İnternet kamuoyu, Google ve vergi
Pazartesi, 05 Temmuz 2010 11:06


İletişim teknolojisindeki gelişmeler küreselleşmenin en önemli işaretlerinden birisi olarak görülüyor. Örneğin 3 dakikalık New York-Londra telefon konuşma ücretinin 1930 yılında 244 dolarken 2000’li yıllarda 3 dolar civarında bir seviyeye inmesi, bu alandaki hızlı gelişmelere örnek olarak gösteriliyor. Bu değişimin devam edeceği açık ve ülkeler rekabet politikalarını belirlerken, bu alandaki hızlı dönüşümleri dikkate alma durumundalar.
Bir yandan iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmeler devam ederken, bu alandaki hukuki alt yapının da oluşturulması gerekiyor. Özel hayatın gizliliği, bilgi alma özgürlüğü, ticari sırların ifşası, hakaret, vergilendirme, haksız rekabet, yargı kararlarına uyum vb. birçok konuda düzenlemeler yapılması önem arz ediyor.

HUKUKSUZ TEKNOLOJİ KULLANIMI HAK MI?

Son günlerde ülke gündeminde yer alan internet paylaşım sitesi “YouTube”un bir yerel mahkeme kararı ile erişiminin engellenmesi konusunda bu internet sitesinin sahibi konumunda bulunan “Google” arama motoru şirketinin ilginç yaklaşımları söz konusu.
Konunun vergisel bölümü ile ilgili bazı tespitler yapmak istiyordum. Ancak aynı konuda sayfa komşum değerli Sena Kaleli hanımefendinin de değerlendirmeler yapması ile konunun mali ve hukuki yönünden daha çok internet kullanıcılarının özgürlüklerinin kısıtlanması olarak algılanmasının daha fazla öne çıktığını görmüş oldum. Öncelikle Sayın Kaleli’nin konuya özgürlükçü ve bilgiye erişim hakkına saygı noktasında yaptığı değerlendirmelere yürekten katıldığımı ifade etmek isterim. Demokrasilerde yasakçı anlayışların kesinlikle yeri olmamalı.

YEREL HUKUK KÜRESELİ DE BAĞLAR

İlginç olan baş döndürücü bir hızla gelişen iletişim teknolojilerinin ortaya çıkardığı sosyal problemleri çözecek uluslararası hukuk altyapısının aynı hızda gelişemiyor olması. Ve toplum olarak konuları analiz ederken, kişilik hakları internet yoluyla ihlal edilen kişi ya da toplumların pozisyonları ile bunların haklarını koruyacak yargı kararlarının uygulanabilirliğinin sağlanmasının, hukuk devleti olmanın en temel şartı olduğunu unutmamalıyız. Bir hak ihlalinin yaptırıma tabi tutulması, internet kullanıcılarının bilgi alma hakkı adına feda edilmeli mi? Diğer taraftan böyle bir imtiyaz elde eden sosyal paylaşım sitesi internet kullanıcılarının, kamuoyu gücünü arkasına alarak ülkede nasıl bir kaos ortamı yaratılabileceği, her kişi ve kurumun yaptırımsız şekilde nasıl hedef alınabileceğini düşünebiliyor muyuz?
Hukukun olmadığı yerde anarşinin doğması kadar normal bir şey olamaz. Örneğin Google şirketi Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre içeriği suç olan birçok video gösteriminde sakınca görmüyor ve mahkeme kararlarını da muhatap almıyor. Temyiz hakkını kullanmıyor. Fiilen mahkeme kararını yok hükmünde sayıyor. Onunla da yetinmiyor, hakkında erişimin engellenmesi kararı bulunan “YouTube” paylaşım sitesinin bu yasağını Google üzerinden 44 ayrı IP numarasını YouTube’un ortak kullanımına vererek mahkeme kararını fiilen sonuçsuz hale getiriyor.
İletişimden sorumlu Ulaştırma Bakanlığı’nın girişimlerinden de çoğu kez sonuç alınamıyor. İnternet sitesi yetkililerine çoğu kez telefonla bile ulaşmak mümkün olamıyor.

VERGİLENDİRME YETKİSİ TÜRKİYE’NİN

Konu anlatılanlarla sınırlı değil. Olayın bir de vergileme boyutu var. YouTube sosyal paylaşım sitesi ve onun sahibi Google arama motoru şirketi, Türkiye’de çok sayıda internet kullanıcısına hizmet veriyor. Bu hizmet sırasında Türkiye’de bulunan şirket ve kurumlardan süreklilik arz edecek şekilde reklam geliri elde etmeleri söz konusu. Hizmetin sürekli olarak Türkiye’de verilmesi ve de hizmetten Türkiye’de faydalanılması nedenleri ile şirketin Türkiye’de iş merkezinin fiilen oluştuğu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 3. maddesi kapsamında “Tam Mükellefiyet” esasında vergilendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Google şirketi ne yapıyor? Kurumlar Vergisi oranı yüzde 12 olan İrlanda’daki merkezinden Türkiye’de elde ettiği reklam gelirleri için fatura kesiyor. Yani bu yöntemle yüzde 8 daha az vergi ödüyor, onu da Türk Maliyesine değil, İrlanda’ya ödüyor.
Türkiye aslında vergi cennetleri ve bu tür vergi rekabeti uygulayan ülkelerden alınan faturaların yüzde 30 oranında vergilendirilmesi yönünde bir yasal düzenleme yapmıştı. (K.V.K. Mad. 30/7) Bakanlar Kurulu bu ülkelerin listesini belirlediği zaman bu madde de devreye alınabilir.
Özet olarak bu ülkenin kurucusuna hakaret içeren video vb. uygulamaların yapılamayacağını, bu tür zararlı yayınlardan olumsuz etkilenen kişi, kuruluş ve toplumların hukukunun korunması ve de bu ülkede kazanılan paranın vergisinin bu ülkeye ödenmesi gereğinin ifade edilmesi, internet kullanıcılarının erişim haklarından daha az önemli değildir. Ve de internet kullanıcılarının yaratacakları kamuoyu baskısının ülkemizin hukukunu, itibarını dikkate almayanların işine yaramaması gerekir, diye düşünüyorum. Hukuka uyacak, sorun çözülecek.
Google ve YuoTube’un özgürlüğü hukuka saygılı olmaları ve vergilerini ödemeleri kaydıyla daha anlamlı olacaktır. O zaman hep birlikte gönül rahatlığı ile “Come Google Come” diyebiliriz.

Sedat Yalçın'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız