İstihdamsız büyüme
Pazartesi, 07 Eylül 2009 12:55


Hatırlarsınız, krize giriş zamanlarında Türkiye’nin biraz fazla tepki gösterdiğinden bahsetmiştik. Hatta özellikle işsizlik konusunda, haddinden fazla artış yaşandığının altı çizilmişti. İşsizlik oranı yüzde 15’e vararak, en derin kriz olan 2001 krizini de aşmıştı.
O zaman ‘Nasıl oluyor da Türkiye krizden az etkileniyor?’ sorusuna verilen cevap netti: Türkiye biraz önden koşuyor maalesef. Ama diğerleri bizi yakalayacak!
Bu savları ileri süreli 6 ay geçti. Finansal başlayan çalkantının üretim sektörüne ve çalışanlara etkisi dünyada gittikçe daha çok hissediliyor. Türkiye o dönemden beri işsizlik oranını indirmede sınırlı başarı gösterdi, ama tüm ülkeler sınıfta kalmaya aday.
Bakın Amerika’nın işsizliği yüzde 10’u bulmak üzere. Artık iyimserler sadece “Bu ay bir önceki aydan daha az kişi işsiz kalmış” diyebiliyor.
Bu filmin sonrasını ise biz fiilen yaşadık; hafızaları tazeleyin: 2001 yılında artan işsizlik yaklaşık 5-6 yıl boyunca hiç yüzde 10’un altına düşmedi. Ülke hiç yaşamadığı hızda (ortalama yüzde 7’den fazla) ve hiç yaşamadığı sürece (25 çeyrekten uzun süre) büyüdü.
Peki, işsizlik oranına ne oldu?
Hiç!
Ülke ancak işgücüne yeni katılanların bir kısmına iş yaratabildi. İyimser gözle bakarsak: İşgücü verimliliği arttı.
İşte gelecek 2–3 yıl aynen bunlar yaşanacak, krizin sorumlusu ülkelerde. Bu ülkelerin yılda yüzde 3 civarı büyüyoruz diye çığırtmaya başladıklarını görmemiz an meselesi. Ancak istihdamda sorun kısa vadede çözülemez.
Türkiye’de ne mi olacak?
İstihdamsız büyüme ve esnek işgücünün verimliliğe katkısı devam eder.
İşte size soru: Türkiye’de istihdam açılımı yapma zamanı gelmedi mi?

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız