|
Geçen hafta bu köşede USD ve avro/dolar paritesinden söz etmiştim. Doların tekrar alım düzeylerine geldiği ve avrodan uzak durulması gerekliliğinden dem vurmuştum. Sağolsunlar iki para birimi de şaşırtmadılar. Gazetemizin ilk sayısının çıktığı gün USD 1,51’i gördü ve sonra 1,65’e kadar yükseldi. Parite ise 1,29 civarlarındaydı. Sizin de o yazıyı okuduğunuzu umuyorum. Bu haftaki başlığımız “mal piyasaları”… Hepsinden söz etmek imkansız olduğuna göre aralarından sizin için pirinç, buğday, mısır, petrol ve altını seçtim. Bu seçimi genişletmememin bir nedeni, köşemin ancak bu kadar alabileceği, bir diğer nedeni ise ülkemizde her ne kadar hisse senetleri, döviz ya da bono gibi derin piyasalarda alım satımı yapılmıyor olsa bile, günlük hayatımızı ve sanayimizi yakından etkiliyor olmasıdır. Sözü fazla uzatmadan hemen petrolle başlıyorum. İlkbahar aylarında 140 dolara kadar çıkan ve geçtiğimiz hafta içinde 50 dolar seviyesine kadar gerileyen petrol fiyatlarında, kısa vadede düşüşün sonuna geldiğimizi düşünüyorum. Bu seviyelerden yavaş yavaş da olsa bir yükseliş izlememiz olası. Ama nereye kadar? 60-70 dolar aralığı şu an için makul gözükmekte. Umarım bu dev düşüşte fiyatları aşağı çekmekten imtina eden akaryakıt firmaları, yükseliş başladı diye hemen zam yapmazlar. Altın için ise ekonomi televizyonlarında ekranlara çıkıp, ‘altın yatırımının zamanı’ olduğunu söyleyenlere tam olarak katılmıyorum. Önümüzdeki yıl içinde altının tekrar değer kazanacığını beklesem bile kısa vadede sert yükselişler olmayabilir. Her ne kadar yönü yukarı gözükse bile, kısa vadede yüksek getiri sağlamayabilir… Bir süre daha 650-820 dolar bandında dalgalanabilir. Bu da, altının şu anki fiyatını düşünürsek, aşağı ve yukarı yüzde 10 marj anlamına gelir. Pirinç, buğday, mısır gibi mallarda ise durum halen parlak değil ve dolar bazında fiyatların trendi düşüş yönünde. Sene başında çok sert spekülasyonlara maruz kalan bu emtia piyasaları, hatırlarsanız Türkiye’de manşetlere çıkmıştı. Nisan ayında 20’nin üzerinde olan işlenmemiş pirincin etiketinde bugün 13 dolar, 750 dolarda gezinen mısırın etiketinde ise 350 dolar yazmakta. Fiyatların daha da düşmeye devam edeceğini söyleyebilirim. Tabii ki buğdayın trendi konusunda da dolar bazında aşağı hareketin devamı söz konusu. Buğdayın 1200-1300 dolar arasında tavan yaptığı ilkbahardan sonra, 550 dolarda olduğunu ve 1-2 ay vadede 450 dolara kadar çözülme olasılığı olduğunu hemen belirtelim. (Verilen fiyatlar CBOT borsası vadeli işlem fiyatlarıdır.) Özetlemek gerekirse, ABD tarafından güçlü dolar politikasının sürdürülmesi beklendiği için emtia piyasalarında yukarı yönlü spekülasyonların yapılması şu an güç. Önümüzdeki haftalarda doların değer kazanmaya devam etmesi bu piyasalarda düşüşü ivmelendirebilir. Bu piyasalarda alım zamanı geldiğinde yine bu köşede sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Not: Bu yazıyı yazdığım şu sıralarda piyasalara S&P’nin Türkiye’nin görünümünü negatife çevirdiği haberi ekranlara düştü. Ülkelerin notlarıyla oynayacaklarına zamanında büyük bankaları adam gibi derecelendirselerdi ya da şu an tuvalet kağıdı olarak bile kullanılamayan ‘mortgage’a dayalı bonolara AAA derecesi vermeselerdi, kriz de bu kadar derin olmayabilirdi. İlgilendiğiniz piyasaları veya konuları e-mail yoluyla bildirirseniz, bu köşede yazmaktan mutluluk duyarım. Bu arada Ekonomik PUSULA Gazetesi’nin ilk sayısı elime geçtiğinde, bu özenli yayında yazdığım için çok mutlu oldum. Tüm yayın ekibini kutluyorum ve çok çok uzun bir yayın hayatı diliyorum.
Murat İman
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|