|

Amerikan doları endeksini 6 önemli para birimi (major currencies) oluşturur. Bunlar, etkileme ağırlıklarına göre sırasıyla yüzde 57,6 ile Avro (EUR), yüzde 13,6 ile Japon Yeni (JPY), yüzde 11,9 ile İngiliz Paundu (GBP), yüzde 9,1 ile Kanada Doları (CAD), yüzde 4,2 ile İsviçre Frangı(CHF) ve son olarak yüzde 3,6 ağırlık ile İsveç Kronu’dur (SEK). Görüldüğü gibi en yüksek ağırlık 10’ın üzerinde üyesi olan Avrupa Birliği para birimidir yani Avro’daki aşağı ve yukarı hareketler Amerikan Doları’nın değer kazanması ve kaybetmesi karşısında en yüksek ağırlığa sahiptir. Bu konuya nereden geldik diye sorarsanız bu endeksin ya da diğer bir deyişle Amerikan Doları’nın dünya para birimlerine karşı iniş ve çıkışı, direkt olarak TL’nin değer kazanması veya kaybetmesine neden olur. Aşağıda gördüğünüz grafikle son 1 yıllık harekettir. Bu endeks geçen sene en düşük yerlerindeyken (nisan-temmuz aralığı) USD/TL paritesi 1,10-1,20 aralığından işlem görüyordu. Temmuzdan kasım ayına kadar süren rallide USD/TL paritesi 1,70’in üzerine geldi. Aralık ayında yaşanan keskin düşüşte 1,50’li rakamları gördük. Aynı esnada Avro/USD paritesinin de 1,60’dan 1,24’e kadar düşüp şu anda 1,27 civarında olduğunu not edelim. Şu an da bu endeks tekrar kasım tepelerinde yani 88,5 civarında geziniyor, batı medyalarında yazan “repatriotism” yani ABD şirketlerinin yurtdışı yatırımlarını USD’ye çevirip ülkelerine getirmesi söz konusu olursa dolar talebi artar ve bu endeks ne 88,5’i ne 90’ı ne de 100’ü dinler. Bu haftadan itibaren bir gözümüzün Avro da diğerinin TL’de olmasında yarar var zira 88,5 geçilemez bir duvarken üstünden atlanacak bir tümseğe dönüşebilir. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|