Bu takıma şapka çıkarılır
Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00


Ziraat Türkiye Kupası’nda, geçtiğimiz hafta Bursaspor’un Fenerbahçe ile oynadığı karşılaşmada yaşanan dramatik sonuca çok üzüldük. Ancak bu maçtan çıkarılması gereken çok dersler ve de tespitler olduğunu, hatta yaşanan üzüntüye rağmen bazı memnun olmamız gereken unsurlar olduğunu düşünüyorum.
 
PERFORMANS TESADÜF DEĞİL
Öncelikle kupa maçında ortaya çıkan 3-0’lık net bir sonuç var. Eksik denilen, ama adı Fenerbahçe olan bir takımla oynuyorsunuz, üstelik maça iyi başlayamıyorsunuz, mağlup duruma düşebileceğiniz ve belki de tüm umutları söndürecek iki pozisyon veriyorsunuz. Tüm bunlara karşın maçı döndürerek 3-0 gibi bir skoru çıkarabiliyorsunuz ve de hakem tartışmalı bir pozisyonda penaltıyı verse (ki bana göre de penaltı), turu geçecek skoru yakalayacaksınız. Bunların ardından yine gol de kovalayabiliyorsunuz. Ben bu takıma şapka çıkarırım. Bana göre bugüne kadar gösterdikleri performans ve istikrarın tesadüf olmadığını kesin ve kesin ispatladılar. Bu kolay bir iş değildir sevgili dostlar. Öyle ki bir ara seyirci de şaşkınlık içine girdi, o sesi kesilmeyen taraftarımız bile maçı şaşkınla izledi. Maalesef  son saniyede tüm büyüyü bozan gol geldi. Bursaspor’un tarihinde buna çok benzeyen bir Göztepe maçı vardır. Aynı dramatik şekilde elenmiştik. Perşembe günkü Fenerbahçe mücadelesi, o günü aklıma getirdi. Bir an hep beraber çok üzüldük. Ama ben diyorum ki o günler eskide kaldı. Ve o zaman önümüzde ligde hedefimiz yok idi. Bu bakımdan bu çocuklara teşekkür edelim. Onlara stres yüklemeden bu iki haftaya doğru hazırlamak için başta yönetime, teknik heyete ve taraftara çok iş düşmekte
Ben maça gelemedim. Mücadeleyi ekran başında izledim. Sonrasını da televizyon ve yazılı basından takip ettim. Maalesef yaşananlar kupadan elenmemizden sonra Bursaspor’a hiç ama hiç yakışmadığı gibi sonuçları da dilerim bizim ligde olan hedefimizden uzaklaşmamıza sebep olmaz.

FUTBOL HARP DEĞİLDİR
Bu noktada yöneticilere seslenmek istiyorum. Mustafa Denizli’nin ve zaman zaman diğer teknik adamların kullandıkları, ‘maçı maç öncesi oynadım, hayal ettim’ ifadesinden yola çıkarak, bence yöneticiler de maçı zihinlerinde oynamalı. Yaşanabilecek olumsuzluklar karşısında kendilerine nasıl hakim olarak yaşanabilecekleri önleyebileceklerini, taraftarı nasıl sakinleştirebilirlerini düşünmeli. Rakip taraftarı, yöneticisini ve hakemleri geldikleri gibi uğurlayabilecekleri, bu konuda ne gibi tedbirler alıp kendilerine nasıl hakim olabilecekleri konusunda kafa yormaları gerekiyor. Çünkü futbol bir oyundur, harp değil. Bugüne kadar yapılan aşırı hareketlerin sonucunda elde edilebilen bir şey ben görmedim. Gelenlerin tümü misafirdir, unutulmamalı. İnsanlar kendilerini yenilemeli, dolayısıyla yönetim anlayışlarının da artık yenilenme vakti geldi.
 
BU ÇOCUKLARA GÜVENELİM
Şimdi önümüzde iki hafta çok önemli maçlar var. Her sonuç olabilir, lütfen sakin olalım ve yakalanan bu hedeften uzaklaşmayalım. Bu konuda bu çocuklara güvenelim, onlar da kendilerine olan güvenlerini hiç kaybetmesinler. Onlar çok şey başardı, yine başaracaktır. 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız