Basit, daha basit, en basit
Pazartesi, 28 Eylül 2009 11:58


İşleri karmaşıklaştırmak ilerleme telakki ediliyor. Ne kadar karmaşık ve kompleks bir yapı oluşturursak, o kadar ilerlemiş kabul ediyoruz kendimizi. Ne kadar az kişi anlayıp takdir ederse o kadar sağlam ve yıkılmaz bir yapı kurduğumuzu düşünüyoruz. Ekonomide de bu böyle yönetim şeklinde de ve hatta mimarlıkta da. Tam tersi doğru olabilir mi acaba? Madem daha karmaşık yapı daha yıkıcı krize yol açabiliyor; acaba sistemi daha basit ve anlaşılır kılarsak çöküntü ve krize bağışık bir yapı yapamaz mıyız?
En azından düşünmeye değer. Ekonomi üzerinden incelersek;

BASİT
Önce ekonominin en temel öğeleri arz ve talep ile işe başladık. Kimisi arz kendi talebini bulur dedi; diğerleri her talep arzını yaratır dedi. Çok da önemli değil; birileri üretiyor, diğerleri tüketiyor olduğundan bir eşitlik ya da sürekli yenilenen bir denge kuruluyordu. Kolayca birbirine dönüştürülemeyen ürünler için herkesin değer verdiği ve az bulunan bir madeni kabul edersiniz. Böylece bir saatlik kol gücünü 100 gram mercimeğe çevirebilirsiniz.

DAHA AZ BASİT
Artık ekonomik gücün bir kişi veya ailede kalması zorlaşmaktadır. Sahibin anonimleştiği ve alım satımın yılda bir değil, sürekli yaşandığı bir ortam yaratmak gerekir. Borsa icat edersiniz. Böylece üretim ve tüketim döngüsünden bir derece uzaklaşırsınız. Banka sistemi ile eklemlendirirsiniz. Küçük meblağlarda katılım yapabilecekleri de içeri alırsınız.

EN AZ BASİT
Borsada üretim ve tüketimin dolaylı olarak alınıp satılması çok avam kalmıştır. Bu dolaylı işlemlere bağlı fiyatlanan başka işlemler icat edersiniz. Üretim ve tüketim döngüsünden ikinci derecede uzaklaşmış olursunuz. Buna da türev dersiniz. Artık iki boyutlu miktar ve fiyat analizleri geride kalmıştır. Tüm tahliller üç boyutlu (veya daha fazla) düzlemde fiyatlanır.
Daha karmaşık (yanıltıcı) ve daha anlamlı gelmeye başlar her şey. Doğanın kanunları çözülmüştür. Ancak olan biteni anlayan sayısı iyice azalmıştır ki... Bu türevlerin de parçalanıp ayrı satılmaya başlandığını fani gözler görür, ama dimağlar anlamaz. Her şey tamamen pespembe olur.
Şimdi madem her şeye yeniden göz atıyoruz, bari aynı yanlışları yapmayalım beklentisi oluşturmak gerek. Bu sefer her şey daha basit olmalı, küme düşüren teknik direktörler takımın başından ayrılmalı, ehliyet sahibi olmayana otobüs vermemeli.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız