|
Pazartesi, 08 Haziran 2009 10:58 |
|

Türkiye gerçek bir bilmeceler ülkesi. Her zaman ekonomisinde sebebi bilinmez bir gelişme, herkesi şaşırtacak bir veri çıkıveriyor. Benim için her zaman geçerli olan bilmece şuydu; 5-6 yıl üst üste iyiye gitmiş ve karşılaştırabileceğiniz her ülkeden daha iyi performans göstermiş bir ülkenin nasıl olur da kredi notu artmaz. Tabii ki anladınız, 2002-2008 yılları arası geçerli bir bilmeceydi bu. Daha eski isterseniz 1999-2001 arasına bakın. Türkiye’de her ekonomik veri çok iyi çıkarken neden bonolar dünyanın en yüksek reel faiz oranını veriyordu? Hatırlayın faiz dışı bütçe yıllardır fazla veriyordu, IMF büyük bir para ve şöhretiyle program kurmuştu. Enflasyon hızla düşüyordu, vs. vs. Krizle bitti kimse durumu kurcalamadı. Dünyada her şey çok iyi giderken en yüksek reel faiz veren ama dünya tepetaklak giderken faizleri herkesten fazla indiren ülke sizi şaşırtmıyor mu? Bunlar geçmiş, geleceğe ait bir şey söyle, diyenlere de bir bilmece vereyim. Neden Türkiye kendisine bile ait olmayan krizden makroekonomik denge olarak neredeyse hiç etkilenmezken büyüme ve işsizlik oranları dünya rekoru kırıyor? Üzerinde düşünmek gerek. Türkiye enflasyon görünümü, kur ve faiz dengesi ve bankacılık sektörü ile krize son derece bağışık görünüyor.Bankalar kar rekoru kırıyor, enflasyon ve faizler son 40 yılın en düşük oranında, ülke kendi mali programı ile devam ediyor. Buraları çok güzel. Ama işsizlik ve büyüme neden krizden dolaysız etkilenen ülkelerden de kötü? İşsizlik belki daha kolay açıklanır. Diğer ülkelerde de zamanla işsizlik oranı artacak biz biraz hızlı yaşadık diyebiliriz. Ama 2009 yılının ilk üç ayında beklenen büyüme oranının yüzde eksi 10 olmasını kim açıklayabilir? Altını çizmek için bir daha yazayım 2009 yılının ilk üç aylık küçülme oranı yaklaşık yüzde 10 veya civarı olacak. Türkiye dışa açılma hamlelerini yaptı, ihracat ve ihraç edilen mal ve hizmetlere talep önemli. Ama diğer dengesi zayıf ülkeler özellikle cari açığı bizden fazla olan Bulgaristan, Kore ve Güney Afrika gibi ülkeler neden bizim kadar küçülmüyor? Acaba IMF anlaşması bu kadar önemli mi? Yani Türkiye anlaşsa hemen büyüme geri dönecek, ertelenen yatırımlar öne çekilecek, tüketim kararlarındaki belirsizlik netleşecek mi? Bence sorunun sadece küçük parçası bu. Her yapılan reformu ve iyi yönetimi dışarıya bağlayanların cevabı belli: Hemen anlaşma yapılsın. Bence IMF’nin program büyüklüğü artık Türk ekonomisi için küçük kalmaya başladı. Cevabı başka yerde aramak lazım. Yurtiçi kurumsal şirketlerin yabancı ülke bankalarından sağladığı finansman miktarı IMF kredisinin fersah fersah üstünde. Bence gerçek problem/olası çözüm burada. Kendileri fonlamaya muhtaç olan yabancı bankalar başka bir ülkedeki kurumsal şirketlere krediyi neden kısmasın (sıfırlamaz kısar)! Bunun etkisi yavaş yavaş ve dalgalar halinde olur. Eskisi gibi paranın değer kaybettiği, enflasyonun patladığı, bankaların çöktüğü krizi beklemeyin. Finansmanın azalması; ticaretin düşmesi, yatırımların ertelenmesi ve gelecek yıl gelişmekte olan ülkelerin borçlanmakta daha zorlanacakları bir ortam bulması sonuçlarını getiriyor. İşte yeni bir bilmece Türkiye seneye de çıpasız kendi yolunda gider mi, yoksa sürüklenir mi? Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|