Global sanayi eğilimleri
Pazartesi, 01 Şubat 2010 22:00


Küreselleşmenin doğal sonucu olan ticaret ve finansman alanındaki entegrasyon, bir taraftan krizlerin ülkeler arasında yansımalarını kolaylaştırırken, diğer yandan üretim süreçlerini etkileyen önemli bir dönüşümün izleri de sanayimizde görülmeye başlamıştır.
Rekabet ortamının ülke bazından uluslararası seviyeye ulaşması, firmaların pazar arayışlarını hızlandırmış, lojistik, iletişim ve pazarlama standartlarının yükseltmesi ve düşük kar limitleri ile çalışmak zorunda kalındığı gözlemlenmiştir.

YAPISAL DÖNÜŞÜMÜN PARAMETRELERİ
Ülkemizde 1996 yılında Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ile üretim ve dış ticaret yapımızın dönüşümü büyük bir ivme kazanmıştır. İhracatımızın önemli oranlarda artması ve ihracat bileşiminde motorlu kara taşıtları, makina ve teçhizat imalatı, haberleşme araçları, radyo ve TV imalatı gibi genellikle yatırım malı üreten sektörlerin ihracat içindeki payında artış gerçekleşmiştir. Yine bu dönemde üretim kompozisyonunun ithal girdi kullanımının yüksek olduğu sektörler lehine değişmesi, ithalata bağımlılık riskini de beraberinde getirmiştir.
İthalat baskısına neden olan önemli bir faktörde Çin ve Asya ülkelerinin ucuz maliyetli üretim üssüne dönüşmüş olmalarıdır. Bu ülkelerin oluşturduğu “ucuz maliyet” avantajları, üretim merkezleri olarak cazibelerini artırırken, bu avantajla oluşan düşük fiyatlar, küresel enflasyon baskılarını azaltmakta ve dünya ekonomisinin büyümesine önemli katkı sağlamaktadır.
Ancak bu üretim sürecinin ülkemizi de içine alan rekabet gücü kaybına ve ithalatlaşmaya neden olduğu da açıktır. Firmalar rekabet gücü kayıplarını önlemek için operasyonel faaliyetlerini geliştirme, Ar-Ge faaliyetlerini artırma ve risk yönetimini iyileştirme gibi unsurları içeren hızlı bir kurumsallaşma sürecine girme durumundadırlar.
İthalat artışına neden olan bir başka eğilim endüstri-içi ticarettir. Endüstri-içi ticaret belirli bir sektörde birbirinden farklılaştırılmış yapıdaki ürünlerin eş zamanlı olarak ihraç ve ithal edilmesi ile ülkeler arasında karşılıklı olarak iki yönlü ticaretin ortaya çıkmasıdır. Ülkemizde de otomobil, elektrikli makina- teçhizat ve elektronik ürünler gibi ihracat artışı belirginleşen sektörlerde üretimin ülkeler arasında paylaştırılarak, katma değerin farklı coğrafyalara dağıtılması, endüstri-içi ticaretin yoğun yaşandığı örnekleri olmaktadırlar. Dünya çapında da üretim için yapılan ithalat miktarlarında genel olarak artış görülmektedir. Bu üretim şeklinde ticaret hacmi artmasına rağmen katma değer ve istihdam artışları sınırlı gerçekleşmektedir.

SEKTÖREL SANAYİ EĞİLİMLERİ
Yukarıdaki genel tespitlerin dışında sektörel bazda da dünyada sanayi eğilimleri oluşmaya başlamıştır. Türkiye kendi sanayi yapısını, mevcut envanter özelliklerini de dikkate alarak yeniden kurgularken global sektörel değişimleri izlemek durumundadır. Kısa başlıklarla belirtirsek global eğilimler;
a) Bilgi ve katma değer doğru orantılı olarak artmaktadır.
-Bilgi yoğun sektörlerde çok yüksek katma değer oluşmaktadır.
-Teknoloji yoğun sektörlerde yüksek katma değer oluşmaktadır.
-Sermaye yoğun  sektörlerde orta katma değer oluşmaktadır.
-Emek yoğun sektörlerde düşük katma değer oluşmaktadır.
b)Üretim yeri değişebilen sektörler, hızla maliyet avantajı olan coğrafyalara kaymaktadır.
c)Yüksek teknolojili sektörlerin katma değeri daha hızlı büyümektedir.
d)Teknolojik ürünlerin fiyatları daha hızlı artmaktadır.
e) Gelişmiş ülkeler bazı sektörlerden çıkmaktadırlar.
-Hammade kaynaklarına bağımlı sektörler
-Karbon salınımı yüksek sektörler
-Çevresel etki ve atık salınımı yüksek sektörler
f)Gelişmiş ülkeler, yenilenebilir enerji ve çevre teknolojisi ürünleri, enerji tasarrufu sağlayan teknolojiler ve biyoteknoloji, sağlık ekipmanları ve malzeme teknolojileri ürünlerinde üretimlerini sürdüreceklerdir.

TÜRKİYE’NİN SANAYİ HAYAT EĞRİSİ

Yukarıda belirtilen eğilimler ışığında Türkiye’nin Sanayi Hayat Eğrisi de denilen teknoloji envanterine göz atalım. Mevcut sanayimizin; yüzde 34,5 kadarının düşük teknoloji, yüzde 38,1 kadarının orta/düşük teknoloji, yüzde 25,6 kadarının orta/düşük teknoloji, yüzde 1,8 kadarının ileri teknoloji seviyesinde bulunduğunu belirtelim ve bilgi toplumunun gereklerini yerine getirmeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha tespit etmiş olalım.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız