| Kurtaralım mı batıralım mı? |
| Pazartesi, 12 Ekim 2009 13:30 | |||
![]() Cok zor bir tercih, kurtaralım mı batıralım mı? Bir kriz oldu ve “finansal kurumlar olumsuz olarak etkilendi mi?” sorusu kendiliğinden önümüze gelir. Kurtaralım mı, batıralım mı besleyelim mi, der gibi. Aslında doğru soru şu: Sermaye desteği verip yaşamasına devam ettirelim mi? Yoksa destek vermeyip zor duruma düşmesine seyirci kalalım mı? Hemen hemen aynı tip krizle karşılaşan iki ülke birbirinin tam tersi iki davranışta bulundu. Biri batırdı. Biri kurtardı. Önce yaklaşık olarak ne olduğunu hatırlayalım. Bankacılık lisansı olan her bankanın vade uyumsuzluğu vardı. Daha basitçesi şu demek; alacaklarının vadesi borçlarının vadesinden daha uzundu. Kendi başına tabii ki riskli bir pozisyon ancak ülkede kimse bankalara kısa vadeyle yatırım yapmıyordu. Öte yandan aynı insanlar para harcamaya gelince 10 aydan az taksit istemiyorlardı. Neredeyse her ev aletini taksitle alıyorlardı (bu da vadeli kredi demek). Bazı banka sahipleri de bankaları kendi şirketlerine kredi sağlayan bir iştirak olarak görüyordu ki bu bankaları bu yazının konusu içine sokmuyorum. Vade uyumsuzluğu eğer her şey normalse karlıdır. Mesela kısa vadeli faizler uzun vadeli faizlerden az ise çok karlıdır. Son derece de mantıklı bir durumdur. Kimseye anormal gelmez. Tabii ki vade uzadıkça faizler de artar. Gittikçe de kendinizden daha emin olarak ileri sürdüğünüz fişleri artırırsınız. Kısa vadeli faizler o kadar az seviyede kaldı ki bankalar aynı karı yapabilmek için daha çok iş yapmaya, daha karmaşık işlere normal gözüyle bakmaya başladı. Bu dengeyi bozmak için çok şey gerekmez sadece likidite ile ilgili bir küçük sorun yaratın. Hiç politik kriz yaratmanıza gerek yok. Kriz kendi bahanesini yaratır. Kısa vadeli faizler 1 ay yüksek kalsın bankalar önemli sermaye kaybına uğrar. Nefesleri kesilir. Takati kalmaz. Aynen öyle oldu. Bir ülke batabilecek olan tüm bankaların batışını seyretti. Takati kesilen kamuoyu yapılması acı olabilecek hiçbir reforma hayır diyemedi. Bunu birisi planladı da böyle yaptı demiyorum. Bu tür teorilere de hiç inanmam. Geçmişe bakınca görülen bu. Krizden yıllar sonra bu ülke bir bağışıklık yaratmış durumda. Öbür ülke(ler) ise hemen hemen tüm bankalarını kurtardı. Herkese sermaye desteği sağladı, devletleştirdi. Kurtarılamayacak olanlar devralındı. Sistemi yüzdürmek için kimseyi suçlayıp ellerindeki malları almadı. Hangisi daha iyi diye mi soruyorsunuz? Bilmiyorum 3-4 yıl sonra anlayacağız. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

