| 2010 |
| Pazartesi, 04 Ocak 2010 14:59 | |||
![]() 1980’li yıllarda ve 1990 yıllarının başında çekilen bilim kurgu filmlerinde nasıl anlatılmıştı bize 2000’li yıllar?.. Uçan arabalar, robotlar… her şey çok farklıydı o filmlerde. Şimdi 2000 yılının üzerinden 10 yıl geçti. Ama o filmlerdeki gibi değil hiçbir şey… Kentlerimiz geçen yüzyılın son çeyreğinden kalma kaçak yapılaşma, çevre kirliliği, göç gibi birçok sorunla boğuşmakla hala. Bursamız da 1960 yıllardan itibaren bu sancılı süreci yaşayan kentlerin başında gelmekte. 1960’lı yıllardan sonra otomobil fabrikalarının kurulması ve bu fabrikalarla tetiklenen ve giderek büyüyen sanayi sektörü, kentimize birçok şey kazandırsa da birçok şeyde aldı götürdü aslında. Bursamızı Bursa yapan birçok değer gün geçtikçe, gözlerimizin önünde yok oldu gitti. Bu gün Bursa denince sayabileceğimiz birçok değer de yok olma tehlikesi altında. Bursa Ovası, suyu, dağı, zeytinlikleri, denizi… yoğun ve kontrolsüz yapılaşma ile tehdit altında. Peki yeni girdiğimiz yıl Bursamıza neler kazandıracak ya da neler kaybettirecek? 2009’un son aylarında açıklanan göç verileri incelendiğinde, kentimiz göç alan iller arasında lider durumda. Birçok kentten ve kırdan yoğun bir göç almakta. Ancak kentimizin kaynakları, planları bu göçü kaldıracak durumda değil. Zaten kaldırabilmesini beklemek de hayalcilik olur. Bu göçe yerel yönetimlerin önlem alması da oldukça zor. Ancak sağlam bir irade ile ayakta durabilen merkezi yönetim ile bu sorun çözülebilir. Bunun dışında artık kentimiz küresel bir kent olma yolunda. İstanbul’un küresel rolünün artması ve İstanbul’a biçilen rol gereği olarak, İstanbul’da olma rantını karşılayamayacak durumda olan birçok sektör kendine yeni merkezler aramakta. Yakınlığı, ulaşımı, doğal kaynakları, iş gücü potansiyeli gibi birçok etmen İstanbul’dan dışlanan, başta sanayi olmak üzere yeni birçok sektörün kentimize yönlenmesine sebep olmakta. Son yıllarda yaşanmaya başlayan hareketlilik bu gerçekliği gözler önüne sermekte. Tabii bu hareketlilik diğer büyük küresel güçlerin de dikkatini çekmekte. Bursa için büyük küresel aktörler devrede… Küresel şirketler, yerli sermaye ile birlikte Bursa’da büyük projeler üretme çabasında. Bir nevi kentimiz dünya pazarına açılmakta. Bu durum kent açısından şöyle bir ikilem yaratmakta: Bursa doğal, kültürel, tarihi, vb. değerlerine sahip mi çıkacak, yoksa bu yatırımları sorgusuz sualsiz kabul mü edecek? Şüphesiz ki yatırımlar kentimize ivme katmak adına oldukça önemli.Ancak bu yatırımların kentimize saygılı olarak yapılması gerekli. Ben 2010 yılının ve bundan sonraki yılların kentin dağına, ovasına, suyuna, tarımına, kentsel mekanlarına karşı yoğun bir mücadele içinde geçeceğine inanıyorum. Bu mücadeleyi yürütmenin en sağlıklı yolu ise Bursa’nın gerçeklerine göre hazırlanacak kentin anayasası olacak üst ölçekli plan kavramından geçmekte. Aslında kentimizin 2020 yılına kadar mekansal olarak nasıl şekilleneceği, 1994 yılında Sayın Erdem Saker döneminde hazırlıklarına başlanan ve 19 Ocak 1998 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 yılı Çevre Düzeni Planında belirlenmiştir. Bu planın ana ilkeleri incelendiğinde kentin 2020 yılında nasıl şekilleneceği açık ve nettir. Ancak sorun, bu tarihten sonra başa geçen yerel yöneticilerce bu plana sahip çıkılmamasıdır. Plan raflarda unutulmuştur. Sonuçta kentte günübirlik projelerle, kişisel rantlarla bir şeyler yapılmaya başlanmıştır. Bakın plan demiyorum, proje diyorum. Çünkü yapılanlar bir plan bütünlüğü içinde değil, parçacı olarak sergilenen yaklaşımlardır. Sonuçta kentimizin bırakın gelecek 10-20 yılını, 2-3 yılını bile görmek mümkün değildir. Eminin birçok yerel yöneticiye de bu soruyu sorsanız, cevap alamazsınız. Çünkü yapılan çalışmalar günlük olarak yapılmakta. Eğer süreç günümüzdeki gibi giderse bu soruya cevapta bulmak oldukça zordur. Bu kapsamda; günümüzde yapılan parçacı ve parsel bazında, kişilere özel uygulamalara bir an önce son verilerek; 1998 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 yılı Çevre Düzeni Planının hazırlanmasında izlenen katılımcı ve paylaşımcı süreç içinde, mevcut planın ana ilkelerine sahip çıkarak, güncel veriler ışığında, bilimsel, nesnel ve teknik dayanakları kuvvetli, mevcut planın eksik yönlerinin giderilmesi yönünde, kentin üst ve altyapı ile çevre kalitesini artıracak, tarihi, doğal, sosyal ve kültürel değerlerini koruyacak, sağlıklı, güvenli, kaliteli, ekonomik ve çağdaş yaşam ortamlarının oluşturulmasını temel hedef alacak, altyapısıyla, çevresel ve tarihsel değerleriyle, kültürel çoğulculuğuyla yaşanabilir bir kentin oluşturulmasını sağlayacak, kentleşme politikalarını rant ekseninde değil, önce insan ilkesi temelinde geliştirecek, kentin kamu yararına uygun olarak 1/100.000 ölçekli Bursa 2020 yılı Çevre Düzeni Planının Revize edilmeli ve bu plana sahip çıkılmalıdır. Çünkü kentimizin geleceği ancak sağlıklı bir planla sağlıklı bir şekilde şekillendirilebilir. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

