Yavaş yavaş
Pazartesi, 19 Ekim 2009 11:34


Mısır’a giden her Türk, bu tekerleme haline gelmiş ikilemenin devamını bilir. Tekerleme bir futbolcu ismi ve soyadı ile biter. Neden bu kadar önemli bir tekerleme olmuş bilmiyorum, ama gelecek bir buçuk yıl, siz bunu çok duyacaksınız.
Büyüme nasıl olacak, işsizlik ne zaman azalacak, cirolar nasıl artacak, borçlar nasıl ödenecek? Soruların tek cevabı olacak; yavaş yavaş. Maalesef, kriz sonrası hızlı bir çıkış olmayacağı kesinleşti. Özellikle bizim de bulunduğumuz orta ve doğu Avrupa ülkeleri üç aşağı beş yukarı aynı sorunları yaşıyor. Yapılan durum değerlenmelerinden ilginç noktaları aktarayım.
Öncelikle hemen hemen herkes satış cirolarında azalma yaşamış. Hangi sektörde, hangi büyüklükte, nerede ve hangi kalitede işçi kullanan şirket olduğuna bakmaksızın, kriz herkesi etkilemiş. Yani ekonomilerde -satış ciroları açısından bakıldığında- paralel bir küçülme var. Bu yeni bir haber değil. Sektörlerden inşaat, makina ve toptan satışların daha çok; bilişim, kimya ve plastiğin daha az etkilendiği de bilinen bir gerçek.
Detaylar ilginç. Daha genç şirketlerin daha fazla etkilendiğini iddia ediyorlar. Daha kalifiye eleman çalıştıran ve daha borçlu olan şirketlerin de tabii. Bundan ancak istihdam ve ekonomiyi yönetenler uygulamaya yönelik çıkarım yapabilir, sanayinin ve finansın içinde olan bizler değil. Sonuçlarıyla ise hepimiz beraber yüzleşeceğiz. Yavaş yavaş büyümeye başlarız. Yavaş yavaş krediye talep gelir. Bankalar da yavaş yavaş büyür. Yatırıma yavaş, işletme sermayesine hızlı talep olur vs. vs.
Türkiye’nin sorunu ise şurada saklı: Tarım dışında çalışanlarda işsizlik oranı yüzde 16. Ancak, genç nüfusta -15 ile 24 yaş arası- işsizlik oranı yüzde 28. Bu 5 gençten biri demek. Vurucu olanı da sona sakladım, çalışanların yaklaşık yarısı bir sigorta sahibi değil. Neşter burada hızlı hızlı olmalı, yavaş yavaşı bünye kaldırmaz.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız