|

Ülkemizde son zamanlarda her yerde, her şeyde giderek artan bir kirlilik var. Siyasette kirlilik, ticarette kirlilik, yargıda kirlilik, kent dokusunda kirlilik ve güzel Türkçemizde kirlilik… Cadde ve sokaklarda huzurla gezemez oldum. Tabelalarda güzel Türkçemiz katledilmiş veya tamamen kaldırılmış. İngilizce, Arapça veya Farsça kelimeler tercih edilmiş. Bu bir kültür müdür, yoksa kültürümüzün ve dilimizin yozlaşması mı? Bizim Türkçemiz yetersiz mi? Kimler bizim dilimizi yok etmeye çalışıyor, yoksa bu da küreselleşmenin gereği mi? Türkçe’nin varlığının 5 bin yıl evveline dayanmakta olduğunu saptayan dil bilimciler var. Sümer dil biliminde birçok Türkçe sözün yer aldığı ve anlamlarının aynı olduğu ispatlanmıştır. Bu kadar eski kökleri olan dilimizi, Türkçemizi hor görmeyelim! Dil bir milletin en önemli unsurudur. Anayasa ‘Türk devletinin dili Türkçe’dir’ der. Dilimizi, güzel Türkçemizi yabancı dillerin istilalarından korumak için derhal önlemler almalıyız. Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügat-it Türk adlı eseri ile Arap dil emperyalizmine karşı Türkçe’nin gücünü kanıtlamıştır. ATATÜRK o kadar mücadelelerin içinde Türkçe’nin korunması çalışmalarını da başlatmıştır. Geometride kullanılan açı-üçgen-kare kelimelerini Atamız Arapça’dan Türkçe’ye çevirmiştir. Çocuklarımızın körpecik, tertemiz beyinlerini yozlaşmış kelimeler ile kirletmeyelim. Çocuklarımızın beyinlerini korumak için, milli eğitimde, basılı ve görsel iletişim dilinde, müzik dilinde, kurumların yayınladığı basılı ürünlerin dilinde Türkçe’nin doğru kullanılmasına hassasiyet gösterilmeli. Sokaklar, caddeler ve meydanlar tüm kentlinin geçiş ve buluşma yerleridir. Buralarda bozulmuş Türkçe ile yazılan tabelalar, İngilizce, Arapça veya başka dillerde yazılan tabelalar her gün binlerce insanın beynine kazınmaktadır. Bu resmen beyin yıkamadır. İnsanlar giderek bu yanlış ve kötülere alışmakta, kendi dilinden uzaklaşmaktadırlar. Yöneticilerin, muhalefette bile olsa, artık yazarınız da var, dil kirliliğine derhal önlem alması gerekiyor. Önerim: Yürürlükteki mevzuat (öztürkçe bir kelime değil) uyarınca kurulan bütün kurum ve kuruluşların ad ve unvanları Türkçe olmak zorundadır. Buradan hareket ile yerel yönetimler ve diğer ilgili kurumlar, işyerlerinin ruhsatlarına onay verirken, hatta ruhsat devir işlemlerinde, firma isminin mutlaka Türkçe olmasını yasal zorunluluk olarak istemelidir. Nilüfer Belediyesi’ni kutlamak gerekir. Israrla böyle bir uygulamayı gerçekleştirmektedir. Güzel Türkçemize sahip çıkıp, ona hak ettiği değeri vermeliyiz. Diline sahip olamayan, hiçbir değerin sahibi olamaz. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|