GDO’lu ürün istemiyoruz
Pazartesi, 09 Kasım 2009 16:48

Genetiği değiştirilmiş gıda ve ürünlerle ilgili yönetmeliğe tepki yağıyor. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu ve GDO’ya Hayır Platformu Bursa Bileşenleri, GDO’ların biyolojik çeşitlilik üzerinde büyük bir tehdit olduğunu savundu. 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanıp tepeden inme bir şekilde 26 Ekim 2009’da yürürlüğe sokulan ‘Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik’, genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) ve genetik yapıları bozulmuş gıda ve yem ürünlerinin ülkemize girmesini, işlenmesini ve tüketilmesini meşru kılmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması amacıyla hazırladığını öne sürdüğü bu yönetmelik, denildiğinin aksine, halkın ve ülkemizin geleceğini karartacak olan gıda emperyalizmini ve tarımsal biyoteknoloji tekellerinin çıkarlarını gözeten bir yönetmeliktir.
GDO’ların insan sağlığı üzerine etkileri konusunda bugüne kadar yeterli araştırmalar yapılmamışken, hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri üniversite raporları ile ortaya konarken, biyoçeşitliliği yok edici etkileri pek çok araştırma ile ispatlanmışken yasa yerine bir yönetmelik çıkarılarak bu olumsuzlukların giderilebilmesinin sağlanması mümkün değildir!

BEBEĞE YASAK, ANNE BABAYA SERBEST
GDO’lu ürünlerin bebekler için yasak, ancak anne ve babalar için serbest bırakılması toplum sağlığını ciddi tehlikeye atmaktadır. GDO’lar zararlı ve bu nedenle bebeklere yedirilmeyecek ise onu emziren ya da hamileliği esnasında karnında taşıyan annesine neden yedirilmektedir? Şayet GDO’ların hiçbir sağlık riski yok ise bebekler için neden yasaklanmıştır? GDO’ların hayvan denekler üzerinde yapılan denemelerde kan yapısını bozduğu, bağışıklık sistemini çökerttiği, sinir sistemini tahrip ettiği, organlarda küçülme meydana getirdiği ve sonraki nesillerde üreme yeteneğini bitirdiği bilimsel raporlarla kanıtlanmış durumdadır.
GDO’lu ürünlerde antibiyotik direnç geni kullanıldığı ve bunun da insan ve hayvan sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu, ülkemizde GDO’ya Hayır Platformu olarak yıllardır ifade ederken, biyoteknoloji lobileri ve onların temsilcileri bu ürünlerin hiçbir riski olmadığını söylemektedirler. Söz konusu yönetmelikte bu tür genleri içeren GDO ve ürünlerinin ülkemize sokulması ve piyasaya sunulmasının yasaklanmış olması platformumuzun bir başarısıdır, bu sonuç konuyla ilgili iddialarımızın ne denli doğru olduğunu göstermektedir.
Getirilen düzenlemeyle ‘GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadelerin bulunmayacağının’ belirtilmesi, düzenlemenin son derece taraflı ve yönetmeliğin kapsamı dışında olan bir uygulamadır. Hatırlanacağı gibi, ABD’de bir biyoteknoloji şirketi, ürünlerine ‘GDO bulunmamaktadır’ yazan bir firmayı dava ederek, kendi satışlarını düşürmekle suçlamış, bu uygulamanın yaygınlaşması için lobi faaliyetleri başlatılmıştır. Bu açıdan çıkarılan yönetmelikle ülkemizde bu uygulamanın doğrudan kabul edilmesi insan, hayvan ve çevre sağlığından çok, biyoteknoloji şirketlerinin çıkarlarının kollandığını göstermektedir.
GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların ve ürünlerinin de GDO’lu sayılması ve dolayısıyla etiketlenmesine ilişkin hiçbir maddenin yönetmelikte yer almaması da insan sağlığının hiçe sayıldığının en büyük göstergelerinden biridir!

GDO AÇLIĞA ÇARE DEĞİL
Türkiye’nin hiçbir GDO’ya ve ürününe gereksinimi yoktur! GDO’lar açlığa çare değildir! Biyolojik çeşitlilik üzerine büyük bir tehdittir! GDO’lar tarım ilacı kullanımını artırarak hem toprağı hem de içme sularımızı zehirlemektedir! Ayrıca daha fazla kullanılan bu tarım ilaçlarını insan ve hayvan organizmalarına girmektedir! Çiftçileri dev biyoteknoloji şirketlerine bağımlı kılmaktadır!
Sonuç olarak, gen bankası niteliğindeki ülkemizin biyolojik çeşitliliği, tarım potansiyelimiz, halkımızın satın alma gücü ve tüketim alışkanlıkları değerlendirildiğinde, GDO’lu ürünlere Türkiye’nin ihtiyacının olmadığı, üstelik bu ürünlerin kullanımının halk sağlığı yanında halkımızın dinsel, kültürel inanç ve alışkanlıklarına da aykırı olduğu ortadadır.
Halkın ve ülkenin yarar ve çıkarları, şirketlerin kar hırsının üzerindedir. Ülkemiz yurttaşlarının büyük çoğunluğunun istemediği genetiği değiştirilmiş ürünlerin, ülkemizi bir genetik yıkıma sürüklememesi için, her türlü meşru mücadelenin sürdürüleceğini ve GDO’ları yasallaştırmaya çalışanların deşifre edilmeye devam edileceğini belirtiriz. 

Eker: GDO’nun önü kesiliyor

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, GDO yönetmeliğiyle, bu ürünlerin ithalatına izin vermediğini, aksine önünün kesildiğini söyledi.
Dünyada 20’nin üzerinde ülkenin yaklaşık 125 milyon hektar alanda bu tür üretim yaptığını ve dünyada birçok ülkede bu tür ürünlerin ticaretinin yapıldığını belirten Eker, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak kendilerinin de bununla ilgili bir mevzuat olması için söz konusu yönetmeliği hazırladıklarını kaydetti. Eker, farklı alanlarda uzman 40 kişiden oluşacak bilimsel bir komitenin ürünlerle ilgili belgeler isteyip, bu belgelerdeki durumlara göre gerekli ürünlere izin vereceğini ifade etti. Bakan Eker, komite üyelerinin kendileri tarafından atanmayacağını da sözlerine ekledi.