Avrupa’da borç krizi ve Yunanistan’ın Türkiye şansı
Pazartesi, 26 Nisan 2010 13:42


1929 dünya ekonomik bunalımından sonra yaşanan en güçlü küresel ekonomik kriz yeni evreleri ile gündemimizde kalmaya devam ediyor. AB ülkelerinde küresel krizin etkilerini azaltmaya dönük desteklemeler bir taraftan hükümetlerin kamu harcamalarını artırırken, diğer taraftan piyasalardaki durgunluğa bağlı vergi geliri düşüşleri, AB ülkelerini ciddi bütçe açıkları ve borçlanma artışları ile karşı karşıya bırakmış gözüküyor. Aşağıdaki tablo 2010 başlarında bazı Avrupa ülkeleri (Avro Bölgesi) için Maastricht kriterlerinin geçerliliğini yitirdiğini ortaya koymaktadır.

AB ÜLKELERİ BORÇ BATAĞINDA

Ülke    Dış Borç/GSMH (%)    Brüt Dış Borç

Yunanistan    161     552 Milyar $
İtalya               126     2,310 Trilyon $
İspanya          171     2.409 Trilyon $
Portekiz          214     507 Milyar $
İrlanda           126     2.386 Trilyon $
İngiltere         408     9.087 Trilyon $
Fransa           236     5.021 Trilyon $
İsviçre            422     1.338 Trilyon $
Hollanda       365     2.452 Trilyon $
Belçika          320     607 Milyar $
Türkiye         41,3    269 Milyar $

Türkiye kriz döneminde mali disiplini sürdürebilmiş olması ve bankacılık sistemine fon aktarma durumunda kalmamış olması nedenleri ile tabloda son derece iyi bir yer edinmiş gözüküyor.
AB ülkeleri para birliği (Avro) nedeniyle kamu borçlarını para politikası araçları ile (emisyon vb.) gidermek şansına sahip değiller. Mutlaka tasarruf politikaları, vergi artırımları ve kamu harcamalarının kısılması gibi acı reçetelerin gündeme gelmesi söz konusudur.

YUNANİSTAN’IN ZOR GÜNLERİ
Bu noktada komşumuz Yunanistan’ın durumu ile ilgili bazı tespitler yapmak istiyorum. Yunanistan 10 milyon 600 bin nüfusu ve yaklaşık 180 milyar dolarlık GSMH ile aslında tipik bir Akdeniz ülkesi. Kişi başına düşen milli geliri 17 bin dolar civarında ve yüzde 11 gibi bir işsizlik oranına sahip komşumuz. AB ile mali ilişkilerini sağlıklı yürütemeyen Yunanistan’ın bütçe açığının milli gelire oranının, söylenilenin yaklaşık 2-3 katı, yüzde 12 seviyelerinde olduğu açıklandı.
Yüksek miktarlı AB fonlarının vizyonsuz harcandığı izlenimi veren tabloda Yunanistan yöneticilerinin ihmali yüksek görünüyor.
Yeni hükümet büyük mali krizi yönetmekte zorlanıyor. AB yardımları ve IMF desteği gündemde. Süreci değerlendirme isteğinde olan Fransa ve Almanya zor durumdaki Yunanistan’a yardımı silah satış şartı ile yapmak istiyorlar. Almanya denizaltı satmak isterken, Fransa’nın talebi daha çeşitlilik arz ediyor. Fransa, 2,5 milyar avroluk Firkateyn, 400 milyon avroluk helikopter, 4 milyar avroluk rafale savaş uçağı satışı konusunda Yunanistan’dan taahhüt almak istiyor.
Aslında bu gelişmeler Türk-Yunan gerginliğinden büyük ekonomik çıkar sağlayan süper silah üreticilerinin gerçek yüzlerinin görülmesini de bizlere sağlamış bulunuyor.
2006-2010 tedarik planında 16,8 milyar dolarlık silah alımı planlayan Yunanistan’ın kriz nedeniyle bu planında yüzde 15 azaltma yaptığı bildiriliyor.

SİLAH PLANLARI BOŞA ÇIKSIN

Ekonomik dengelerini kurmak, iç reformlarını gerçekleştirmek durumunda olan Yunanistan’ın yaşadığı kriz ortamında, aslında önüne gelen tarihi bir barış ve tasarruf imkanı da söz konusu.
Türkiye ile karşılıklı olarak belirli bir süre, örneğin 3 ya da 5 yıl, silah alımlarını askıya almaları Yunanistan’ın her yıl GSMH’sının yüzde 4-5’ini ayırdığı savunma harcamaları yükünden kurtulmasını sağlayacak, Hem de krizi fırsata dönüştüren yeni bir barış dönemine de girilmiş olacaktır.
Türkiye’nin, komşuları ile sıfır problem esaslı dış politika konseptine de uygun olan bu projenin ekonomi yönetimlerince gündeme getirilmesi ve Başbakanlar düzeyinde Atina’da gerçekleşecek görüşmelerde iyiniyet imzaları atılmalıdır.
Bu çözüm ile hem Yunanistan tüm dünyaya el açar görüntüsünden kurtulacak, hem de Türkiye ile tarihi bir barış şansı elde edilecektir. Tabii ki silah satışı karşılığı yardım yapma hazırlığında olanlar aşa su katmazlar ise.

Sedat Yalçın'ın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız