Bir Başarı Öyküsü: Dış müteahhitlik sektörümüz
Pazartesi, 14 Haziran 2010 10:08


Yaklaşık 40 yıl önce başlayan bir azim ve kararlılık öyküsünden bahsetmek istiyorum. O yıllar dünyanın petrol krizleri ile çalkalandığı ve petrol fiyatlarının zirve yaptığı dönemler. Petrol geliri artan ülkelerin alt ve üst yapı inşa faaliyetleri ilk kez bazı önemli müteşebbis insanlarımız tarafından fark ediliyor. Şarık Tara ve Ayhan Şahenk başta olmak üzere birçok müteahhit firma sahibi dış ülkelerle iş ilişkisi kurmaya başladılar.
Ülkemizin müzmin hastalığı olan döviz açığı probleminin çözümünde de önemli rol oynayacak olan dış müteahhitlik faaliyetleri, 1970’li yıllarda Libya ağırlıklı olarak başladı. Müteahhit firmalar bir taraftan istihdam, diğer taraftan inşaat malzemesi ihracatı oluştururlarken, kar transferleri ve işçi dövizleri yoluyla da ülke cari açığının finansmanına uzun yıllar katkı verdiler.
Yurtiçi piyasalarda yaşanan kriz dönemlerinde kamu yatırımlarının azalması durumunda sektörün dışa açılma nedenlerinden birisi oldu.
Ağırlıklı olarak Libya ile başlayan yurt dışı inşaat taahhüt faaliyeti zamanla Suudi Arabistan ve Kuveyt’teki yeni projelerin üstlenilmesi ile devam etti.

TECRÜBE ÖZGÜVEN GETİRDİ
1980’li yıllarda Türkiye’nin gerçekleştirdiği Atatürk Barajı, otoyollar ve toplu konut projeleri de müteahhitlik sektörümüzün özgüven ve tecrübe kazanmasında etkili oldu.
1990’lı yıllarda ise Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası ortaya çıkan Rusya ve Türki Cumhuriyetlerin oluşturduğu yeni pazarlar öne çıktı. Türk şirketleri Rusya federasyonu projelerinin yüzde 34’ünü üstlenerek önemli ölçüde atak yaptı. Diğer Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki faaliyetler ise artarak devam etti.
Müteahhit firmalar uluslararası tecrübe kazandıkça üstlendikleri işlerin katma değerleri de giderek artmaya başladı. 2000 yılından önce emek yoğun işlere yoğunlaşan müteahhitler, yeni yüzyılda teknolojik bilgi ve donanımın önemli olduğu inşaat türlerinde de ihaleler almaya başladılar. 2000-2008 döneminde toplam iş hacmi içinde konutun payı yüzde 9,4’e gerilerken enerji santralleri, petrokimya tesisleri, hava alanları, boru hatları, kentsel metro sistemleri ve demiryolları gibi farklı alanlarda ihale kazanan müteahhitlerimiz de artmaya başladı.
Müteahhitlerimizin 2002 yılında yurtdışındaki iş hacimleri 1,7 milyar dolar düzeyindeydi. 2008 sonunda bu rakam 23,6 milyar dolar seviyesine ulaştı. İş yapılan ülke ve iş çeşidinin artması sayesinde yıllık ortalama iş hacmi artışı yüzde 55’leri buldu.

HİZMET İHRACATINA ODAKLANMAK
Dış müteahhitlik sektörünün bir hizmet ihracatı faaliyeti ile ilgili olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bu pazarın diğer hizmet alanları ile birlikte dünyadaki büyüklüğü 3,2 trilyon dolar seviyesinde. Ve bu pastadan en büyük payı ABD alıyor. Türkiye’nin hizmet ihracatı rakamı 2009 yılı itibariyle 32,7 milyar dolar civarında. Türkiye bugüne kadar 81 ülkede toplam 161 milyar dolar değerinde 5 bin 200 projeyi üstlenmiş bulunuyor. 2009 yılı itibariyle toplam üstlenilen projelerin yüzde 22,3’ü Rusya’da, yüzde 16,4’ü Libya’da ve yüzde 12,4’ü Türkmenistan’da bulunuyor.
Türk müteahhitlik firmalarının bu ülkelerdeki işleri nedeniyle Türkiye’den ithal ettikleri inşaat malzemesi miktarı ise 2008 yılında 23 milyar dolara ulaşıyor. Bu miktarın içinde üçüncü kişilere yapılan ihracat da bulunuyor.

TÜRKİYE DÜNYA İKİNCİSİ
Dünya inşaat müteahhitliği sektörünü izleyen ve zaman zaman raporlar yayınlayan “Engineering News Record” dergisi dünyanın en büyük 225 müteahhitlik firmasının sıralamasını yayınladı. Bu sıralamada Türkiye 31 firma ile Çin’den sonra ikinci sıraya yerleşti. Türkiye’nin ABD’yi de geçen bu başarısı dış müteahhitlik sektörünün aslında başarı öyküsünü anlatan bir tespit idi.
Önümüzdeki 5 yılda bazı ülkelerin alt yapı yatırım planları dikkatle izleniyor. Örneğin Hindistan’ın 514 milyar dolar, Suudi Arabistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin toplam 500 milyar dolarlık Cezayir’in ise 200 milyar dolarlık altyapı bütçeleri Türk dış müteahhitlik sektörünün de gündeminde.
Ağırlıklı olarak yaşanan teminat mektubu, finansman ve bulundukları ülke bürokrasisi ile yaşanan sorunların Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu bakanlık tarafından yakından izlendiğini ve çözüm üretildiğini gözlemliyoruz.
Ülkemizin bölgesindeki yeni dış politika konseptinin dış müteahhitlik sektörümüze yeni ufuklar kazandıracağı inancımı belirtiyor ve bu alanın tüm boyutları ile desteklenmesinin önemli olduğunun altını çiziyorum.

Sedat Yalçın'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız