| Çevreci istihdam zamanı |
| Pazartesi, 19 Nisan 2010 15:03 | |||
Dilek GÖRAL Avrupa Birliği ile yürütülen katılım müzakerelerinin 27. faslını oluşturan çevre konusu, kamuyu da özel sektörü de bir hayli zorlayacak. Tarım ile birlikte müzakerelerin en zorlayıcı kısmı olduğu belirtilen çevreye ilişkin yükümlülüklerin, 300 başlık altında toplanan detayları, hem maliyet hem de zaman gerektiriyor.22 Aralık 2009 tarihinde başlayan ve 2023 yılında tamamlanması öngörülen söz konusu fasılda, içme suyundan karbon salınımına 300 başlıkta yapılması gerekenler sıralanıyor. Bu faslı tüm detayları ile yerine getirebilmek için Türkiye’nin 23 yılda 70 milyar avroluk yatırım yapması gerekiyor. Müzakereler çerçevesinde AB tarafı başlangıçta 11 ana başlıkta sorular yöneltti. Yatay mevzuat, doğa koruma, atık, genetiği değiştirilmiş organizmalar, su, hava kalitesi, gürültü, iklim değişikliği, sivil savunma, endüstriyel kirlilik kontrolü ve kimyasallardan oluşan bu ana başlıklar altında yüzlerce konuda, Avrupa Parlamentosu direktiflerinin neler olduğu, Türkiye’deki mevcut uygulamaların neler olduğu, direktiflerin Türkiye’nin iç hukukuna uygunluğu, direktifleri sağlayabilmek için yapılacak çalışmaların ne kadar sürede tamamlanabileceği soruldu. ALT DETAYLAR Çevre faslı müzakerelerinde alt başlıklar ise şöyle: Espoo Sözleşmesi’ne uyum, çevresel bilgiye giriş direktifi, halkın katılımı direktifi, Aarhus sözleşmesi, çevresel sorumluluk direktifi, ozon tüketen maddeler (Viyana Sözleşmesi, Montreal Protokolü ve Londra, Kopenhag, Montreal, Pekin Değişiklikleri), emisyon ticareti yönetmeliği ve ilgili kararlar, Kyoto Protokolü, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliği, stratejik çevresel değerlendirme direktifi, sivil savunma, raporlama direktifi, Avrupa Çevre Ajansı Yönetmeliği, hava kalitesi çerçeve direktifi, kükürt dioksit, azot dioksit ve azot oksitleri direktifi, havadaki kurşun ve partikül, havadaki ozon direktifi, arsenik, kadmiyum, cıva, nikel ve hava polisiklik aromatik hidrokarbonlar direktifi, emisyon ürünlerinin sınırlandırılması direktifi, havadaki benzen ve karbon monoksit direktifi, ulusal emisyon tavan direktifi, petrol depolama emisyonları direktifi, kaliteli benzin ve dizel yakıtların direktifi, bazı sıvı yakıtların kükürt içeriği azalma direktifi, binek araçların karbondioksit etiketleme direktifi, yeni binek araçlarda AB karbondioksit izleme planı, CRLTAP ve Gothenburg Protokolü (uzun menzilli sınır aşan hava kirliliği sözleşmesi), çevresel gürültü direktifi, IPPC Direktifi (entegre kirlilik önleme), EPER Kararı (belirli emisyon sınırlamalarını üstündeki kirleticilerin bertarafı), atık yakma direktifi, asbest direktifi, solventler direktifi, Seveso Yönergesi (tehlikeli maddelerin kontrolü), EMAS Yönetmeliği (eko denetim ve yönetimine gönüllü katılım), eko-etiketleme yönetmeliği, kimya, doğa koruma. AVRUPA ÇEVRE AJANSI YÖNETMELİĞİ Ana konu başlıklarından Avrupa Çevre Ajansı Yönetmeliği de kendi içinde alt başlıklar içeriyor. Ağırlıklı olarak su ile ilgili çerçeve direktiflerin yer aldığı ve kent yaşamını yakından ilgilendiren yönetmeliğe ilişkin alt başlıklar şöyle: “Kentsel atıksu arıtma, nitratlar, yeraltısuyu, su ve içme suyu ölçümü, denizler, deniz canlıları, atık çerçeve direktifi, düzenli depolama direktifi, madencilik atık direktifi, atık taşıma yönetmeliği, titanyum dioksit, ambalaj ve atık paketleme, kanalizasyon, atık elektrikli ve elektronik ekipman, pil ve akümülatörler, tehlikeli atık, atık yağlar, poliklorlu bifenillerin bertarafı. SANAYİCİ HAZIR DEĞİL Temelde, hava, toprak ve suda oluşan kirliliği azaltarak sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bu çok kapsamlı direktiflere uyum, kamu ve özel sektör ile yerel yönetimlerin çeşitli yatırımlarla gerekli önlemleri almasını zorunlu kılıyor. Bir yandan da halkın katılımı ile tüm kesimlerin çevresel sorunlarla mücadelesini öngörüyor. Bu çerçevede ekonomik faaliyetlerin temelinde yer alan sanayi işletmelerinin yerine getirmesi gereken görevler var. İşletmelerin atıksu arıtmadan emisyonlara, doğal kaynakların kullanımından atıkların bertarafına kadar çok kapsamlı yükümlülükleri yerine getirmeleri gerekiyor. Bu yükümlülüklerin, getireceği maliyet nedeniyle kısa vadede gerçekleşmesi kolay olmayacak. Sanayici bu konudaki taleplerini Çevre ve Orman Bakanlığı’na iki ay önce ileterek, yatırımların aceleye getirilmemesi ve zamana yayılması konusunda destek istedi. Ancak takvim işliyor ve ilk uygulamalar 1 Temmuz 2010 itibariyle başlayacak. Bunların başında da çevre konusunda uzman personel istihdamı geliyor. İstihdam sağlayamayan işletmeler de bu konuda yetkilendirilmiş şirketlerden hizmet alacak. EMAS YönetmeliğiAB’nin ekoyönetim ve denetim organizasyonlarını ifade eden EMAS Yönetmeliği, kamu ve özel kuruluşlar, özellikle de KOBİ’lerin gönüllü katılımlarını öngörüyor.Endüstriyel kirliliğin kontrolü ve risk yönetimini içeren yönetmelik, ISO 100011, ISO 14001 ve EN 45012 standartlarını da bu çerçevede değerlendiriyor. Yönetmeliğin uygulanmasında 1991’de yürürlüğe giren Espoo, 1992’de yürürlüğe giren Helsinki ve 1998’de yürürlüğe giren Aarhus Sözleşmeleri esas alınıyor. Sınıraşan Çevresel Etki Değerlendirme Sözleşmesi-Espoo, sınıraşan boyutta çevre kirliliğine yol açan faaliyetlerin proje aşamasında taraf ülkelerin ve kamunun (bireylerin ve örgütlü grupların) katılımı ile değerlendirilmesini amaçlıyor. AGİK ile ön plana çıkan Helsinki Sözleşmesi’nin ekonomiye ilişkin hükümleri arasında çevre konusunda ülkelerin işbirliği öngörülüyor. Yargıya Başvurma Hakkı, Karar Vermeye Halkın Katılımı ve Bilgiye Erişim Sözleşmesi/Aarhus ise herkesin sağlıklı ve refah içinde bir çevre ortamında yaşama hakkını korumak amacıyla, çevresel konularda halkın bilgilendirilmesi, karar mekanizmalarına halkın katılımını ve yargıya başvurulabilmesiyle ilgili konuları içeriyor. EMAS çerçevesinde geliştirilen direktifler en çok kirlilik yaratan alanlarda uygulanıyor ve endüstriyel kirliliğin kaynağında kontrolünü öngörüyor. Çevre Müdürlüğü ne diyor?AB Müzakereleri çevre faslında mevzuatın çok geniş tutulduğunu belirten Çevre İl Müdürlüğü yetkilileri, çok sayıda yönetmelikte AB mevzuatına uygun olarak değişikliğe gidildiğini ve herkesin buna uymak zorunda olduğunu vurguladı.Mevzuattaki en önemli konulardan birinin atıksu ile ilgili olduğunun altını çizen yetkililer, organize sanayi bölgelerindeki sanayicilerin bu konuda sorun yaşamadığını, ancak münferit tesislerin atıksu sorunu olduğunu kaydetti. Bu tür işletmelerin önlemlerini almak zorunda olduğunu söyleyen yetkililer, şu görüşleri dile getirdi: “Kendilerine çeki düzen vermek zorundalar. Örneğin atıksu arıtması olmayan tekstil tesisleri, suyu dere veya baraja veriyorlar. Suda tuzluluk çok yüksek düzeye çıkıyor. Kumaş yapacağım diye toprağı kuraklaştırıyorlar. Yarın o fabrikalar kapanır ama toprak çorak kalır. Sanayici karşımıza hemen istihdam faktörünü çıkarıyor. Ama yarın toprak çoraklaştığında insan faktörü de kalmayacak. Beslenme, sağlık, istihdam sorunları yaşanacak. Ekonomide öncelik istihdam deniliyor ama biz istihdamdan çok geleceği, sürdürülebilir ekonomiyi düşünüyoruz. Kumaş her yerde üretilir. Örneğin şimdi Mısır’a gidiyorlar. Rahat vermiyorsunuz kaçıyoruz diyorlar.” Yetkililer, krizin gerekçe olarak kabul edilemeyeceğine de işaret ederek, “Kriz diyorlar ama çevre yatırımı yapan da var. Bu bir öncelik meselesidir. Bizim için önemli olan yasalardır” görüşünü dile getirdi. 1 Temmuz 2010’dan itibaren uygulanmaya başlayacak, çevre uzmanı personel istihdamı konusunda da işletmelerin gereken hazırlıkları yaptığını ve mevcut personelini eğitime gönderdiğini, personeli olmayanların ise yetkili kuruluşlarla hizmet alımı konusunda görüşmelere başladığını ifade eden yetkililer, uygulamaya ilişkin süre uzatımı olmayacağını da açıkladı. Yetkililer, “Krizdeyiz diyene geçiş süreci yok. Özellikle çevre konusunda sanayiye bundan sonra verilecek taviz yok. Zaten son noktaya gelindi, deniz bitti, üç-beş yıl süreyse istenen, bundan önce zaten verildi. Herkes kendi penceresinden bakıyor. Sanayici için külfet gibi görünse de gelecek için gerekli” dedi. Neler yapıldı?AB Katılım Müzakereleri çevre faslı çerçevesinde mevzuat düzenlemeleri başladı. Çevre Yasası’na bağlı çok sayıda yönetmelikte mart ayı sonunda değişikliğe gidildi. 30 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren değişlik yapılmış yönetmelikler şöyle:26562 sayılı Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, 25569 sayılı Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği, 26952 sayılı Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği, 25791 sayılı Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği, 26357 Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği, 27277 sayılı Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği, 25687 sayılı Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, 25755 sayılı Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, 26005 sayılı Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği, 26739 sayılı Poliklorlu Bifenil ve Poliklorlu Terfenillerin Kontrolü Hakkında Yönetmelik, 25883 sayılı Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği. Ayrıca 26 Mart 2010 tarihinde yayımlanan 27533 sayılı Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelikle de atık bertarafı sırasında oluşabilecek risklere karşı önlemler getirildi. 1 Nisan 2010 tarihinde de, 27075 sayılı Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde değişikliğe gidildi.
|

Avrupa Birliği ile yürütülen katılım müzakerelerinin 27. faslını oluşturan çevre konusu, kamuyu da özel sektörü de bir hayli zorlayacak. Tarım ile birlikte müzakerelerin en zorlayıcı kısmı olduğu belirtilen çevreye ilişkin yükümlülüklerin, 300 başlık altında toplanan detayları, hem maliyet hem de zaman gerektiriyor.