Kimin parasını kim savunacak?
Pazartesi, 30 Mart 2009 17:21

alt

Nisanın ilk haftasında G-20 yeniden toplanacak. G-20 yani dünyanın en önemli görülen 20 ülkesi. Toplantı öncesinde katılımcılardan değişik öneriler ve davranışlar geldikçe eğlenceli bir toplantı olacağa benziyor. Önce Amerikan Merkez Bankası kurtarma operasyonuna katılımını artırdı. AB hiç yapmadığı bir şeyi yaptı: devletler bazında değil AB Konseyi olarak avro cinsinden borçlanmaya başladı. Çin, uluslararası bir para birimine geçme önerisinde bulundu. Acaba doların sonu mu geldi tartışmaları başladı.
Amerika’da Merkez Bankası sadece faizleri saldırgan bir şekilde düşürmekle kalmayıp devletin ihraç ettiği uzun vadeli tahvilleri de almaya başladı. Amaçları belli: bir süre daha tüm vadelerdeki faizleri baskı altında ve düşük tutmak. Ancak ikilem şu ki; bol bol para da basıyorlar. Bu da şimdi değil ama orta vadede doların değer kaybına yol açacak.
Peki, doların değer kaybına itiraz edecek ve onu koruyacak olan ülke hangisi?
Bu sorunun cevabı dünya merkez bankalarının döviz rezervlerinde saklı. Yaklaşık 7 trilyon dolarlık döviz rezerv olarak kasalarda tutuluyor. Kimse parayı nakit tutmaz. En azından enflasyon karşısında değer kaybetsin diye en yüksek itibara sahip ve en likit tahvillerde biriktirir. Bir milli bankanın başka bir milletin parasını rezerv olarak -yani kötü günler için- saklaması başlı başına ilginç bir durum. Ya kendi paranız kötü günler için saklanacak değerde değildir ya da ekonominiz harcayamayacağınız kadar yabancı para üretiyordur. Her ülkenin para biriktirme nedeni farklı. Ancak Şunu da belirteyim, en düşük rezerv sahibi bankalar Amerika ve Avrupa ülkelerinin merkez bankaları. En yüksek miktarda rezervi olanlar ise gelişmekte olan ülkeler. Dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 60’ı dolar, yüzde 28’i avro kalanı da diğer para birimleri. Çin’in ise tam 2 trilyon dolara eşit rezervi var. Dahası bu miktarın yaklaşık üçte biri Amerikan Hazinesi’nin ihraç ettiği bonolardan oluşuyor. Çin’in son çıkışı şimdi daha mantıklı gelmiyor mu? Belli ki doların orta vadede değer kaybedecek olmasından çok rahatsızlar. Bunu da değişik ve dolaylı bir üslupla masaya getirmeye çalışıyorlar. Halen Amerikan Hazine’sinin en büyük borç vericisi ve doların en büyük yatırımcısı onlar. Ancak doların değerini yönetmeyi bırakın, dünya finans yapısında oy hakları bile çok düşük.
Gerçekte istedikleri yepyeni bir “Dünya Lirası” ya da “Süper Para” yaratılması ve tüm ülkelerin bu parayı rezerv olarak tutmasının teşvik edilmesi olduğunu sanmam. Bunu sağlayacak bir altyapı yok. Ne dünya merkez bankası var, ne bu parayı basıp yönlendirecek bir idare var.
Kasalardaki rezervler öyle rahatça ve dengeler bozulmadan değişmez. Ancak servetlerini dolar üzerinde değerlendirenler doların değerinin erimesini istemiyor. İleride de bu tip durumlarda seyirci kalmamak için uluslararası kuruluşlarda da daha çok söz hakkı isteyeceklerdir.
G-20 toplantısında bu açıklıkta tartışmaların yaşanacağını sanmam,  Ancak masadan bu konulara hiç değinilmeden kalkılacağını düşünmek de velinimete pek uymaz.  
Toplantıda olduğunuz bir an düşünün. Kimin neyi savunduğunu görmek çok keyifli olmaz mıydı?

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız