|
Pazartesi, 03 Ağustos 2009 09:33 |
|

Yenişehir Han Düğün Salonu’nda 29 Temmuz 2009’da bölgede kurulması planlanan tehlikeli atık yakma ve geri kazanım entegre tesisiyle ilgili önemli bir bilgilendirme toplantısı yapıldı. Uludağ Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Cebe, Ziraat Mühendisi Ferruh Erdoğan, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Ahmet Soysal, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ve Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü adına da benim konuşmacı olarak katıldığım panelde sunumlar ve gelen sorular oldukça ilgi çekiciydi. Bursa basını toplantının başında kısa bir haber oluşturmak için çekimler yaptıktan ve birkaç panelistin görüşlerini aldıktan sonra ayrıldı. Ancak toplantının tamamı birkaç “farklı” kamerayla görüntüye alındı. Bilgilendirme toplantısı yazın en sıcak günlerinde, tarımın en hızlı zamanında tarladaki ve evlerindeki işlerini bitiren ve düğün salonunu hınca hınç dolduran Yenişehirlilerin katılımıyla gerçekleşti. İşin en güzel yanı herhalde buydu. Farklı görüşlerden, farklı köylerden, farklı mahallelerden yüzlerce Yenişehirli toplantıyı gece saat 23:30’a kadar bıkmadan takip etti. Yatırımın girişim aşamasında pek de alışık olmadığımız bir şekilde bir araya gelinen toplantıda tek eksik, yatırımı yapacak kuruluşun temsilcilerinin orada konuşmacı olarak yer almamalarıydı. Toplantıda konunun kimyasal, çevresel, tarımsal ve insan sağlığına ilişkin yönleri hakkında çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Halkın, konuşmacıların ifadelerine verdiği tepkiler ve sordukları sorulardan ön plana çıkan başlıca soru şu idi:
NEDEN YENİŞEHİR? Herkes, Yenişehir’de tarıma dayalı yaşama o kadar alışıktı ki bu tür bir tesis için neden Yenişehir’in seçilmiş olabileceğine bir türlü cevap bulamadılar. Bize aynı soruyu yönelttiklerinde doğrusu biz de onlara tatmin edici cevaplar veremedik. Panelde en akılcı yaklaşımlardan biri bölgenin sosyo-ekonomik yapısını değiştirecek nitelikte bu ve benzeri endüstriyel tesislerin Yenişehir gibi Türkiye’nin en verimli ovalarına veya yakınlarına kurulmasına karşı 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun çalıştırılması talebi idi. Kanunun 14. maddesinde Yenişehir gibi ovaların “Büyük Ova” kabul edilmeleri durumunda bu ovalarda bulunan tarım arazilerinin hiçbir surette amacı dışında kullanılamayacağını, ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; tarımsal amaçlı yapılar veya Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler için tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebileceğini belirtiyor. Bu da bu kadar kıymetli arazilerin ve yakın çevresinin korunması için önemli bir güvence oluşturuyor. Konunun çevre mühendisliği yönünden tüm artı ve eksi yönlerini aktarmaya çalıştığım toplantıda yöre halkının; tesisin ülkemiz için ihtiyaç olabileceği ancak bu bölgenin yanlış bir seçim olduğu fikrinde birleştiklerine şahit oldum. Umarım süreç tüm taraflarca demokratik ve çağdaş bir çizgide götürülür. Nihayetinde Bakanlıkça da ihtiyaç olduğu söylenen bu tür yatırımlar uygun bir planlama, uygun teknoloji ve uygun bir yer seçimi ile hayat bulur. Tabii Yenişehir’liler de sadece bu tesisle ilgili değil, Kocasu Deresi’nin kirliliği, atıksularının nereye gittiği, Yenişehir’deki endüstrilerin oluşturdukları kirlilik, genetiği değiştirilmiş veya kısır tohum kullanımı, evsel atıklarının nereye döküldüğü vb. konularda, kısacası yaşamak istedikleri Yenişehir’le ilgili hassasiyetlerini göstermeye devam ederler. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|