| Yılmaz Akkılıç'ın son yazısı |
| Çarşamba, 28 Nisan 2010 15:19 | |||
Binmişiz bir alamete, gidiyoruz...Bir kez daha sıralayalım:Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında bulunan -ve de akıbeti bilinmeyen- bombalar… Poyrazköy kazılarında ele geçirilen patlayıcılar, dolu ve boş lav silâhları, el bombaları, tüfekler, tabancalar… Çubuk’ta aynı veya benzer şeyler… Zir’de mühimmat… Boğaz’da keza… Yetmedi Erzincan’daki baraj gölünde öteberi… Ve Genelkurmay Başkanı’nın önce Eğirdir Dağ ve Komando Okulu’nda, sonra Ankara’da karargâhta, sonra bir daha karargâhta, sonra G sınıfı firkateyninin güvertesinde top namlularının gölgesinde esip gürlemesi, masa yumruklaması, kâğıt parçası küçümsemesi… Tutuklanan generaller, amiraller… Gözaltına alınan eski kuvvet komutanları, önce tutuklanıp sonra tahliye edilenler… Habur’da seyyar mahkeme… Özel Kuvvetler Komutanlığı personelinin Manisa’da incelemelerde bulunan Bülent Arınç’a Ankara’da suikast planlaması… Kozmik odada bir ay süreyle araştırma… Islak/sulu imzalı “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın aslının, PTT aracılığıyla el değmeden sağ salim Başsavcılığa ulaştırılması… 2003 tarihli bir harp oyunu/plan tatbikatı/semineri ile ilgili olduğu öne sürülen beş bin sayfalık bavul dolusu “Balyoz Darbe Planı”nın bir gazeteci (!) tarafından Beşiktaş Adliyesi’ne getirilişi… Erzincan’daki Başsavcı ve Ordu Komutanı hakkında -özellikle Orgeneral’in Alevi köylerine okul yaptırması gibi- çok ağır suçlamalar… … Ve Çankaya’da elde Bond çantalarla üçlü zirve… Sonra… TSK’nin bir sivil kamyonla gönderdiği mühimmatla ilgili “ihbar”, Terörle Mücadele’nin yanı sıra Bülent Arınç’ın TRT’sinin ânında işe el koyması ve dahi “El bombalarının seri numaraları silinmiş” diye yayın yapması… Öteki televizyonların eli armut toplamıyor ya, gün boyu bültenleriyle veya altyazılarıyla askerin bomba aracının nasıl derdest edildiğine ilişkin görüntülü, görüntüsüz yayınlar… Ve İçişleri Bakanı’yla Cumhurbaşkanı’nın -olayın gerçek yüzü çoktan ortaya çıkmış olmasına karşın- “Bunlar savcıların görevleridir, bunlarla ilgili hukukumuz ne gerektiriyorsa o yapılır. Bunları çok fazla büyütmemek gerekir” yollu açıklamalarla kafa karıştırmaları… Ana muhalefet partisinden, ihbarın ABD’den yapılmış olabileceği iddiası… Birer gün arayla aynı yerde PKK tarafından patlatılan iki mayın ve iki şehit… Ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan açıklama: “PKK’ye karşı bahar harekâtı başlıyor!” *** Kendimi “bahar harekâtı” için emir alan genç bir birlik komutanının yerine koyarak düşünüyorum: “PKK’li militanlarla karşılaşacak olursam ne yapmalıyım? Mayınlı veya silâhlı saldırıya ateşle karşılık mı vereyim, yoksa ‘İleride başıma iş açılır’ diyerekten birliğimi geri çekip usullacık savuşayım mı?..” Öyle ya yıllarca bu uğurda çabalamış, kanını dökmüş, sakat kalmış, baş teröristi yurda getirmiş komutanlarımdan kimileri şimdilerde ya hapishane hücrelerinde… Ya da bu ağır yükü kaldırmaktansa silâhını şakağına dayayıp çekmiş tetiği… “Evet, ne yapmalıyım?..” Ya ileride bir gün, şu şimdi bana mayın tuzağı kuran veya timime ateş açan terör örgütünün şefini Habur’da değilse -mesela- Cilvegözü’nde karşılama töreninde ben görevlendirilirsem?.. “Evet,evet; ne yapmalıyım?..” *** Ne diyordu firkateynin güvertesindeki top namlularının gölgesinde gürleyen manevra kıyafetli Genelkurmay Başkanı: “Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne karşı bir asimetrik psikolojik harekât yapılmakta…” TSK’nin bomba yüklü nakil aracının ABD’den -veya başka bir yerden- yapılan “ihbar” ile terörle mücadele ekiplerince durdurulması, Emniyet’e götürülmesi, kozmik oda savcısının duruma derakap el koyması, Arınç’ın TRT’sinin konuyu âdeta “TSK’nin kötü siciline ek dosya” muştusuymuşçasına ağzı sulanaraktan flaş flaş flaş duyurması, öteki televizyon kanallarıyla gazetelerin olayın üstüne atlaması… Ekranlarda sabahtan akşama “bomba yüklü kamyon” altyazılarının fırdolayı dolaştırılması… Bütün bunlar “asimetrik psikolojik harekât” kapsamı dışında mı kalıyor Allah aşkına? Yoksa gelecek zirve için Bond çantalarda mı biriktiriliyor? Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Ermeni soykırımı tasarısını kabul etmiş! İsveç parlamentosu yalnızca Ermenilerin değil, Pontus Rumlarının, Süryanilerin, Keldanilerin -ve belki daha başkalarının da- soykırıma uğratıldığını onaylamış! Ve kamuoyu yoklamalarına göre TSK’nin halk katındaki saygınlığı giderek aşınmakta... Ne diyordu firkateynin güvertesinde kamuflaj giysili Genelkurmay Başkanı: “Türk Silâhlı Kuvvetleri’ne karşı asimetrik psikolojik harekât yapılmakta…” Güldürmeyin insanı! Adam elde testere çıkmış ağacın tepesine, kocaman bir ana dalı kesmeye çalışmakta. O sıra yoldan geçen “Bindiğin dalı kesiyorsun” diye seslenmiş ama dinleyen ki? O misal… Türkiye nereye gidiyor? Yoksa ünlü deyişteki gibi: Binmişiz bir alâmete, gidiyoruz... Yılmaz Akkılıç
|
