Lobicilik ve ekonomideki yansımaları
Pazartesi, 09 Kasım 2009 15:18


Genel anlamda lobicilik, kendi gerçeklerimizi, tezlerimizi uluslararası arenada doğru yöntem ve araçlarla savunmak, karar alma mekanizmalarındaki kişileri ikna etmek, onları etkilemek ve inandırmak olarak tanımlanabilir.
Bir başka anlamla lobicilik karar verme süreçlerini etkileme ve yönlendirme stratejisi olarak da yorumlanabilir. Bu strateji ile arzu edilen, çoğunlukla siyasi ya da ekonomik bir konuda değişim sağlamak ya da değişim ihtimali olan kararların alınmasını engellemektir.

LOBİ STK’LAR REVAÇTA
Günümüzde katılımcı demokrasinin en önemli aktörlerinin siyasi partiler, STK’lar, baskı grupları ve lobilerden oluştukları bir gerçek. Türkiye’de katılımcı demokrasi kültüründeki eksiklik, hükümetleri baskı altında tutamama, aşağıdan yukarıya doğru talepte bulunamama şeklinde genellikle kendisini gösterir. Bu manzaranın altında yatan neden ise baskı gruplarının, lobilerin ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) istenilen düzeye gelememiş olmaları şeklinde açıklanır.
Buna rağmen Türkiye’de de karar alma süreçlerini etkileyen oluşumlar ve yapılan lobi çalışmaları mutlaka söz konusu. Türkiye ekonomisinde katma değer üreten, vergi veren, ihracat ve istihdam oluşturan 1000 büyük şirketi incelediğimizde, bu şirketlerin büyük oranda bir STK aracılığı ile lobi faaliyetlerini yürüterek sorunlarına çözüm aradıklarını müşahede edebiliyoruz.
Lobicilik bir yandan “etik” anlamda tartışılırken, diğer yandan bir çıkar grubunun kendi açısından haklılığını ifade edebilme yöntemi olarak meşru bir zeminde kabul görebiliyor.
1979 yılında Ecevit Hükümetinin düşürülmesine dönük TÜSİAD tarafından verilen gazete ilanları yakın tarihimizin ilginç “lobi” faaliyetlerine örnektir.

LOBİDE ETİK KURALLAR
Ekonomik, toplumsal, hatta zaman zaman siyasal yaptırım gücüne sahip olabilen ve lobi çalışmalarıyla istediklerini elde etmeye yakın olan kesimler ister istemez bazı soru işaretlerinin oluşmasına da neden olabilirler. Bu noktada aşağıdaki lobiciliğin altın kuralları devreye giriyor;
* Bilgi ve deneyim birikimi,
* Temsil gücü,
* İletişim gücü,
* Özel çıkarları toplumsal çıkarlara uygun olarak savunabilme,
* Şeffaf ve dürüst olma,
* Olayları manipüle etmeme, doğru veri üzerinden çalışma.
Yukarıda belirtilen kriterler lobiciliğin olmazsa olmazları. Ayrıca lobi faaliyetinin karşılıklı güven ortamını gerektirdiğini de belirtmekte yarar var.
Türk iş adamlarının Avrupa’da vizesiz dolaşımını sağlamak için yapılan çalışmalar, Türkiye için önemli bir lobi çalışması sayılıyor. Bu süreci takip ederken yürütülen lobi faaliyetinde donanımlı olmak ve kesinlikle entrika şeklinde algılanılacak tutumlar takınmamak gerekiyor. Şeffaf ve medeni tutumlar her zaman başarının anahtarı olmak durumundalar.

LOBİCİLİKTE SEKTÖREL DETAYLAR
Özellikle otomotiv, enerji, ilaç, sağlık ve bankacılık sektörlerinde lobi faaliyetleri ön plana çıkmaktadır. Otomotiv şirketleri vergi indirimleri, enerjide yabancı petrol şirketlerinin atraksiyonları, ilaçta yeni bir ilacın piyasaya girmesi ya da girmemesi konusunda, bankacılık alanında yabancı sermaye girişimleri noktasında lobi faaliyetlerini izleyebiliyoruz. Zaman zaman bazı ABD’li milletvekili ve senatörlerin lobi faaliyeti için ülke ziyaretleri de yaptıklarını görüyoruz.
Yakın tarihimizde Rusya’dan gaz alımında başarılı olamadığımız bir lobicilik uygulamamız var. Mavi Akım Projesinde Gasprom’un Türkiye üzerinde bazı avantajlar elde etmesi Rusya için başarılı bir lobicilik faaliyeti olarak hala hafızalarımızda.
Tarım lobisinde yoğun olarak gıda ve özellikle de organik gıda konularında çalıştıklarını biliyoruz.
Tüm örneklerde lobi yürütenlerin hedefinde şüphesiz karar alma mekanizmaları var. Kamuoyu araştırmalarında lobilerin ne kadar etkili oldukları sorulduğunda yüzde 77 oranında “etkili” cevabı alındığı ise konunun önemini ayrıca vurguluyor.
Tüm bunların dışında ülkelerin dış politika lobileri ve kentlerin turizm açısından tanıtım içerikli lobi çalışmaları son derece karmaşık ilişkiler içeriyor.
Toplum olarak çok da başarılı olmadığımız ancak önemi tartışmasız olan lobicilik konusunun her ölçekte başarısı için olmazsa olmaz kriterlerden biri olduğunu kabul etmeli ve ona göre tutum geliştirmeliyiz.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız