Mimari üslup, azgınlık ve turizm gettoları
Pazartesi, 29 Haziran 2009 15:10

alt

Bursa Belediyeler Birliği (ne de çok birlik oldu) yeni seçilen meclis üyelerine, belediye ve meclis çalışmalarında yol gösterecek yasal yönetmelikler konusunda bir eğitim semineri düzenledi. Aynı zamanda, meclis üyelerinin birbirini daha yakından tanımalarını sağlamak ve iletişimi güçlendirmek için yapılan bir seminerdi. İyi de oldu. İçlerinde belediye yasa yönetmeliklerini 25 yıllık belediyeci olarak bilen bendim, ama emekli olduktan sonra değişen yasaları daha iyi anlamak ve tabii ki meclis üyelerimizi de daha yakından tanıyabilmek için katıldım.
Seminer Antalya Kemer merkezde bir otelde yapıldı. Hollanda mimarisinde yapılmış, kapladığı alana göre yatak kapasitesi yüksek tutulmuş bir otel.
Her şey azdırılmış. Bizim ülkemizde, bizim sahilimizde, nasıl, neden geleneksel Hollanda mimari üslubu kullanılabiliyor? Güzel yurdumun her köşesinde bu öykünmeler ile her ülkenin üslupları boy gösterir ise bizim üslubumuz ne olacak?
Tesisin içinde ayrıca, Çin, Hint, İtalyan, Yunan mutfakları olan lokantalar, yiyecek içecek noktaları sebil. Tesis içinden denize yürüyünceye kadar azdırılmış tüketimi tetikleyen her şey var (her şey dahil fiyatlı). Ülkemizde ve dünyada milyonlarca aç insan var iken, yemekler boğazımda düğümlendi.
Turistler buraya otobüsler ile geliyor, hiç dışarı çıkmadan tekrar ülkelerine dönüyorlar. Bu tür yerler birer turizm gettoları. Antalya Kemer esnafına yansıyan bir ekonomik girdi yok. Ülkemizin muhteşem coğrafyasına, tarihine, kültürüne, yaşam biçimine tanık olamıyorlar. Biz onlara ülkemizi ve insanımızı tanıtamıyoruz.
Bu turizm gettoları bulunduğu çevrenin, toprağını, suyunu, altyapısını kullanıyorlar ve aynı zamanda kirletiyorlar. Ancak kazandıkları paranın bir kuruşu bile o yöreye yansımıyor. Zaten bu gettoların içinde ekonomik kriz yok ama çok güzel Rus ve Ukrayna kadınları var. Onlar da sebil. O kadar çok varlar ve o kadar güzeller ki… Muhteşem vücutları, endamları ile erkeklerimize iç geçirtip, biz kadınlara kendimizi kötü hissettiriyorlar.
Sayın Başkan, bir dahaki seminerlerimizi bu gettolarda değil de o muhteşem coğrafyada ve kültür ile iç içe olan butik otellerde yapsak çok daha iyi olur.
Hem ülkemizin farklı coğrafyasını ve farklı kültürlerini, meclis üyeleri de yaşar ve görür.
Ülkemizde öğreneceğimiz çok şey var.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız