Okullar öğretmensiz kalmasın
Pazartesi, 28 Eylül 2009 13:44

Yeni eğitim yılı sancılı başladı. Bir yanda 140 bin açık kadro diğer yanda 227 bin işsiz öğretmen. Onlar kurdukları AYÖP çatısı altında ‘öğretmenler işsiz, okullar öğretmensiz kalmasın’ sloganıyla sorunlarına çare arıyor.

Öğretmenlerin yıllardır süren kadrolu atama haykırışı nihayet bir açlık grevi ile dikkat çekti ve büyüyerek örgütlenmeye başladı. Şu anda Türkiye de birçok ilde ve ilçede örgütlenmiş, ataması yapılmayan ve sözleşmeli çalışan öğretmenler “kadrolu atama istiyoruz” sloganıyla sesini duyurmaya çalışıyor.
Bizler bu kapsamda Bursa’da örgütlü bir şekilde özveriyle çalışıyoruz. Bildiriler dağıtıyor, stantlar açıp basın açıklamaları yaparak halkı bilinçlendiriyor, bütün sendika, parti ve sivil toplum kuruluşları ile görüşerek haklı mücadelemizde yanımızda olmalarını istiyoruz.

15 BİN 800 ÖĞRETMENİN
YALNIZCA 5 BİNİ KADROLU

2009 Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (KPSS) 243 bin öğretmen adayı girdi. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Daire Başkanlığı’nın açıkladığı 140 bin, sendikaların saptadığı 200 bin öğretmen açığı bulunmasına rağmen sadece 15 bin 800 öğretmenin ataması yapıldı. Üstelik bunlardan yalnızca 5 bini kadrolu olarak atandı.
Bu durumda öğretmenler işsiz, okullar ise öğretmensiz bırakılmış olmaktadır. Bunca öğretmen açığı olmasına rağmen yapılan 15 bin 800 atama şişirilerek dağ gibi gösterilmekte ve tüm halk kandırılmaktadır. Biz bu olayı hırsızın soyacağı evin köpeğini bir parça etle kandırmasına benzetiyoruz.

ÜCRETLİ KÖLELİK
Peki, hükümet geriye kalan binlerce öğretmene ne yapmasını öneriyor? Öğretmensiz kalacak yüz binlerce öğrenciyi nasıl eğitmeyi düşünüyor? Bu duruma çözüm olarak ‘ücretli öğretmenlik’ adı altında ‘ücretli kölelik’ dayatılmaktadır.
Ücretli öğretmenler aylık 400-600 TL maaş ile ve ayda sadece 12 gün sigorta primleri ödenerek, güvencesiz olarak çalıştırılmaktadır. Ayrıca 3-4 ayda bir öğretmen değiştirdiği için eğitim giderek niteliksizleşmekte ve her geçen gün daha başarısız öğrenciler yetişmektedir.

EŞİTLİK BOZULUYOR
Özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmen arkadaşlarımız da haftada 60-70 saat derse sokulmakta ve karşılığında yine çok düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Eğitimin piyasalaştırılmasına yönelik uygulanan politikalar yüzünden sözleşmeli öğretmenler ‘ne zaman işsiz kalacağım’ korkusuyla yaşamakta, kadrolu öğretmenlerimiz ise ‘bizi ne zaman sözleşmeli yapacaklar, haklarımızı ne zaman kısıtlayacaklar’ diye kaygı taşımaktadır.
Ayrıca okullarda kadrolu, sözleşmeli ve ücretli ayrımı olmakta ve öğretmenler arasındaki huzur ve dayanışma giderek azalmaktadır. Bunların yanı sıra ülkemizde eğitime yeterli bütçenin ayrılmaması sadece öğretmen bazında değil hizmetli, memur ve okul giderlerinin karşılanması konusunda da sorunlar yaratmaktadır.

AİLE KURAMIYOR,
SOKAĞA ÇIKAMIYORLAR

Öğretmen istihdamındaki bu yanlış uygulamalar, ne yazık ki bir takım soruna da yol açmaktadır. Öğretmenlerin yaşadığı işsizlik, sosyal ve insani ihtiyaçlarını karşılamasını engellemektedir. Aile kuramama, bir geliri olmadığı için sokağa çıkamama, mezun olduktan sonra eğitim döneminde almış oldukları kredileri ödeyememe yaşadığı bir dizi sorundan yalnızca birkaçıdır.
Anne babaların bin bir zorlukla okuttukları çocuklarının atanamaması ve verdikleri emeklerin karşılığının alınamaması da aile içi sorunlara yol açmaktadır. Mevcut istihdam politikaları, işsiz kalan öğretmenleri ağır bir psikolojik çöküntüye sürüklemektedir ki, bu da toplumsal boyutta yeni sorunlara neden olmaktadır.

SORUN ÖĞRETMENDE
DEĞİL SİSTEMDE

Ataması yapılmayan öğretmenler, öğretmenlik diplomasına ve yeterliliğine sahip ama işsizliğe mahkum edilmektedirler. Atanamama sorunu ise KPSS’den yeterli puan alınamamasına bağlamaktadır. Oysa KPSS bir yeterlilik belirleme sınavı değildir. Örneğin 2009 KPSS’de 99,6 puan ile Türkiye birincisi olan fizik öğretmeni arkadaşımızın dahi atanamaması, sorunun öğretmenlerde olmadığını açıkça gözler önüne sermektedir.

BÜTÇE MAZERETİ
KABUL EDİLEMEZ

Öğretmenlerin yaşadıkları akama sorunu ve tüm bu çarpıklıklara mazeret olarak bütçe yetersizliği gösterilmektedir. Oysa öğretmenler, aileler, öğrenci ve velileriyle birlikte tüm toplumu ilgilendiren eğitim, mali sıkıntılar bahane edilerek geri plana atılamayacak kadar önemlidir. Nasıl ki bizler vergilerimizi verirken mali sıkıntılarımızı bahane etmiyorsak, hükümet de sosyal devlet olmanın öncelikli öğelerinden olan eğitim konusunda bunu mazeret olarak gösterme hakkına sahip değildir.

HÜKÜMETTEN TALEPLER
Ataması yapılmayan ve sözleşmeli öğretmenler olarak taleplerimiz;
1-Kadro bekleyen tüm öğretmenlerin ivedi bir şekilde atamalarının yapılmasını,
2-KPSS’nin kaldırılarak, fakültelere geleceğe yönelik planlı bir şekilde ihtiyaca göre öğrenci alınması,
3-Ücretli ve sözleşmeli çalışma uygulamasının kaldırılarak kadrolu hale getirilmesi,
4-Eğitime yeterli bütçenin ayrılmasını sağlayarak eğitimin kalitesinin artırılması ve veliler üzerindeki yükün en aza indirilmesi,
5-Eğitim öğretmen, öğrenci, veli herkesin sorunudur. Bu sorunun bir an önce çözülmesi için herkes üzerine düşeni yapmalı ve haklı mücadelemizde yanımızda olmalıdır.