| Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklik |
| Pazartesi, 05 Temmuz 2010 16:09 | |||
![]() TBMM tarafından 17 Haziran 2010 tarihinde kabul edilen ve 24 Haziran 2010 tarih ve 27621 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5998 sayılı kanunun 1. maddesi ile 3 Temmuz 2005 tarihli 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesi değiştirilmiştir. Değişikliğin temelini kentsel dönüşüm kavramı oluşturmaktadır. 2005 yılında çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesi, kentsel dönüşüm ve gelişim alanları ile ilgilidir. Çok net hükümleri barındırmayan madde de; “Belediye kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak ve kentin dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Kentsel dönüşüm ve gelişim projelerine konu olacak alanlar, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile ilan edilir. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında yıkılarak yeniden yapılacak münferit yapılarda ilgili resim ve harçların dörtte biri alınır. Bir yerin kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilebilmesi için; o yerin belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması ve en az 50 bin metrekare olması şarttır” ifadeleri yer almaktadır. Bu maddede kentsel dönüşüm projelerinin uygulanabileceği alanlar göreli olarak kapsamlı bir şekilde tanımlanmış olsa da bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilebilmesi için sadece alan büyüklüğüne yönelik sayısal bir kısıtlama getirilmiştir. Bunun yanı sıra eskiyen kent kısımlarının hangi ölçülere göre kim tarafından belirleneceği ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Çıkarılan yasa ile bu maddede yaşanan sıkıntıların çözümü için yeni düzenlemeler getirilmiştir. Ancak yeni düzenleme de beraberinde birçok tartışmalı konu ve soru işaretleri getirmiştir. Kısaca bu sorunlara göz atacak olursak: -Yapılan düzenlemeden önce kentsel dönüşüm uygulamaları 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73. maddesine, Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 7/e maddesine ve bir de 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun maddelerine istinaden yürütülmekteydi. Ancak yukarıda da bahsettiğim üzere kavramın içi doldurulmuş değildi. Yapılan bu kanun maddesi değişikliğiyle kavramın içi biraz doldurulmaya çalışılmıştır. Ancak bu yeterli değildir. Kentsel dönüşüm kavramı çok boyutlu bir olgudur. Bu kadar kapsamlı ve bütünleşik bir olgunun kanun maddeleri ile uygulanması oldukça güçtür. Ülkemizde kentsel dönüşümün yasası olmalıdır. Yıllardır Kentsel Dönüşüm Yasa Tasarısı mecliste beklemektedir. Yasa tasarısının tartışmalı ifadeleri olsa da konuya bütünleşik bakmak adına önemlidir. Neden şimdi yasadan vazgeçilip, kanun maddesiyle günü birlik çözüm arayışına gidilmiştir. İlk önce bunun sorgulanması lazımdır. - Bir an önce günü birlik uygulamalara son verilerek, Kentsel Dönüşüm Yasası’nın 3194 sayılı İmar Kanunu’na entegre olacak biçimde hazırlanması gereklidir. - Kentsel dönüşüm kavramı; ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşulların kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan strateji ve eylemler bütünüdür. Konunun sosyal boyutundan ekonomik boyutuna, kişisel psikolojik boyutundan toplumsal boyutuna kadar detaylı irdelenmesi gereklidir. Ancak kanun değişikliğiyle konu sadece mekansal boyutu ile irdelenmiş, bahsettiğim çok boyutluluk göz ardı edilmiştir. - Konuya teknik açıdan bakıldığında, kanun değişikliği mevcuttaki kentsel dönüşüm uygulamalarının, imar mevzuatıyla olan çelişkilerini gidermekten oldukça uzaktır. 3194 sayılı İmar Kanunu ve bağlı yönetmelikleriyle getirilen koşullar kentsel dönüşüm alanında nasıl uygulanacaktır? Bu sorunun cevabı düzenlemede yer almamaktadır. Örneğin; kentsel dönüşüm alanlarında, imar kanunda belirtilen asgari standartlara uyulması yönünde ne tür çalışma yapılacaktır? 3194 sayılı İmar Kanunu’yla çelişkiler uygulamada sorun yaratmaya devam edecektir. - Kanun maddesi ile kentsel dönüşüm alanı ilan etme yetkisi tamamiyle Büyükşehir Belediyelerine verilmiş olmasına rağmen, kentsel dönüşüm ilanının, hangi plan kademesinde (1/25.000 ölçek-1/5000 ölçek-1/1000 ölçek) ilan edileceği belirtilmemiştir. Üst ölçekli planlara uyum yönünde mevcutta yaşanan sıkıntı halen devam etmektedir. - Kentsel dönüşümde günümüzde yaşanan en büyük sorunlardan biri de kentsel bütünlüğü göz ardı ederek, kent içinde birbirinden kopuk gettolar oluşturmasıdır. Kanun değişikliği sadece alan büyüklüğü tarif etmiş, ancak kentsel bütünlük, mekansal bütünlük veya sınırın tespitindeki kriterleri tarif etmemiştir. - Kanun değişikliğiyle kavram hala yıkıp, yeniden yapmak olarak algılanmaya devam etmektedir. Kanun maddesindeki bütün düzenlemeler bu yöndedir. Oysa ki kentsel dönüşümün yeniden geliştirme, rehabilitasyon, yeniden canlandırma gibi farklı uygulama yönetmeleri vardır. Kanun maddesiyle Avrupa’da uygulamasından vazgeçilmiş/terk edilmiş, yıkıp, tamamen boşaltıp, yerine yenisini yapma üzerine kanun oluşturulmaya çalışılmaktadır. - Kanun maddesinin ilk giriş cümlesi; “konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları….” olarak başlayıp devam eden ve kanunun amacını ortaya koyan tariftir. Kentsel dönüşümün amacı kentsel kullanım alanları, kamusal alanlar, kentsel sosyal donatı alanları yaratmak olmalıdır. Hangi ülkede yeni konut alanları, AVM alanları, sanayi alanları elde etmek için kentsel dönüşüm yapılır? Bu uygulama kentsel dönüşümün ruhuna tamamen aykırıdır. Kentsel dönüşüm ile, kentsel sosyal alan kullanımını destekleyici projeler üretilmelidir. - Kanun maddesiyle getirilen uygulamalarda katılımcılık/şeffaflık her zaman olduğu gibi yine göz ardı edilmiştir. Oysa ki kentsel dönüşüm ve yenileme süreçleri yaşayanlar ile birlikte kararlaştırılmalı, geliştirilmeli, planlanmalı ve yönetilmelidir. Süreçten herhangi bir kesimin herhangi bir gerekçeye sığınılarak dışlanmaması gerekir. Katılım modelleri, yaşayanların sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerine uygun olarak kurgulanmalı, bu tip pratiklere alışık olmayanlara karşı sabırlı davranılmalı ve yaratıcı yöntemler geliştirilmelidir. İdarenin alışık olmaması halinde ise meslek içi eğitimler uygulanmalıdır. Bu kapsamda kanun maddesinde; o bölgede yaşayanların, o bölgeyle etkileşimli olanların, toplumun tüm kesimlerinin, meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin katılım modeli detaylı olarak tariflenmelidir. - Kanun maddesinde TOKİ’nin hakları saklı tutuluyor. Oysa ki TOKİ’nin yetkisinin nereye kadar olduğunun, uygulamadaki rolünün, misyon ve görevinin yasada açık ve net olarak tarif edilmesi gereklidir. TOKİ kontrolsüz devlet gücü olmaktan çıkarılmalıdır. - Teknik olarak kanun maddesinden gelen bir sıkıntı daha söz konusudur. Madde de; 5 ha- ile 500 ha aralığında alan büyüklüğü tarif edilmiş ve bu bölgedeki tüm imar uygulamalarında yetki Büyükşehir Belediyesine verilmiştir. Düşünün; bir ilçe belediyesinin sınırı 500 ha, Büyükşehir Belediyesi bu sınırının tamamını kentsel dönüşüm alanı ilan etti. O zaman ilçe belediyesinin imar yetkisi otomatik olarak Büyükşehir Belediyesine geçmekte. Yani seçimle gelmiş bir ilçe belediyesinin tüm yetkileri bir karar ile ellerinden çok basit olarak alınabilmekte. Kanun maddesi teknik olarak bu uygulamaya sebep olabilecek ifadeler içermektedir. Kıssadan hisse; kanun maddesi değişikliğinin asıl niyeti kentsel dönüşüm kavramının içini doldurmak değil. Geçici 1. madde de belirtilen; “Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce yargı mercilerinde açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış davalarda bu kanun hükümleri uygulanır. Ancak bu kanunla getirilen değişiklik hükümlerinin uygulanması nedeniyle haksız çıkan tarafa harç, yargılama gideri ve avukatlık ücreti yükletilemez” ifadesinde yer alan konudur. Asıl amaç; devam eden yargılamaları durdurmak, yargı kararlarını etkisizleştirmek, sonuçsuz bırakmaktır. Murat İlkme'nin Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

