|

Belediyeler ve tabii ki belediye başkanları, eski deyimle şehr-i emin yani şehrin emini, şehrin emanetçisidirler. Bulundukları beldeleri, ilçeleri, kentlerinin tarihini, coğrafyasını, insanını, havasını, suyunu, yeşilini ve öz kaynaklarını korumak, geliştirmek zorundadırlar. Bütün bunları yaparken, bürokratlarıyla; seçilmişlerden oluşan meclisle; sivil toplum örgütleriyle; meslek odalarıyla ve hepsinden önce halk ile paylaşarak hareket etmelidir. Demokratik, çağdaş toplumlar böyle yönetilir. Osmangazi’de böyle bir katılım ile kararlar alınmasına maalesef henüz tanık olamadık. Yüz gün içinde dört tane belediye meclis toplantısı olmuş. Bu toplantıların gündemlerinde aşağıdaki konular yer almış: 25 adet gündem maddesi belediyeye ait yerlerin satışlarıyla, 50 adet gündem maddesi plan tadilatlarıyla ilgili. Merinos tren istasyonu binasının 49 yıllığına kiraya verilmesiyle ilgili bir karar; park, bahçe,ulaşım, araç kiralanması, temizlik, eğitim gibi işlerin bir yıllık değil, yıllara sari olarak ihale edilmesiyle ilgili bir karar; belediye mülklerinin kiralanması ve tahsis edilmesi; sokaklara isim verilmesi gibi kararlar alınmış. Bu kararların hiçbiri Osmangazi’nin problemlerine çözüm getiren gündemler değildir… Osmangazi Belediye Meclisi’nin 9 üyesi CHP’li, 3 üyesi MHP’li bir muhalefet kanadı vardır. CHP olarak önergeyle belediye içinde bir çalışma odası istenmiş ancak bu oda verilmemiştir. Muhalefet belediye koridorlarında vatandaşın şikayetlerini dinlemektedir. Muhalefet ayrıca: Tarihi yerleşim yerleri arasında bulunan Adli Tıp Kurumu’nun yerinin değiştirilmesiyle ilgili önerge vermiş, bu önerge henüz sonuçlanmamıştır. Tüm tabela ve ilanların Türkçe olmasıyla ilgili önerge ise Hukuk Komisyonu’ndan yönetmelik hazırlanmak üzere ruhsat bürosuna iletilmiştir. Hele hele Osmangazi’ye yeni bağlanan Emek, Ovaakça ve Demirtaş’ın mülkiyetinde olup, Osmangazi Belediyesi’ne geçen 18 adet yerin, adeta yangından mal kaçırırcasına satışa çıkarılması son derece yanlış ve belediye yasası ile yönetmeliklere aykırıdır. Şöyle ki, belediye yasası “belediyelerin imar planları, yer satmaları, kiralamaları, borçlanmaları komisyonlara gelmeden mecliste görüşülemez” der. Ancak Osmangazi Belediyesi komisyonlara dahi getirmeden, doğrudan meclise getirerek bu alanların satış kararını al(dır)mıştır. Muhalefetin yasaya aykırılık tespit edip önerge verdiği bu karar İmar Komisyonu’na havale edilmiştir. Satışa çıkarılan yerlerden bir tanesi Demirtaş’tadır ve “özel hastane” lejantlıdır. Demirtaş ve çevresinde bir tane devlet hastanesi var mıdır ki, öncelikle özel hastane yapılsın ve arazisi satışa çıkarılsın. Emek’te satış kararı verilen yerler ise YPA yani yeniden planlanacak alan lejantında kalmaktadır. Yani planda ne olacağı belli olmadan belediyelerin malları önceden ve ucuza satışa çıkarılmaktadır. Görünen o ki, sonradan bu alana uygun plan yapılacaktır. Şehrin emini böyle mi olunur? Yazıktır… Osmangazi olarak henüz Emek, Demirtaş ve Ovaakça’ya bir çivi çakmamışken, yerlerinin satılması onlara yapılan en büyük haksızlıktır, hakarettir. İlk önce onlara Osmangazili olmanın aidiyetini hissettirmemiz ve yaşatmamız gereklidir. Osmangazi’nin parsel ölçeğinde plan tadilatları ne yazık ki hep zata mahsus işlerdir. Osmangazi Belediye Başkanı Sayın Mustafa Dündar’ın şehrin gerçek emini gibi davranmasını istemek, hemşehriler olarak hepimizin hakkıdır, diye düşünüyorum… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|