|
Pazartesi, 15 Haziran 2009 09:34 |
|

Belki takip etmişsinizdir. Amerika’da bankalar üzerinde stres testi uygulandı. Bizim için önemli mi, bu da nereden çıktı, demeyin. Piyasalara kim yön veriyor, biraz açıklayıcı olabilir. Bu süreci 2001 Türkiyesi ile mukayeseli açıklarsam belki ilginizi çeker. Önce krizle beraber tüm bankalara devletin şefkatli eli uzatıldı. 550’den banka veya finansal kurum, 200 milyar dolar doğrudan Amerikan Hazinesi’nden yardım aldı. Bazıları doğrudan sermaye sayılabilecek yardımlar aldılar. Bazıları kredi garantisi formunda kullandılar. Ancak miktar toplamı epey büyüktü. Strateji ise bizim 2001 yılında bankacılık sektöründe yaşadığımıza benziyordu, Ancak önemli bir farkla. İki ülkede de bankalara mevduat yapanların korunması amaçlandı. Türkiye’de bankaların batmasına izin verildi, orada ise yaşamasına çalışıldı. Hem bankanız batmayacak hem para yardımını alacaksınız hem de banka sizin kontrolünüzde olacak. Rüya gibi değil mi? Rüya gibi olan her şey rüyadır. Kimse gerçek olmasına izin vermez. Türkiye’de Amerika’da veya Pluton’da. Yaklaşık 19 büyük bankaya bu tip yardım yapıldı. Parayı verip kurtaran devlet olduğu için yönetime karışmaya başladı. Temettü veremezsin, yöneticilerine yüksek maaş veremezsin. Hatta dahası da var. Devlet size ihtiyacın var almalısın dediği borç istediğiniz zaman geri ödenemiyor. Devletin geri almayı kabul etmesi gerek. Mantıklı değil mi? Daha sonra bu 19 bankanın durumlarını anlamak için stres testi yapıldı. Bu da Türkiye’de 2001 yılsonunda bankalara uygulanan üçlü denetimin değişik bir yöntemi. İkisi de aynısını hedefliyor. Kimin eksiği ne ve bu eksik nasıl tamamlanacak? Strest testi bitti, sonuçlar net açıklanmadı. Herkes gazetelerden ne olduğunu anlamaya, sızdırılan bilgilerden haber yapmaya çalıştı. Piyasanın istediği belki de tam bu değildi. Tam aydınlanmış olmak, şeffaf bir sonuç görmek istiyorlardı, tıpkı Türkiye’deki gibi. Bana kalırsa bu süreci Türkiye daha güzel yönetti. Bugünlerde belli oldu ki devlet garantisi almış olan bu yaklaşık 20 bankadan bazıları (neredeyse yarısı) aslında kendi başlarına yollarına devam edebilir. Yani Amerika Hazinesi bu bankalara destek olmasa da kredi verebilen ve karlı bankalar olarak bir şekilde ayakta kalabilecekler. 3 banka şimdiden devlet kredilerini geri ödeyeceklerini açıkladı. Sadece 3 banka yaklaşık 40 milyar dolar geri ödeyecek. Ancak bu “yardım istememci” banka sayısı 10’a çıkarsa hiç şaşırmayın. Bu bankalar neden ilk fırsatta geri ödemek istiyor? Neden rahat devlet imkanlarıyla büyümek varken, ilk fırsatta zorlu piyasa koşullarına geri dönmek için yarışıyorlar? Cevabi Nasrettin Hoca vermiş olabilir: Parayı veren düdüğü çalar. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|