Yeşil Bursa
Pazartesi, 08 Haziran 2009 11:01

alt

Bir zamanlar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Ovanın yeşili, göğün mavisi ve mimarilerin en ilahisi” satırlarıyla anlattığı Bursa. Hayallerimin kenti. 36 yaşındayım ve ilkokula başladığım yıllardaki Bursa’yı bile anlattığımda arkadaşlarımı inandıramadığımı fark ediyorum. Açıkçası ben de Setbaşı’ndan Çekirge’ye kadar yapılan yürüyüşleri ve parmakla sayılan araç sayılarının olduğu dönemleri AS TV’de Ahmet Erdönmez’in hazırlayıp sunduğu “Bursa’da Zaman” programında, büyüklerimizden, büyük bir şaşkınlıkla dinliyorum. Peki, ne oldu bizim yeşil Bursamıza? Bugün sırt sırta yaslanmış binaların ve daracık sokakların olduğu eski Bursa ile kimliksiz binaların oluşturduğu ve fotoğraflarını gördüğümüzde neresi olduğunu bir türlü çıkaramadığımız yeni Bursa olarak iki farklı Bursa var. Sosyal değişimin bu kadar hızlı yaşandığı bir kentte önce yaşam kültürümüze uygun olmayan binaları inşa ediyor, sonra da o binaların bizi şekillendirmesine izin veriyoruz. Asfalt yolların arasındaki bordürlerde ve viyadüklerdeki alanlara çim ekip, şehirdeki toplam yeşil alan miktarının arttığından bahsediyoruz. Bir şeye açıklık getirmekte fayda görüyorum. Çim kültürüyle kentliye sunulan yeşil alan mantığı tam bir göz boyamadır. Mevcut parkları düzenlemekle de iş bitmiyor. Kentimizin yeniden yeşil adıyla anılmasının tek yolu radikal projelerden geçiyor. Bursa’nın potansiyel deprem riski farklı bilim insanlarınca defalarca tekrarlanırken, bizim yeni alışveriş merkezlerinin inşası ve emlak rantından başka tartışacak gündemimizin olmaması hayret verici. Deprem riski denildiğinde hafızalarımız bize oyunlar oynuyor ama durumun ciddiyetini anlamak isteyenlerin son depremlerde yaşadığımız korkuları akıllarına getirmeleri yeterli olacaktır diye düşünüyorum. Eski Bursa olarak adlandırabileceğimiz kent merkezinin ve hemen bitişiğindeki ucube yerleşimlerin ne olacağıyla ilgili bir vizyon geliştirmemiz, eylem planları hazırlamamız ve işi uygulama projelerine kadar götürmemiz gerekiyor. Kentlilik kültürü bunu emrediyor. Belediye başkanlarından, zaten görevleri olan alt ve üst yapı projelerini talep etmekten çok, zamanlarını bu dönüşümün altyapısını oluşturmak için ayırmalarını talep etmemiz hepimizin yararına olacak. Her ne kadar son 50 yıldır kentin geleceği için karar veren tüm belediye başkanları başı çekse de Bursa’nın bu hale gelmesinde hepimizin sorumluluğu olduğunu kabul etmekle işe başlayabiliriz. Kentimiz hızla kültürel ve doğal varlıklarını kaybetmeye devam ediyor. Ben çocuklarıma “bir zamanlar Bursa”yı anlatmak istemiyorum. Adetleriyle, kent yaşamıyla, yeşiliyle, ovasıyla, Nilüfer’iyle, havasıyla kısaca her şeyiyle Bursa’yı yaşamalarını istiyorum. Bu tür vizyonlar geliştirmek için ise kenti sevmek, kent rantı ve siyasi çıkarlar düşünmemek ve bilimsel destek almak yeterli.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız