini yenileme kabiliyetini ve yaşama enerjisini ekolojik, ekonomik ve sosyal fonksiyonlarını yerine getirebilme potansiyelini şimdi ve gelecekte koruyacak ve diğer ekosistemlere zarar vermeyecek bir şekilde düzenleme ve yararlanma biçimi olarak tanımlanan Sürdürülebilir Orman Yönetimi (SOY) tüm ülkelerce kabul gören bir tanım olmuştur.
Ulusal ve uluslararası ölçeklere göre sertifikalandırmayı gerçekleştiren, kendilerine özgü sistemleri, uygulama şekilleri ve standartları olan kuruluşlara ise sertifikalandırma kuruluşları denmektedir.
Dünya üzerinde orman sertifikalandırması yapan belli başlı kuruluşlar;
- Orman İdare Konseyi (FSC),
- Pan Avrupa Ormancılık Sertifikasyon Sistemi (PEFC),
- Kanada Standartlar Kurumu Sertifikasyon Sistemi (CSA),
- Malezya Ulusal Orman Sertifikasyon Kurumu (NTTC),
- Finlandiya Orman Sertifikalandırma Kurumu (FFCS).
Ormanlarımızın yönetiminde mutlak suretle uyulması gereken, bu dünya ölçeğinde kabul edilmiş olan sistem için belirlenen ölçek ve göstergeler söz konusudur.
Orman kaynakları, biyolojik çeşitlilik, ormanların sağlığı, canlılığı ve bütünlüğü, üretim kapasitesi ve fonksiyonları, koruyucu ve çevresel fonksiyonlar ve sosyo-ekonomik fonksiyonlar konularında sürdürülebilir. Orman yönetiminin ölçek ve göstergeleri tüm dünyada oluşturulmaktadır.
   
SERTİFİKASYON YENİDEN YAPILANMA DEMEK
Sürdürülebilir orman yönetiminin sağlanabilmesi açısından tüm dünyada uygulanan bir sertifikasyon sistemi söz konusudur.
Sertifikasyon, ormancılık uygulamalarının bağımsız bir organ tarafından değerlendirilmesine ve denetlenmesine dayanan bir sistemdir.
Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzeyde orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini teşvik etmek amacıyla kullanılan sertifikalandırma sistemi, bir orman işletmesi bünyesindeki yapılan tüm orman işletmeciliği etkinliklerinin bağımsız bir kurum tarafından, belirlenen ölçüt ve göstergelere göre değerlendirilmesi ve teftiş edilmesini mümkün kılan bir süreci ifade etmektedir. Böylelikle, orman kaynağının sürdürülebilir bir şekilde işletilmesi sağlanmakta, tüketicilere de ürünlerin bu tarzda işletilen bir orman kaynağından geldiği belirtilmiş olmaktadır.
Sertifikalandırma sisteminde, devlet kurumları, STK’lar, profesyonel mesleki kuruluşlar ve organizasyonlar gibi geniş yelpazeden katılımcılar, ortak bir zeminde buluşmaktadırlar. Verilen sertifikalandırma belgesinin belli bir süre geçerli olması ve bu süre sonunda yapılan incelemeler neticesinde belgenin yenilenip yenilenmeyeceğine karar verilmesi, sertifikalandırma süreci içerisinde dikkati çeken diğer bir husus olmaktadır. Böylelikle söz konusu süreç, orman işletmelerini değişen çevre şartlarına uyum sağlamaya yöneltici olmaktadır.
Sertifikalandırma işlemi, arazide işletmecilik etkinliklerinin kontrolünün yanı sıra elde edilen ürünlerin, satışının yapıldığı pazarlama noktasına kadar olan tedarik zincirinin kontrolünü de sağlamaktadır.
Sertifikalandırma, işletmecilere orman işletmeciliği etkinliklerinin standartlara karşı ölçülmesini ve bu standartlara uyarak işletme etkinliklerini gerçekleştirdiklerini göstermelerine olanak vermektedir.
Orman sertifikasyonu sisteminde üç ayrı taraf bulunmaktadır:
1. Sertifikasyon standartlarını geliştiren, şartları uygun olanlara sertifika veren kuruluş,
2. SOY ölçütlerine aday ormanın uygunluğunu denetleyen kuruluş,
3. Uygulamacı pozisyonunda olan orman işletmecisi

TÜRKİYE ACELE ETMELİ
Türkiye açısından bu taraflar henüz oluşmamıştır. Türkiye’deki ormanların hangi ana kuruluşun ilkelerine göre, hangi bağımsız sertifika kurumunca belgelendirileceği konusunda bir politika henüz bulunmamaktadır. Sektör içindeki sivil toplum örgütleri ve meslek odalarının da sorumluluk alacakları bir yapının acilen oluşturulması gerekmektedir. Bu işlemin bir mali yükü de söz konusu değildir.
Türkiye çeşitli uluslararası antlaşmalar imzalayarak Sürdürülebilir Orman Yönetimi Ölçüt ve Göstergelerinin Belirlenmesi yükümlülüğü altına girmiştir. Bu dünya orman varlığının devamı ve geliştirilmesi açısından çok doğru bir adımdır.
Ancak ülkemizde bu konu ile ilgili birim olan “Orman Genel Müdürlüğü”nün çalışmalarının yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Süreç içerisinde pek çok ülke ölçüt ve göstergelerini belirlemiş ve ormanlarını izlemeye başlamış ve hatta orman kaynaklarını sertifikalandırmıştır.
Orman Genel Müdürlüğümüz önceliğinin daha çok odun ve odun ürünlerinin sürekliliği olduğu biliniyor. Ve bu otorite tarafından kullanılan mevcut ölçüt ve gösterge setinin FSC sistemi (Orman İdare Konseyi) ile karşılaştırıldığında sertifikasyon çalışmalarında başarı şansımızın az olduğu ifade edilmekte.
Ülkemizde benzer başarılı idari yapılanmalar söz konusudur (BDDK ve SPK gibi).
Orman sertifikasyon sistemi öncelikle topluma anlatılmalı, orman varlığımızın geliştirilmesi ve ekonomisi için dünya standartlarının söz konusu olduğunun ve de Türkiye’nin bu süreçte geride kaldığının altı çizilmelidir.
Müteakiben sertifikasyon göstergelerini oluşturacak ve sertifikaları dağıtacak bağımsız bir otorite oluşturulmalıdır. Bu otorite denetleyici ve düzenleyici bir rol üstlenecektir. Son olarak da orman işletmesi oluşumları ile devlet, düzenleyici otorite ve işletme üçgeni oluşturulmuş olacaktır.
Bu yapı Türkiye’nin hem BM Rio Konferansı kararlarına uyumunu sağlayacak, hem orman bürokrasisini uluslararası standartlarda disipline edecek, ayrıca da önemli bir ekonomik faaliyet ve verimlilik ortaya çıkacaktır. Bu sistem orman varlığının devlet mülkiyetinden çıkmasını gerektirmemektedir. Bu nedenle hukuki bir engel de oluşmaması gerekir. Ayrıca da uluslararası antlaşmaların iç mevzuatın üzerinde hüküm ifade ettiği de ayrıca bilinmektedir.
Bu çerçevede Çevre ve Orman Bakanlığımızın katılımcı bir anlayışla “Türkiye Ulusal Sürdürülebilir Orman Yönetimi Ölçek ve Göstergeleri” çalışmasını tamamlayarak, Orman Sertifikasyon Sistemine geçişi acilen ülke gündemine getirmesi gerekir, diye düşünüyorum.

Sedat Yalçın'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız