Temiz Nilüfer için
Pazartesi, 14 Aralık 2009 14:02


BUMİAD tarafından 5 Aralık 2009 tarihinde gerçekleştirilen panel, Nilüfer Çayı’nı yeniden gündeme taşıdı.
DSİ, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, BUSKİ, TMMOB Gıda ve Ziraat Mühendisleri Odası’ndan temsilcilerin konuşma yaptığı panelde Uludağ Üniversitesi’ni de ben temsil etmeye çalıştım.
Katılan kamu kurumları kendi uygulamaları üzerinde dururken, oda temsilcileri Nilüfer Çayı’nda görülen kirlilik ve etkilerinden bahsetti. Benim yaptığım sunuşun ana içeriğini dinleyicilere yönelttiğim iki soru oluşturuyordu:
Nilüfer’i neden kurtarmak istiyoruz? Bursa gerçekten Nilüfer’in kurtulmasını istiyor mu?
Her ne kadar yetersiz görsek de kamunun yaptıkları ve bilimsel çalışmalar bir yana bırakıldığında, Bursalı Nilüfer’i ne kadar düşünüyor ve onu geri kazanmak için ne yapıyor, ortada. Kocaman bir “hiç.” Konuyu ilgililere havale edip bekliyoruz. Kendimizi toplantılarla kandırmak ve panellerde bir araya gelerek yitirdiğimiz her değerin arkasından yaptığımız gibi Nilüfer’in arkasından ağıtlar yakmak işin en kolay yanı. Çünkü yaptığımız sadece günah çıkarmak.
Yaklaşık 50 yıl içerisinde Nilüfer’e bırakılan her türlü atığı görmezlikten gelen bizleriz. Kokmaya ve rengi kararmaya başlayınca yüzümüzü ekşiterek ve kafamızı diğer tarafa çevirerek yanından sessizce gidenler de bizleriz.
Size çok basit bir soru sorarak Nilüfer kirliliği hakkında görüşünüzü duymayı çok isterdim. Yaşadığınız ev veya işyerinde tuvaletinizin sokak bağlantısında bir arıza meydana gelse ve tüm atık suyunuz sokağa taşarak ortalığı dayanılmaz bir koku kaplasa ne yapardınız? Aklı selim içinde davranan ve toplumda yaşamayı içselleştirmiş her birey atık suyunun sokağa akmasını engellerdi herhalde değil mi? Peki yıllardır Nilüfer’e kontrolsüzce akıtılan milyonlarca ton endüstriyel ve evsel atık suyun etkisi neden ihmal ediliyor?
Bence sorun şu; siz sokağa atık suyunuzu bıraktığınızda karşı komşunuz kokudan, mikrop kapma riskinden, ortaya çıkan çirkin görüntüden dolayı size şikayetlerini anında belirtir. Problem iki gün devam etse üçüncü gün komşunuzla ya karakolluk ya mahkemelik olursunuz. Oysa Nilüfer’in ne ağzı var ne dili. Gece yarısında boşaltılan molozları da kirlilik yüklü atıksuları da sesini çıkarmadan alıyor sinesine.
Nilüfer binlerce yıllık bu kadim şehrin alnında bir kara çizgi!..
50 yılda kararttığımız bu çay ancak onun ağzı ve dili olacak insanlar sayesinde derdine derman arayabilir. Ben Bursa’da gerek kamuda, gerek sanayide görev yapan, gerekse bu şehrin nimetlerinden faydalanan insanların bu çaya sahip çıkacağına eminim.
Nilüfer’de kimlerin menfaati olduğunu veya bu halde devam etmesine kimlerin göz yumduğunu hepimiz biliyoruz. Artık süreç farklı işlemek zorunda.
Nilüfer’in kurtarılması projesinde katkının öncelikle kirlenmede en çok dahli bulunanlardan ve ilgili kurumlardan gelmesi gerekiyor.
Eğer Bursa Valiliği önderliğinde havza yönetimine dayalı gerçekçi bir proje başlatılırsa bunun üç önemli ayağı bulunması gerekiyor. Bunlardan bir tanesi, bu tür projelerin temelini oluşturan mali kaynak bölümü. Bir diğeri projenin bilimsel olarak kurgulanması, takip edilmesi ve değerlendirilmesinin yapılacağı araştırma geliştirme bölümü.
Son olarak ise  yapılanları şeffaflıkla Bursa halkıyla  paylaşacak ve projeye halkın katılımını sağlayacak eğitim-iletişim bölümü. Bu yapının içerisinde üniversite, ilgili kurumlar, sivil toplum bulunmalı, ancak en önemli olan ayağı elbette sanayicimiz oluşturmalı.
Gelinen süreçte sanayicimizin Bursa’ya önemli bir borcu bulunuyor. Üstelik bu borcu ödemek için de önemli bir fırsatı var. Sanayicimiz bu projeye inanarak maddi ve yönetimsel katkılarını sunarsa projenin sonuçlanmaması mümkün değil.
Ülkemizin en önemli katma değerini üreten ilk üç şehri arasında yer alan sanayimizin yönetim sistematiği bu tür bir projenin tüm bölümlerinin planlamasını ve yönetimini gerçekleştirecek güçtedir diye düşünüyorum.
Bu proje için herkesin görev ve sorumluluklarını şimdiden planlamasında yarar görüyorum. Bursa medyasından da tek dileğim konunun takipçisi olmaları.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız