Neoliberalizmin denetim zaafiyeti ve sonuçları-I
Pazartesi, 21 Haziran 2010 10:33


Yıl 1944… ABD’nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods’ta İkinci Dünya savaşı sonrası dünya ekonomisinin yeni düzeni kurgulanıyor. Konferansı Birleşmiş Milletler organize ediyor ve dünya finans sistemi ağırlıklı olarak konuşuluyor. Konferansta Bretton Woods sistemi olarak da anılan bir dizi karar çıkıyor. Bu çerçevede dünya finans sistemini kontrol edecek Uluslararası Para Fonu (IMF), İmar ve Kalkınma konuları ile ilgilenecek Dünya Bankası (World Bank) ve dünya ticaretinin gelişmesi için çalışacak Dünya Ticaret Örgütü’nün (WHO) kurulması kararları alınıyor.
Dünya ekonomisinde devam eden süreçte yaşanan petrol krizleri ve ona bağlı ekonomik dalgalanmalar ile Keynesyen ekonomi modelinin oluşturduğu kamu ekonomisi ağırlıklı yapı hep tartışma konusu ediliyor. Verimsizlik ve hantal yönetim anlayışları, krizlerin iyi yönetilememesi ve dünya ticaretinde oluşan az gelişmiş ülkeler aleyhine gelişmeler Bretton Woods sisteminin çöküşünün habercisi oldular.
Ekonomiye devlet müdahalesi planlı kalkınma ve koruma ekonomi uygulamaları 1970’lerin ortasından itibaren güç kaybetmeye başladı.

SERBEST PİYASA EKONOMİSİ
Bu süreçte serbest piyasa ekonomisini savunan görüşler büyük ilgi gördü. ABD’li iktisatçı Milton Friedman’ın savunucusu olduğu ve Chicago Okulu olarak benimsenen fikirleri birçok ülke ekonomi yöneticisi tarafından benimsendi. IMF, Dünya Bankası ve OECD gibi uluslararası kuruluşların yöneticileri de bu görüşlere destek verdiler.
Ekonomik kriz reçeteleri ve uluslararası derecelendirme (rating) kuruluşlarının değerlendirmeleri bu düşünce akımının monetarist yaklaşımının etkisiyle hazırlanmaya başladı. Dünya para piyasaları kredi verirken ülkelerin serbestleşmede aldıkları mesafeyi ölçü olarak almaya başladılar.
Bu neoliberal yaklaşımlar özetle Washington Konsensüsü adı altında şu esasları öngörüyordu.
1. Mali Disiplin:
a) Bütçe Dengesi,
b) Devletin Ekonomisinden Çekilmesi,
c) Kamu Harcamalarının Eğitim, Sağlık, Güvenlik ve Altyapı için kullanılması.
2. Özelleştirme.
3. Serbest Faiz: Devletin faiz oranlarına müdahalesinin asgariye inmesi.
4. Serbest Ticaret: Gümrük vergileri ve ticaret engellerinin kaldırılmasının ticaretin tarafı ülkelerden büyümeyi hızlandıracağı öngörüsü.
5. Sermaye Hareketlerinde Serbestlik: Kısa vadeli portföy ve doğrudan yabancı sermaye önündeki engellerin kaldırılmasıyla gelişmekte olan ülkelerde sermaye sıkıntısı çekilmeyeceği öngörülüyor.
6. Rekabetçi Kur: Ulusal paranın aşırı değerlenmesinin terk edilip kurların arz ve talep tarafından serbestçe belirlenmesi.
7. Mevduatın Serbestleştirilmesi: Piyasalara giriş ve çıkışı kısıtlayan tüm mevzuatın kaldırılması ekonominin dinamizmini yükselteceği düşünülüyor.
8. Vergi Reformu: Vergi tabanının genişletilmesi ve oranlarının düşürülmesi yoluyla kayıtdışı kaynaklı haksız rekabetin önlenmesi.
9. Mülkiyet Haklarına Güvence: Temel ve entellektüel mülkiyet haklarının güvenceye alınmasının girişimciliği artıracağı öngörüsü.

WASHİNGTON KONSENSÜSÜ
Yukarıda belirtilen düzenlemeler Avrupa Birliği tarafından da Kopenhag ve Maastricht kriterleri olarak uygulamaya konuldu.
Washington Konsensüsü’nün mali ve parasal disipline öncelik vermesi, hükümetlerin bütçe ve dış ticaret açıklarını denetlemeye zorlaması ekonomik istikrarın sağlanmasına katkıda bulundu. Enflasyon genel olarak tüm ülkelerde geriledi. Serbest ticaret ilkesi de Çin, Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ihracatlarını arttırmalarını kolaylaştırdı. Ancak bu olumlu sonuç daha çok küresel ticaretin gelişmesi sayesinde sağlandı. Gelişmiş ülkelerin kendi ekonomilerindeki enflasyonu düşük tutmak için tüketim malı ihracatından gümrük vergilerini düşük tutmaları, gelişmekte olan ülkelere avantaj sağladı.
Washington Konsensüsü kaynaklı bu olumlu gelişmeler yanında çok ciddi olumsuzluklar da yaşandı. Sosyal nitelikli yeni politikalara ihtiyaç duyuldu. Gelir dağılımı problemleri aşılamadı. Yoksulluk ve yolsuzluk azaltma programları neoliberalizmin denetim zafiyetini ortaya koydu. Küresel kriz finans sisteminin ve denetim mekanizmalarının yetersizliğini yeniden gündeme oturttu.
Denetim eksikliğinin maliyetini ve neoliberalizmin yeni dönemde alacağı şekli Türkiye penceresinden önümüzdeki hafta tartışacağız.

Sedat Yalçın'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız