|
Çay içtiğiniz fincandan, kahve kavanozuna, kullandığınız telefondan bindiğiniz otomobile hepsine şeklini veren kalıptır. Kalıpçılık endüstrisi gelişmemiş ülkelerin ana sanayisi yurtdışına bağımlı olmaya mahkumdur. Kalıpsız üretim olmaz. Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) bu düşünceden yola çıkılarak 21 Ağustos 2002 tarihinde Bakanlar Kurulu’ nun 2002/4457 sayılı kararıyla, Türkiye’ deki kalıp endüstrisine hizmet veren kurum ve kişileri tek çatı altında toplamak, kalıp üretim teknolojileri alanında çalışmalar yapmak, uygulama ve araştırma merkezleri kurarak dünya ile rekabet edebilecek ortamı sağlamak amacıyla Bursa’ da kuruldu. Bugün itibariyle mesleğe gönül vermiş 96 üyemiz bulunuyor. Kalıpçılık, üretim sanayi için stratejik öneme sahiptir. 2000’li yıllarda otomotiv sanayinin hızla ve gelişerek büyümesi ile ortaya çıkan kaliteli ürün ve nihayetinde kaliteli kalıp ihtiyacı ve yurtdışından temin edilen kalıpların bakım ihtiyacı Türkiye’de sektörün hızlı şekilde büyümesini sağladı. Bugün artık, uluslararası otomotiv markalarının onaylı tedarikçi listelerinde birbirleri ile rekabet eden birden fazla Türk kalıp firması görmek mümkün.
ENGELLER VAR Kalıpçılarımız zaman içinde gösterdikleri hızlı gelişimle, artık merdiven altından çıkarak, organize sanayi bölgelerinde bulunan fabrikalara taşınmaya başladılar. Ancak Türkiye’deki kalıp imalatçıları yüksek yatırım maliyetleri nedeniyle iş ölçeklerini genel olarak küçük-orta ebatlı kalıpların üretimine yönelik olarak belirlediklerinden, özellikle büyük ebatlı parçaların kalıpları yapılamıyor ve hala yurtdışından tedarik ediliyor. Bugün Türkiye’nin önde gelen 10 kalıpçısının kapasitelerinin ortalama yüzde 60’ını yurtdışına yaptıklar kalıplar dolduruyor. Yurtdışı müşterilerinin bir kısmı da Avrupalı kalıpçılardan oluşuyor. Kalıpçılarımız rekabetçi kalite ve fiyatları ile yurtdışına kalıp ihraç ediyor, ancak yerli ana sanayi kalıplarını büyük oranda halen yurtdışından tedarik ediyor. Büyük ölçekli kalıplar da dahil ana sanayimizin ihtiyaç duyduğu tüm kalıpları Türkiye’de imal etme potansiyeline sahibiz. Eksiklerimiz, yaşadığımız zorluklar, engeller vardır, imkansızlığımız ise yoktur. Ana sanayi ile işbirliği yapılması ve devletin belli konularda sağlayacağı destekler ile ülkemiz çok kısa sürede yüz milyonlarca dolar ithalat tasarrufu, yüz milyonlarca dolar ihracat artışı sağlayacaktır.
YURTDIŞINDA MİLLİ SEKTÖR İLAN EDİLDİ Yurtdışında kalıpçılar, ana sanayi ile işbirliği içerisinde, devletin sağladığı türlü teşvikler ve Ar-Ge destekleri ile kalıp üretip, gelişime yönelik yeni yatırım yapabiliyorlar. Portekiz, İspanya, Güney Kore gibi birçok ülkede kalıp sektörü milli sektör olarak ilan edilmiş olup devlet tarafından doğrudan destekleniyor. Ülkemizde ise kalıpçılar yüksek ilk yatırım ve işletme maliyetleri ve ağır vergi yükleri altında halen özveri ile değişime ve gelişime ayak uydurmaya gayret ediyor. Ana sanayinin ve devletin kalıpçılarımıza güvenmesi ve ulusal kalıpçılığı desteklemesi gereklidir. İleri teknoloji içeren makine, teçhizat ve yazılım kullanımı son derece yoğun olan kalıpçılık endüstrimizin ihracat fırsatını kaçırmaması için planlı ve kapsamlı desteklere ihtiyacı var. Öte yandan resmi kurumlarca henüz tanımı yapılmadığı için kayıt altına alınmış bir sektör olmayan Türkiye kalıpçılık endüstrisi ile ilgili ne yazık ki yeterli istatistiki bilgiye sahip değiliz. Üye firmalarımız arasında yaptığımız araştırmalardan, ana sanayinin yurtiçi ve yurtdışı alım rakamlarından yola çıkarak, Türkiye kalıpçılık sektörünün 2 milyar 250 milyon dolar büyüklüğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kalıp sektörünün 2008 yılı ithalatı 1,2 milyar dolar, ihracatı ise 500 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Dünya kalıp pazarının yaklaşık 65 milyar dolar büyüklüğünde olduğu dikkate alınırsa, Türkiye’nin pazardan sadece yüzde 5 pay alması ile potansiyel pazar payı 3,25 milyar doları bulacaktır.
120 BİN KİŞİYE İSTİHDAM Kalıbın en yoğun kullanıldığı sektörler otomotiv, beyaz eşya ve ambalaj sektörleridir. Doğal olarak kalıpçılar da bu sektörlerin faaliyet gösterdiği illerimizde yoğunlaşmış durumda. Otomotiv kalıpçıları Bursa ve Kocaeli’de, beyaz eşya kalıpçıları İstanbul, Bolu, Manisa, İzmir, Eskişehir’de, ambalaj kalıpçıları ise İstanbul gibi illerimizde ağırlıklı olarak faaliyet gösteriyor. Türkiye’de doğrudan kalıp üreten firmalar haricinde bu firmalara destek veren tasarım ofisleri, CAD/CAM, MRP/ERP yazılım firmaları, takım çeliği, ısıl işlem, yüzey kaplama, desen, model, kesici takım, takım tutucu, kesme yağları, fason işlem tedarikçileri gibi firmaları da hesaba kattığımızda yaklaşık olarak 10 bin firma bu alanda faaliyet gösteriyor. Bu firmaların yarattığı toplam istihdam ise 120 bin kişiyi buluyor.
BEGEV’LERİN SAYISI ARTMALI Ancak sektör, konvensiyonel ve CNC tezgahlarda, kalıp alıştırma ve kalıp montajda operatif çalışacak, nitelikli beden işçisi bulmakta güçlük çekiyor. Sektörde kalıbı tasarlayan da çizen de var, ancak kalıbı üretecek yeterli personel mevcut değil. Uzun vadede kalıpçılık teknoloji merkezlerinin, kalıp deneme merkezlerinin ve Bursa Eğitim Geliştirme Vakfı (BEGEV) benzeri eğitim kurumlarının, kalıpçılığın yoğun olduğu diğer illerde de kurulumunu sağlamak en geçerli ve kalıcı çözümdür.
YAĞDAN ALINAN VERGİ ARTTI Öte yandan dünyanın sayılı otomotiv üretim merkezlerinden bir haline gelen ve ürettiğinin yüzde 70’ini ihraç eden Türkiye otomotiv ihtiyacının yüzde 80’ini ithalatla sağlıyor. Aynı durum kalıp tedarikinde de geçerli. İç piyasa ihtiyacını büyük oranda yerli üreticiden karşılamıyor ama yerli üretici BMW, Mercedes, Porsche gibi dünya devlerine kalıp satıyor. Üstelik bunu, Avrupa’nın en pahalı elektriğini, akaryakıtını kullanarak, kriz döneminde düşürülene kadar yüzde 18 KDV ile yapılan makina-teçhizat yatırımlarıyla, yüzde 3 KKDF ve yaklaşık 2 ay önce başlayan, sanayi yağlarına uygulanan neredeyse 1 TL/kg ÖTV ile gerçekleştiriyor. Krizin en ağır döneminde yapılan ÖTV uygulaması ile bir varil sanayi yağının fiyatı 200 TL yükseltildi. Bir başka deyişle hükümet bir varil yağdan 200 TL daha fazla vergi almaya başladı. Yapılan açıklamalara göre krize karşı önlem olarak düşürülen ÖTV ve KDV indiriminden devletin uğradığı vergi kaybı 900 milyon TL’dir. Sanayi yağlarına yeni konulan ÖTV ile maliyenin kasasına girecek vergi ise en az 1,2 milyar TL’dir. Sonuç itibariyle kalıp üreticisi dünyanın en yüksek finansman ve işletme maliyetlerine rağmen üretimini sürdürüyor.
|