Kamu harcama reformunu içselleştirmek
Salı, 01 Aralık 2009 13:54


Mali yönetim anlayışımızda çok önemli değişimler öngören ve dünyadaki ileri uygulamalar dikkate alınarak yaklaşık 4 yıl önce yürürlüğe sokulan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, ülkemiz açısından önemli bir kamu harcama reformu olarak kabul gördü.
Yapılan reform çalışması ile mevcut mali yönetim sisteminin (1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu) değiştirilerek, daha etkin bir yönetim ve kontrol sistemi kurulması amaçlandı. Bütçe kapsamı genişletilerek, TBMM’nin bütçe hakkını tam olarak kullanmasına yönelik düzenlemeler yapıldı. Bütçe uygulama ve hazırlama sürecinde ve denetiminde strateji ve performans sistemi ile etkinlik artırılmaya, mali yönden şeffaflık sağlamaya, hesap verebilir yönetim anlayışına uygun mekanizmalar oluşturulmaya, harcama sürecinde yetki, sorumluluk ve görev dengesi ile etkin bir iç kontrol sistemi kurulmaya çalışıldı.
Diğer taraftan Sayıştay’ın dış denetim organı olarak sadece harcama sonrası denetime odaklanmasına da imkan tanındı.

STRATEJİ VE PERFORMANS ÖNE ÇIKIYOR

Yukarıda belirtilen süreçlerin yanında, yıllık bütçe yerine çok yıllı bütçe sistemine geçilmesi, Sayıştay ve Maliye Bakanlığı’ndaki harcama vize ve tescil işlemlerinin kaldırılması ile vergi istisna ve muafiyetleri nedeniyle vazgeçilen vergilerin (vergi harcaması) bütçede gösterilmesi önemli yenilikler olarak uygulamaya girdi.
Son olarak Maliye Bakanlığı’nca Genel Faaliyet Raporu ve Sayıştayca da Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporlarının hazırlanıp TBMM’ne sunulması ile süreç tamamlanmaktadır.
Bütçe uygulamaları ve harcama süreçlerinde öngörülen prosedür teorik anlamda gerçekten sistemin şeffaflığı ve etkinliği anlamında tam bir reform niteliğinde. Ancak uygulamada beklenen fayda sağlandı mı? Reformun özü uygulayıcılar tarafından iyi algılandı mı? Yoksa öngörülen uygulamalar yasak savma anlamında mı değerlendiriliyor? Bu soruların cevapları önemli. Kamu hesaplarının, toplum tarafından reformun amaçladığı şekilde bilinmesi için önemli.

VERGİ VERENİN HESAP SORMA HAKKI OLDUĞU UNUTULMAMALI

Vatandaşlarımızın ödedikleri vergilerin nerede kullanıldığını bilme hakları bu sorgulamanın her zaman yapılmasını gerektiriyor. Gerçi kayıt dışı ekonominin oldukça yüksek olduğu ülkemizde bu sorgulamayı yapmak her zaman mümkün olamayabilir. Ancak bir yerlerden mutlaka başlamalı diye düşünüyorum. Bu fonksiyon kamuoyu ve STK’lar tarafından her zaman yerine getirilmesi gereken bir görev.
Örneğin stratejik planlar  hangi kriterlere göre hazırlanıyor? Bütüncül plan anlayışı hakim mi? Tüm kamu kurumlarının ve özel sektörün yıllık bütçelerinin oluşumunda birbirleri ile etkileşimleri söz konusudur. Önceliklerin tespiti diğer kurumlarla eşgüdüm halinde belirleniyor mu? Yoksa her kurumun diğerlerinden bağımsız stratejik plan yapmaları mı söz konusu?
Bir diğer konu performans esaslı bütçeleme sistemidir. Performans kriterleri doğru tespit ediliyor mu? Ve dönem sonlarında kurum yöneticileri toplum karşısına çıkıp stratejik plan ve performans bütçe sonuçlarını mukayeseli olarak halka anlatıyorlar mı? Plan hedeflerinin ne kadarını başardıklarını açıklıyorlar mı?

MALİ SAYDAMLIK KONUSUNDA HASSAS OLUNMALI
Bu sistemin teorik gerekçesi halkın kamu harcamaları konusunda aydınlatılması değil midir?
Tabii ki bu çalışmalar için personelin adaptasyonu, iş yapma şekillerinin değişmesi, karar alma süreçlerinde azami katılım ve şeffaflık ortamlarının geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Mali saydamlık anlamında uluslararası sıralamalarda ülke olarak yerimiz küçük iyileşmeler olsa da hala çok gerilerde.
Bu ligdeki sıralamamız, ancak toplumsal bilinçlenme ve kamu harcama reformunun getirdiklerini hep birlikte içselleştirmemizden geçiyor.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız