Irgandı’nın Kazım Baykal’a borcu
Perşembe, 04 Aralık 2008 10:44

alt

 Tarihi Irgandı Köprümüz çok yazıldı, çok çizildi, çok konuşuldu ve ne güzel ki bittikten sonra daha çok sahiplenildi. Gerçekten de Bursalılar olarak, dünyada sadece dört tane bulunan bu özel çarşılı köprülerden birine sahip olduğumuz için ne kadar gurur duysak azdır.
1442 yılında Irgandılı Ali’nin oğlu Hoca Muslihiddin tarafından yaptırılan Irgandı Köprüsü’nün 566 yıllık yaşamında, altından çok sular aktı. Çok depremler, çok sel felaketleri gördü; çok hükümdarlar gördüğü gibi. Yunanlılar tarafından bombalandığı gün, İstiklal Savaşı gazisi oldu. Kamu kurumları tarafından gövdesinden bilinçsizce altyapı hatları geçirildiğindeyse  dinç ihtiyarlar gibi sıkı sıkı tutundu hayata. Bugünse nihayet Gökdere’nin boynunu süsleyen altın bir gerdanlıktır Irgandı...
Bu ilk yazımı Irgandı Köprüsü’ne ayırmayı tercih ettim. Ama mesleki bir yazı olmayacak bu. Bir borcun ödenmesi ve hatırlatılması olacak. Bu tarihi ve özel mirasın özellikleri ve teknolojisini anlatmak yerine, ‘onu bize geri kazandıran ateşi kim yaktı?’ sorusunun yanıtını vermek istiyorum. Bu yazımda tarihi ve kültürel belleğimizi korumak adına, yaşamının sonuna kadar emek veren saygıdeğer hocam, Eski Eserler Kurumu Başkanı Kazım Baykal’ı anmak ve kültürel mirasların korunmasında birlikte verdiğimiz mücadeleyi anlatmak istiyorum.
1905 Bursa doğumlu Kazım Baykal hocamız, ilk ve orta öğrenimini yine Bursa’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Yurdun çeşitli bölgelerinde 37 yıl boyunca felsefe-tarih-sosyoloji öğretmenliği yaptı. Son olarak Bursa Erkek Lisesi’nde 20 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra emekli oldu. 1946 yılında Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği’ni kurdu ve yaşamının sonuna kadar başkanlığını yaptı. Bu süreç içinde Bursa’da, inanması güç ama tam 156 adet kültür mirasını derneği adına onardı, usta yetiştirdi.
Engin deneyimlerini “2000 Yıllık Bursa’nın Belediyesi”, “Bursa’da Ulucamii”, “Diyarbekir Şehri”, “Atatürk’ün Hayatı ve Memlekete Hizmetleri”, “Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu Onarımları”, “Irgandı Köprüsü” ve koruma konusundaki önemli referans kitaplardan olan “Bursa ve Anıtları” gibi kitaplar yazarak paylaştı. Bunlar dışında onlarca ders kitabı ve sayısız makale yayınladı.
Öğretmenliği sırasında, sonradan Bursa’ya önemli hizmetlerde bulunacak öğrenciler yetiştirdi. Bu öğrencilerin arasından çok sayıda bilim insanı, mühendis, mimar, işadamı, sanayici, siyasetçi, vali ve belediye başkanı çıkmıştır.
Bizim maceramız ise Kazım Hoca’nın, Eski Eserleri Sevenler Kurumu adına 1988’de Belediye Başkanlığı’na verdiği dilekçe ile başladı. Dilekçede, Irgandı Köprüsü’nü aslı gibi canlandırmaya kararlı olduklarını belirtiyor ve belediyenin desteğini istiyordu. İyi ki o zaman Fen İşleri Müdürü olan Sayın Basri Sönmez tarihi eserlere meraklı olduğumu bildiği için dilekçeyi bana havale etmiş...
Sonraki süreçte, Kazım Hoca dönemin valisine, Büyükşehir Belediye Başkanı eski öğrencisi olan Teoman Özalp’a, Koruma Kurulu’na, Müze Müdürlüğü’ne, Mimarlar Odası Bursa Şubesi’ne, Osmangazi ve Yıldırım Belediye Başkanlıkları’na, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne; her yere ama her yere, o yaşlı ve hasta haliyle bizzat giderek, destek istedi, görüş aldı ve bir ortak platform yaratma uğraşı verdi. Bütün bu çabaların sonucunda, tüm bu kuruluşların bir araya gelerek bir ortak protokol imzalamalarını sağladı.
Budapeşte’de bir kongrede Irgandı’yı dünyaya tanıtan Prof. Dr. Yılmaz Önge’yi Bursa’ya davet ederek, projenin içinde yer almasını sağladı. Bir taraftan da, bütün eski belgeleri, kadı sicillerini, Irgandı’ya ait tüm belgeleri topluyor, çeviriyor ve paylaşıyordu. İnanılmaz bir bilgi hazinesi ama inadına mütevazı hocamla, coşkulu, heyecanlı bir çalışma temposuna girdik. Kendisinin hızına ayak uyduramayan kamu kurumlarına bazen kızıyor, sonra çoğu öğrencisi olan, kentin üst düzey yöneticilerini bir araya toplayarak, Irgandı’nın hayata geçmesi için formül üretiyordu.
Sağlığının bozulmaya başladığı son zamanlarında, Kazım Hoca ile evinde çalışmaya başladık. Hemen hemen her gün yaptığımız bu çalışmaların birinde bana dedi ki, “Eğer vasiyetim olarak kabul edersen, Irgandı Köprüsü’nden sakın vazgeçme. Sende bu heyecanı görüyorum.”
Ben, kendisine o gün verdiğim sözü hiç unutmadım. Belediyenin değişik birimlerine her atandığımda, yanımda Irgandı Köprüsü’nün dosyasını taşıdım. Üstlerime anlattım, astlarıma anlattım ve elimden geldiğince herkese, korumacılığı ve onun heyecanını aşılamaya çalıştım. En son 17 Mart 2004 tarihinde açılış davetiyesine kadar hazırladım ve açılışın her ayrıntısında Kazım Hoca’nın titizliğini, bilgeliğini, heyecanını düşündüm.
Sanki 15 yılık bir hamilelik sonrası, çok sevdiğim bir çocuk doğurmuş gibi hissettim kendimi...
Bu noktada Irgandı’nın hayata geçmesine katkı koyan Prof. Dr. Yılmaz Önge’yi, zamanın Bursa Valisi Erdoğan Şahinoğlu’nu rahmetle anıyorum. Zamanın Fen İşleri Müdürü ve sonra Osmangazi Belediye Başkanı Basri Sönmez, zamanın Vakıflar Bölge Müdürü şimdiki Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin, Prof. Dr. Neslihan Dostoğlu, zamanın Koruma Kurulu üyeleri, yine zamanın Mimarlar Odası Başkanı Orhan Efe ile hiç düşünmeden bütçeye kaynak koyan zamanın Osmangazi Belediye Başkanı Hilmi Şensoy’un minnetle anılmasını istiyorum.
Ama hepsinden önemlisi, Osmangazi Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe’den bir ricam var. Bursalılar olarak Kazım Hocamıza vefa borcumuzu ödemenin en güzel yolu, onun bir büstünün Irgandı Köprüsü’nün girişine konulması olacaktır. Bu duyarlı davranış, bütün ömrünü kültürel mirasın korumasına adamış Kazım Baykal’a, küçük ama anlamlı bir armağan olur düşüncesindeyim.
Sevgili Kazım Hocam; ateşlediğin meşaleler her geçen gün artıyor. Bense Irgandı’dan her geçtiğimde, sana ve şehrime verdiğim sözü tutmanın huzuruyla gülümsüyorum.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız