|

Düşünün ki bir hukuk devletinde, bir tesisin faaliyetine son verilmesi için yargı kararları olsun, o tesis faaliyetine devam etsin ve yetkililer bu durumda üç maymunu oynasın. Bu saydığımız olaylar batıdaki bir hukuk devletinde olmaz, olamaz. Olsa olsa bizde olur. Konuya biraz vakıf olan insanlar, Cargill’den bahsettiğimi hemen anlarlar. İlimiz Orhangazi İlçesi, Gemiç Köyü sınırları içerisinde Cargill A.Ş. tarafından mısır işletme tesisi kurulmak istenmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Bu süre içinde tesis için hazırlanan ve yargı kararlarını bertaraf etmek için birçok farklı kurum tarafından onaylanan imar planları mahkemelerce iptal edildi. Bununla da yetinilmeyerek ilk önce tesis, Bakanlar Kurulu tarafından Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi, bu karar mahkemelerce iptal edildi ve hatta tesis için çıkarılan özel yasa dönemin Cumhurbaşkanı’nın vetosuna ve Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen bir şekilde yasalaştırıldı. Sonuçta… Hakkında, yerel mahkemelerce verilmiş ve Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmiş 7 adet yargı kararı bulunan, halen 2 adet iptal davası devam eden ve yargı kararlarının uygulanmaması sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınmış ve AHİM’de esastan görüşülen tesis, bunlara rağmen en çok 45 gün kapatılabildi. Ve şimdi bu tesiste yeni dönem. Düştüğü hukuksal sorunlardan kurtarmak için hakkında yasa çıkartılan tek tesis olan Cargill artık özgür! Nasıl mı? Tesisin bulunduğu bölgenin idari sorumlusu olan Bursa İl Özel İdaresi tarafından tesisin kapatılması için yasal işlem başlatılması gerekirken, tam aksine tesis yasallaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda Cargill’in başvurusu üzerine hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı, Bursa İl Genel Meclisi’nin 7 Temmuz 2009 tarihli toplantısında 240 sayılı karar ile onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Cargill kentin üst ölçekli plan ana kararlarına aykırılıkları, yarattığı çevre kirliliği, yeraltı ve yerüstü sularına, tarım alanlarına yaptığı olumsuz etkiler bir yana, uluslararası baskılar altında, Osmanlı’daki kapitülasyonları anımsatırcasına, bağımsız Türk yargısının kararlarının yok sayılması ile bir bakıma Türkiye’nin bağımsızlık sorunu haline dönüşmüştür. Bursa Barosu Çevre Komisyonu’nun avukatlarına göre, artık bu konu hukuk fakültelerinde doktora konusu olacaktır. Bursa Barosu demişken, tesisin faaliyetine ilişkin ilk başından beri dik duruşlarından ödün vermeyen meslek odaları süreci bırakmaya pek niyetli değiller. 19 Ağustos günü konuya ilişkin basın açıklaması düzenleyen TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi ve Bursa Barosu süreç için gerekli itirazları yaptıklarını belirterek, İl Genel Meclisi’nden itirazlarının değerlendirilmesini ve planın iptal edilmesi istediler. Aksi takdirde konuyu bir kez daha yargıya taşımakta oldukça kararlılar. Basın açıklamasında Bursa Barosu Başkanı Sayın Zeki Kahraman’ın çok önemli bir tespitini de sizlerle paylaşmak isterim. “Bu tür konularda biz meslek odaları olarak üstümüze düşeni yapmakta ve hukuk mücadelesi başlatmaktayız. Yapabileceğimiz budur. Yargı kararlarının uygulanması idarelerin sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen yöneticiler hakkında da birçok kere suç duyurusunda bulunulmuştur. Ancak burada önemli olan Bursa’nın, Bursalıların geleceklerine sahip çıkmasıdır. Bu tür mücadeleleri arkanızda halk desteği olmadan yürütmek çok zordur.” Ben de buradan Zeki Bey’in düşüncelerine katılıyor ve diyorum ki; Haydi Bursa, suyuna, tarım alanlarına, geleceğine sahip çık! Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|