Bin yüz milyar dolarcık
Pazartesi, 06 Nisan 2009 16:15

alt

Kriz derinleştikçe rakamlar iyice yükselmeye başladı. Hükümetlerin teker teker açıkladıkları önlem paketleri yetmedi. Şimdi devletler üstü örgütler kanalıyla bir destek yaratılıyor. Bu seferki, yazıyla binyüz milyar dolar ya da 1,1 trilyon dolar. Yaşamakta olduğumuz ekonomik dalgalanmanın senkronize olduğunu bu kadar çok yazdıktan sonra koordineli bir hareketi desteklemem gerekir.
En doğru yaklaşım da bu olacak zaten. Bir benzetme yaparsam: maalesef bu sefer yerel dalgalar tüm dünyayı etkileyen gel-gitten kuvvetli değil. Bu nedenle her ülkenin bu hareketlerden korunmak için yerel dalgakıran yapması mantıksız. Kendi piyasalarınızı koruyacağınızı sanıyorsanız aldanırsınız. Öncelikle engellemek istediğiniz tehlike, dalga ve dalganın yarattığı çalkantı değil. Suların çekilmesi veya baskınlaşmasıyla uğraşmanız gerekiyor. Bu nedenle elbirliğiyle denizde gemisi olanı sakin kıyıya çekmek, kıyılarda baskına maruz kalacakları uzaklaştırmak ve sular çekilirse de sahilde habersiz şekilde korunmasız dolaşacakları engelleyecek önlemler almak zorundasınız.
G-20’nin attığı adım yeterli olmayabilir. Zaten neyin yeterli olacağını bilsek sorunu çözerdik. Önemli olan bu konuda bir şeyler yapılması.
Peki, 1,1 trilyon dolar çok para mı? Hayır. Son 1 yılda milyar dolar seviyesinde veya üstünde varlık sahibi olan insanlar tam 10 trilyon dolar kaybetmiş. Yani toplam servetleri 10 trilyon dolar azalmış. Bu açıdan bakınca dünyanın en büyük ekonomiye sahip 20 ülkesi toplamda çok da vermiş sayılmaz.
1,1 trilyon dolar gerçek mi? Evet, büyük oranda gerçek. Japonya, AB, Norveç, Kanada, ABD ve Çin toplamda 355 milyar dolar veriyorlar. Yani parayı verenler de miktar da net olarak biliniyor. Ayrıca kalan G-20 ülkeleri bunu 500 milyara tamamlayacak. Masada gerçekten 500 milyar dolar taze para var. Kalan kısım, yani diğer yarısı biraz flu. 250 milyar doları dış ticareti destekte kullanılacak. Bunu ülkelerin ihracat ve ithalat bankaları üzerinden kullanacaklar, diye anlayabiliriz. Bunu da belli ki kısa vadeli ticareti finanse ederek kullanacaklar. Yani aynı para 3 yılda 5 kere dönecek. Aslında 250 değil 50 milyardan bahsediyoruz. O da ilk etapta bir kısmı kullanıma açılır vesaire vesaire. Çok şey beklemeyelim. Kalkınma bankaları 100 milyar dolar kullanacak. Onlar zaten kullanıyordu derseniz, itiraz edemem. Bunun yeni para olduğu hakkında şu anda bir açıklama yok. Kalan kısım, yani 250 milyar dolar ise IMF’nin kafa karıştırıcı bir düzenlemesinden geliyor. Nasıl olduğu çok önemli değil, ama nakit kullanım sağlar. Buna IMF ihtiyaç duyuyordu.
1,1 trilyondan Türkiye’ye düşer mi? Evet tabii ki. IMF son 6 ayda 14 ülkeyle anlaşma yapmıştı. Şimdi eli çok rahatladı. Kredi verme kabiliyeti ve kapasitesi arttı. Ayrıca her ülkenin kotası arttı. Türkiye 20-22 milyar dolar arası bir anlaşma müzakere ederken 30 milyar dolara çıkabiliriz.
Meraklısına not: Ekonomik çalkantı göreceli olarak en çok zenginleri vuruyor aslında. Varlığı az olanlar az kaybederken, varlığı çok olanlar mutlak değer olarak büyük miktarlar kaybediyor. Dünyada dolar bazında milyarder sayısı bin 125’den 793’e düşmüş. Rusya’da ise yarı yarıya azalmış.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız