Masalsı hanlarım ve gerçekler
Pazartesi, 08 Haziran 2009 11:05

alt

Bursa deyince akla hanlar, hamamlar, türbeler, camiler, ılıcalar gelir. Öyle mutlu ve şanslıyım ki tüm değerler ile birlikte, hem de taa içinde yaşıyorum. Evliya Çelebi, Seyahatname’de hanlarımızı anlatırken insanı masalsı Bursa’ya götürür.
Evliya Çelebi o günün deyimi ile çarşılara “BURSA SULTANİ ÇARŞISI” der. Cümlesi 9000 dükkan olduğunu yazar. Gazzâzlar, Kavukçular, Takyeciler, İpekçiler, Bezzazlar, Terziler, Hallaçlar vardır. Gelincik Çarşısı ise amber, misk, gülsuyu, itriyat kokulu bir çarşıdır. İçinden geçen insan sefasından dışarı çıkmak istemez, der.
Uzun Çarşı’da da her sınıftan esnaf bulunduğunu yazar. Hoşafçılar bu diyara mahsus yerlerdir. İpekçiler de ayrı bir çarşıdadır. Yetmiş beş kadar kahvehane vardır, der Evliya Çelebi (Evliya Çelebi’nin rakamları biraz abarttığı söylenir): “Buralarda hanendeler Hüseyn-i Baykara fasılları ederlermiş. Her kahvehanede Gazelhan’ı ve Meddahanları varmış. Kahvehaneleri birer mekteb-i irfanmış. Şerefyar Kahvesi, Serdar Kahvesi, Cin Müezzin Kahvesi, en meşhurları imiş.”
Aslında geçmişin bu masalsı Hanları bana hala masalsı geliyor. Ancak tüm büyüyü bozan şu an hanların problemlerini bilmem ve çözümlerini düşünmem. Bizler bu hanlara hazıra konmamıza rağmen kötü bir mirasyedi gibi davranmışız. Yine de dimdik ayaktalar. Bunca yaşına rağmen bize meydan okumaktalar. Sorunlar, bu kadar büyük anıtlara göre çok da küçük müdahaleler ile çözülebilir. Bana göre en önemlisi hanların can ve mal güvenliği açısından yangına karşı tüm yapılacakların yapılması, ama mutlaka yapılması gerekir. Elektrik tesisatlarının bir kısmı 2000’li yıllarda elden geçirilmişti. Yangın ihbar sistemi, yangın söndürme, yangın hidrantları elden geçirilmeli. Geçen hafta Osmangazi Belediye Başkanı’nın, Han esnafları ve bizler ile yapılan toplantıda yangın hidrantlarına su bağlanmadığı bildirilmişti (Sanki çok zor). İnsanların hanlar ve çarşılar içinde güven ve huzur ile gezmelerinin sağlanması elzemdir. Olağanüstü durumlar için (deprem, yangın vb.) sadece Hanlar Bölgesi için acil durum eylem planı hazırlanması, boşaltım planlarının yapılıp bilgilendirici ikaz işaret levhalarının konulması ve acil çıkışların işaretlenmesi gerekir. Bu kadar insan sirkülasyonunun olduğu hanlar bölgesinde çağdaş donanımlı ve yeterli sayıda tuvalet hiç yok. Yaşlıların, engellilerin, gençlerin, çocukluların dolaştığı hanlarda doğal ihtiyaçların karşılanması için uygun yerlere çağdaş donanımlı tuvaletler yapılması zorunlu. Biz kendi eksikliğimizi biliyoruz da turistleri dışarıya camii tuvaletlerine göndermek ayıp oluyor. Konukseverliğimize hiç yakışmıyor.
Evliya Çelebi’nin hanları, masalsı anlatımında belli ki esnafta birbirine saygılı davranış içindeymiş. Bir ticarethanenin önünde hariçten gelen yaygıcı yok. Bağıra bağıra malını satan çığırtkanlar yok. Tam tersi hanların içindeki ve yakınındaki mekanlarda hanendeler, sazendeler varmış. Ne kadar hoşmuş, keşke yine olabilse. Yaygıcı ve çığırtkanlar ile mücadele etmek hiç zor değil, yerel yönetimlerin de görevi. Zor deniyor ise bu acizliktir.
Tabii tüm bunların yanı sıra alışveriş merkezleri açıldı, hanlardaki küçük esnaf zor durumda kaldı. Evet, şimdilik doğru. Ancak AVM ler doygunluğa erişmek üzere, diye düşünüyorum. Hanların kaliteli ürün satan, sektörel alanda birbirini tamamlayan yerlere dönüşmesini sağlayan proje üretilmeli. Bu işin profesyonelleri,  uzmanlar ve esnaf sözcüleri böyle bir çalışma içinde olmalılar. Pirinç Han açılmadan Zafer Plaza’nın devamı olması için çok uğraşmıştım. Tabii ki tanıtım çok önemli. Hanlar bölgesini tanıtan profesyonel anlamda çalışılmış yazılı, görüntülü bir ürün görmedim. Belki de Hanlar Bölgesi’nin yönetimi tüm bunlar için ayrı ayrı uzmanlık komisyonları kurmalı. Bu sorunlara çözüm önerileri geliştirip hayata geçirmeliler. Masaldan yola çıktık. Gerçekler burnumuza dayandı.
Ben güvenli, ahenkli, hem canlı, diri, hem dingin,  çağdaş donanımlı,  ama masalımdan parçalar olan hanlarımı geri istiyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız