|
Pazartesi, 04 Mayıs 2009 15:52 |
|

Son bir aydır ilginç bir şekilde her yerde bir iyimserlik hakim. Piyasalar coşma arifesinde. Tutmasalar uçup kaçacak. IMF kaynakları arttı. Borsalar üst üste yüksek kapatıyor. Amerika, Avrupa, Japonya G-20 derken herkes bir şeyler yapıyor. Piyasaya para basıyor. Etrafta keskin bir iyimserlik var. Piyasayı takip edenler ‘kriz bitti mi?’ soruları sorma cesaretini henüz bulamadılar. Ancak, ‘en kötüsü olmayacak o zaman iyimser olalım’ demeye başladılar. Hikaye şu: Herkes uzun süreli ve baskın bir duraklamadan, resesyondan bahsediyordu. Şimdi ise “dünya Japonya’nın 1990’larda düştüğü duruma düşmez” fikri hakim olmaya başladı. O zaman ön sıralardan bilet almak için sıraya girmeye başladı. Her tarafta yeni bir hava var, ama ekonomide açıklanan veriler pek bunu desteklemiyor. Ekonominin rakamlarına bakanlar pek de iyimser değil henüz. Büyüme rakamları dünyanın her yerinde aşağı yönde yenileniyor. Türkiye’dekini hepimiz hatırlıyoruz tekrar etmeye gerek yok; yüzde 4 civarlarından eksiye döndük. Eğer bu rakam da daha aşağıya revize edilmezse çok şaşırın. 3 ay gibi bir sürede yeni ve aşağı yönlü açıklama geleceği aşikar. Türkiye’yi bırakıp diğer ülkelere bakınca çok da farklılık görmüyoruz. Geçen hafta Almanya büyüme rakamını eksi yüzde 6’ya indirdi. Aslında buna büyüme değil küçülme rakamı demek gerekiyor. Bu rakama insanın inanası gelmiyor. Almanya dünya savaşından beri bu kadar küçülmemiş. ‘Bir daha bu kadar küçülen bir Almanya’yı görür müyüz?’ diye sormadan edemiyorum. İhracat rakamları tüm dünyada azalıyor. Toplu bir ticaret azalışı filmi seyrediyoruz. Ekonomisi ihracata dayalı ülkeler de sorun yaşıyor, hammadde satan da. Peki, etraf gerçekten rakamların söylediği kadar kötü mü, yoksa gördüklerimiz bize gülistan yaratacak olan güllerin filizleri mi? Bu soruya doğru cevabı veren kişi bir yıl sonra ünlü olur: “Ben demiştim” diyebilir. Sanırım etraf borsaların arttığı, paraların değer kazandığı kadar iyi değil (Türk lirasını hariç tutuyorum). Ama o kadar da kötü belki de hiç olmadık. O kadar çok kötümserlik pompalandı ki hepimiz fazla kötüsünü düşünür olduk. Ekonomideki oyuncular o kadar kötüyü bekledi, herkes o kadar sert frene bastı ki “daha az kötü” ile karşılaşınca freni biraz salmak gerekti. Şimdi de bunun yansımalarını görüyoruz. Biraz üretim kıpırdanıyor. Biraz güven artıyor. Seviyeyi o kadar indirmiştik ki, şimdi ne yapsak artış görünüyor. Gerçek iyimserlik için sizce de işsizlik oranları iyileşmesini, ihracat düşüşünün bitmesini ve kredilerin ferahlamasını beklemek doğru olmaz mı? Bunlar gerçekleşirse zaten hepimiz krizin bittiğini biliriz. Bize daha önce tahmin etme imkanı lazım derseniz: En azından yukarıdakilerin gerçekleşeceğine inanmaya başladığınız zamanı takip edin. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|