İstanbul
Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00


Küreselleşme sürecinde İstanbul’a biçilen roller artık ülke, bölge veya o kenti yönetenler tarafından değil, tam olarak adlandıramadığımız başka güçler tarafından şekillendirilmektedir. Bu güçler artık İstanbul’un 1950’lerde kazandığı sanayi kimliği rolünden sıyrılarak, Londra; New York gibi bir finans kenti olmasını istemektedirler.
Son günlerde kamuoyunda sıkça gündeme getirilen İstanbul 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı da bu senaryonun mekansal kararlarının belirlendiği bir resmi evraktır.
Meslek odalarının, planın onaylandığı 2006 yılından beri gündeme getirdiği bu konu, kenti yönetenlerce ancak konu gazete manşetlerine düşünce fark edilmiştir.
2006 yılından beri gündeme gelen birçok noktasal plan değişikliğinin arkasında bu realitenin yattığı gerçeğini idrak edemeyen kentimizin emirleri, konu gazetelere düşünce, manşet manşet ‘Bursa İstanbul’un arka bahçesi olmayacak!’ derlerken, aslında altına imza attıkları birçok plan değişikliğiyle bu senaryonun bir parçası olmuşlardır çoktan…
Son yıllarda İl Özel İdaresi tarafından 1/100.000 ölçekli planda yapılan değişiklikler hiç dikkatinizi çekti mi?
Kestel’de Bursa Büyük Sanayi Sitesi (BESOB tarafından kurulması planlanan), Yenişehir Burcum’da çimento fabrikası, Kemalpaşa İnatlarda Katı Atık Depolama ve Geri Dönüşüm Tesisi, İnegöl OSB… plan değişliği yoluyla 1/100.000 ölçekli planda kendilerine yer bulmuşlardır.
Peki son dönemlerde bunun dışında kaç adet mermer ve taş ocağına Bursa sınırları içinde izin verilmiştir?
Birde İDO tarafından Mudanya’ya kurulması gündeme gelen ancak daha sonra ihalesi iptal edilen, sadece İstanbul ayağı ihaleye çıkarılan İstanbul-Bursa Ro-Ro projesi var. Projenin Bursa ayağı askıya alındı.
Ancak herkesin bildiği gibi Ro-Ro karşılıklı işleyen bir ulaştırma sistemidir. Projenin sadece İstanbul ayağıyla kalmayacağı çok açıktır.
Ya İstanbul- İzmir Otoyol Projesinin seyrinin bir anda hızlanması, ihalelerin yapılması ve bu yolun Bursamıza olası etkileri?
İznik plan revizyonu ile tarım alanlarına günübirlik alanlarının yapılmasının önünün açılması?
Tabii bu saydıklarımız dışında Haydarpaşa İstasyonu’nun Gemlik’e kaydırılması, Gemlik’te son zamanlarda yer arayan lojistik firmalarını da düşündüğümüzde Bursa’da yaşayanların pek farkına varmadığı bir durum ile karşı karşıyayız.
İstanbul’a rol biçen güçler, İstanbul’da istemedikleri sanayiyi artık Bursamıza kaydırmaktadırlar. Son zamanlarda planlardaki ve projelerdeki hareketlilik bize bunu göstermektedir.
Peki biz Bursa olarak ne istiyoruz?
Ovamızı, Uludağ’ı, tarihsel ve kültürel mirasımızı koruyacak sınırlı ve kontrol altında bir sanayi mi, yoksa Bursamızın sanayi bombardımanına tutulmasını mı?
Sürecin henüz başındayken Bursa’nın tüm dinamikleri biraraya gelerek bunun kararını bir an önce vermelidir.
Bu kapsamda raflarda unutulan, kentin Anayasası kabul edilen 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 yılı Çevre Düzeni Planı’nda günümüzde yapılan BESOB Sanayi Sitesi, Akros Çimento, İnatlar Katı Atık Tesisi gibi parçacı ve parsel bazında, kişilere özel uygulamalara bir an önce son verilmelidir.
1998 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 yılı Çevre Düzeni Planı’nın hazırlanmasında izlenen katılımcı ve paylaşımcı süreç içinde;
- Mevcut planın ana ilkelerine sahip çıkarak, güncel veriler ışığında, bilimsel, nesnel ve teknik dayanakları kuvvetli,
-Mevcut planın eksik yönlerinin giderilmesi yönünde,
-Kentin üst ve altyapı ile çevre kalitesini artıracak,
-Tarihi, doğal, sosyal ve kültürel değerlerini koruyacak,
-Sağlıklı, güvenli, kaliteli, ekonomik ve çağdaş yaşam ortamlarının oluşturulmasını temel hedef alacak,
-Altyapısıyla, çevresel ve tarihsel değerleriyle, kültürel çoğulculuğuyla yaşanabilir bir kentin oluşturulmasını sağlayacak,
-Kentleşme politikalarını rant ekseninde değil, önce insan ilkesi temelinde geliştirecek,
-Kamu yararına uygun olarak, kentin 2050 yılını hedef alacak 1/100.000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planının 5302 sayılı yasa kapsamında Bursa İl Genel Meclisi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından bir an önce hazırlanarak, onaylanması gereklidir.
Eğer biz Bursa olarak kendi planımızla kentimize sahip çıkmazsak, dışarıdan kentimizi planlayanlar olmaya, planlarını kentimize dayatmaya devam edeceklerdir.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız