Renkli atıksularımız, renkli derelerimiz
Pazartesi, 05 Temmuz 2010 11:01


Nilüfer Çayı’nın ve çaya bağlı derelerimizin kirliliğiyle ilgili en çok algılanan parametre renk. Genellikle kentimizde tekstil boya-baskı işiyle uğraşan imalatçılarımızın o gün uyguladığı renk ne ise derelerimizin rengi de bu renklerin bir karışımı oluyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün internet sayfasında yer alan “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı” bu soruna çözüm getirmeyi amaçlıyor. Taslakta Geçici Madde 8: Faaliyetler bu Yönetmeliğin Ekler bölümünde sektör tablolarında belirtilen renk parametresi için deşarj standardını sağlayarak 12 ay içerisinde atıksu konulu çevre izinlerini yenilemeleri gerekmektedir, diyor. Daha sonra da her sektör için ayrı ayrı renk parametresi için sınır değerler getiriyor. Birçok sektörde bu değer 2 saatlik kompozit numune için 120 pt-Co, 24 saatlik kompozit numune için 110 pt-Co olarak belirlenmiş durumda.
Taslağın bu şekli ile kabul edilmesi halinde kentimizdeki birçok atıksu arıtma tesisinin renk giderimi için ilave üniteler inşa etmeleri gerekecek. Özellikle sanayi bölgelerimizin atıksu arıtma tesisleri bu konuda yüksek maliyetli yatırımlar yapmak zorunda kalacaklar.
Renk giderimi yapıldığında ise su kalitesi ile ilgili başka bir konu gündeme gelecek. Bu kalitede arıtılmış suyun derelere deşarj edilmesi yerine sanayide yeniden kullanımı. Yani problem şimdiden algılanmak ve daha köklü çözümler üretilmek zorunda. Sanayi bölgelerimizde su yönetimi Avrupa Birliği uyum sürecinde karşılaşacağımız yeni yönetmelikler ve yönetim sistematikleri dikkate alınarak uygulanmalı. Klasik sistemdeki; önce atıksuyu oluşturup, sonra oluşan atıksuları kademe kademe arıtalım yaklaşımı artık iflas etmiş durumda. Peki ne yapmak gerekiyor?
İşi başından itibaren kontrol edeceğimiz bir akım şemasıyla idare etmeliyiz. Bu akım şemasında, önce ana su kaynaklarımız uzun vizyonlu olarak belirlenmeli, sanayide su kullanımını daha üretim aşamasında sınırlandıran teknolojiler tercih edilmeli, su kullanımı işletmelerde en aza indirilmeli, oluşan atıksuyun işletmenin farklı bölümlerinde yeniden kullanım alternatifleri araştırılmalı, son olarak atıksu işletmeyi terk etmeden arıtılabilecek parametreler giderilmeli. Oluşan atıksuyun arıtımında da seçilen teknoloji suyun yeniden kullanımını hedeflemeli. Bu konudaki en güzel örneklerden biri kentimizde Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nin proses suyu ihtiyacını karşılayan Proses Suyu Üretim Tesisi. Tesis, Nilüfer Çayı’ndan aldığı 50 bin ton suyu arıtarak her gün yeniden  sanayinin kullanımına sunuyor. Sahip olduğu teknoloji ve arıtım kalitesiyle öncü tesisler arasında yer alan bu tesisin benzerleri bahsettiğim süreçte artacak. Ultrafiltrasyon ve ters osmos teknolojisinin kullanıldığı tesiste dikkate alınacak en önemli sorun ise oluşan atık konsentratın ne yapılacağı. Yukarıda bahsettiğim yönetim sistematikleri uygulandığı taktirde işletmelerdeki su kullanımı önemli ölçüde azalacak ve dışarıdan su talebi oldukça azalmış sistemler ortaya çıkacak.  Özellikle yeni dönemde arıtma tesisi yapmayı taahhüt eden sanayi bölgelerimizin bu konuyu dikkate alacağını düşünüyorum.

Kamil Salihoğlu'nun Tüm Yazıları İçin Tıklayınız