|
Pazartesi, 18 Mayıs 2009 16:13 |
|

Bir yıldan uzun süredir dinliyoruz ve okuyoruz. Krizin baş sorumlusu Amerika’daki finansal sistemdir. Hatta konut piyasası öyle mantıksız inşa edilmiştir ki bankacıların açgözlülüğü sistemi çökertmiştir, filan diye. Yeni açıklanan büyüme rakamlarıyla acaba bu insanlar bize doğru mu söyledi? Gerçekten de tüm sorumlular Atlantik’in öte yanında mı oturuyor, diye düşünmeye başladım. Eğer bu söylenenler doğru ise bu durumdan en çok etkilenecek olan Amerikan ekonomisi ve onunla birlikte kabına sığmadan büyüyen Çin olmalı değil mi? Meğer doğru değilmiş. İşte tüm açıklanan rakamlara boş verin. Biz iktisatçı okuyucu istemiyoruz. Hem tüm veri serisini takip etseniz ne olacak ki? Size ne Amerikan tarım dışı istihdam oranlarından, bize ne libor faizi ile bankalar arası faiz arasındaki oynaklıktan. Bu kadar veri içinde boğulmayın. Siz sadece iki tane rakam takip edin; enflasyon ve büyüme. Enflasyon kimse için sorun değil şu anda. Biz de ek dert etmeyelim. Altı yedi ay sonra enflasyona bakarız. En kısa vadede bizi ilgilendiren büyüme. İşte size krizi yaratan diye ilan edilen ülkenin büyümesi; yüzde eksi 1,6. Aynı oran Avrupa ülkeleri için yüzde eksi 2,5. Sizce hangisi krizin merkez üssü? Hangisi İkinci Dünya Savaşı’ndan beri dünyada yaşanan en büyük krizden en çok etkilenen? Rakamlara farklı açılardan baksak da fark etmiyor. Avro kullanan 11 Avrupa ülkesi bir yıl önceki birinci çeyreğe göre toplamda yüzde 4,6 küçülmüş. Letonya ve Slovakya yüzde 11 civarında düşüşle taçlandırmışlar. Fransa resesyonda, Almanya ortalama üstünde daralmış. Sanki sistemde yaşanan depremin merkez üssü değişmiş gibi. Amerika zamanında ve pahalı adımları atmaktan kaçınmayınca semeresini görüyor mu acaba? İhracatı ekonomisi için gereğinden fazla önemle ileri çıkarılan ve katma değer yarattıkları iddia edilen ülkeler bu krizde daha fazla zarar görüyor. Bunu da Türkiye’yi değerlendirirken kenara yazın. Başka bir açıklama da şu olabilir. Avrupa ekonomileri açıklarını belli etmek istemediler. Söyledikleri ile gördükleri arasında fark vardı. Çok etkilendiler, bize orta etkilendik, dediler. Türkiye’nin rakamları henüz açıklanmadı, ama en büyük ihracat pazarları küçülen bir ihracatçı için birilerinin bir şey açıklamasına gerek yok. Belli ki uzun süre kıramayacağımız bir küçülme oranı yazacağız tarihe. Sonra da bir süre hayretle hatırlayacağımız düşük bono faizleri göreceğiz. Diğer detayları bırakın iktisatçılar takip edip yorumlasın. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|